Ömer KIZILÖZ


HAYATIMIZA GİRENLER ÇIKANLAR

HAYATIMIZA GİRENLER ÇIKANLAR



Yağmur dalgalarının bir su birikintisine düştüğünü görmüş ya da bir göl kenarında, bir deniz kenarında iken suya taş atmışsınızdır. O düşen yağmur damlasının ve taşın suya düşme anında suda oluşturduğu hareketle sonraki ritmik şekilde devam eden, önce büyük olan sonra ise küçülen dalgalar ne kadar da farklı değil mi?

Evrende ve tabiatta meydana gelen olayları bunların meydana pgelmesinde ki sebep sonuç ilişkilerini iyi analiz ettiğimizde görürüz ki Allah’ın sünnetullahı dediğimiz bu kanunlar aslında bireysel yaşantımızda da sosyal ilişkilerimizde de mevcut.

Etki tepki yasasının işleyişinde olduğu gibi en büyüğünden en küçüğüne kadar, irademizle ya da irademiz dışında bir sözle, olayla ve durumla karşılaştığımız ne varsa, bizi mutlaka etkileyecek.

Evet, yıllar önceydi, evliliğimizin 3. yılında eşimle birlikte gitmiş olduğumuz kadın doğum doktorunun özel muayenesinde, çocuğumuzun olmayacağı haberini almıştık, doktorun devamında bize istenirse bir kaplıca tedavisi görebileceğimizi söylediği an hem kendimi içten içe teskin etmeye çalışırken; bir taraftan da bu netice karşısında neler ya-
pabileceğimizi düşünüyordum. Sonrasında muayeneden çıktık, asansöre bindiğimizde eşim gözyaşlarına hâkim olamamıştı, o anda içimden sessizliğe gömülmek ve dakikalarca konuşmamak geliyordu, ancak eşimin bu durumu olumsuz bir şekilde içselleştireceğini düşünerek, ona ağlamaması gerektiğini, benim için kendisinin çok özel ve önemli olduğunu ve kendisini çok sevdiğimi söyledim. Aradan yıllar geçti.

Şu an iki güzel çocuğumuz var. Düşünüyorum da asansörde başlayan ve sonrasında dakikalarca devam eden o anlarımız çok özel anlardı. Şayet, ben de kendimi kaptırıp koyuverseydim, her şey belki de daha farklı olacaktı.

Hayatımıza yeni giren bir duruma örnek olması adına;
İstanbulda bulunduğum yıllarda beni de etkileyen bir olay yaşamıştım.
Dürüstlüğüne, adalet duygusuna ve insancıllığına tümüyle İtimat
ettiğim, sadakatine ve güvenirliğine inandığım bir tanıdığım; bir gün çalışmış olduğum iş yerime gelerek iş yerlerine tayinen yeni bir bayanın geldiğini, kendisinin ise bu bayana aşık olduğunu, ikilemde kaldığını, aslında eşini de çok sevdiğini, ne yapacağını bilmediğini söylediğinde, çok şaşırmıştım. Arkadaşım, iş yelerinde çalışmaya başlayan
bu bayanın, sadece iş arkadaşı olduğunu, ilişkilerini de bu çerçevede
düzenlemesi gerektiğini sık sık kendisine telkin etseydi; iş hayatında
olan bu değişimi olması gerektiği yere koyabilseydi belki de bu ikilemlerde kalmayacaktı.

Nefes alıp verdiğimiz müddetçe, iradi ya da irade olmayarak, hep yeni olaylarla, durumlarla insanlarla ve sözlerle karşılaşacağız.
Aynı durum düşüncelerimiz için de geçerli, bazı düşünceleri bilinçli olarak zihin dünyamıza çağırırken, bazı düşüncelerimiz ise otomatik olarak zihnimizde dolaşan ve bilincimizi etkileyen yönlendiren düşünceler olacak. Burada önemli olan ilk etki, ilk karşılaşma anında reflekssel olarak değil de, hayatımızda meydana gelen bu değişikliklere karşı bir duruş, bir tavır bir plan ortaya koyma düşüncesi olmalı ve bunu da gerekiyorsa fiiliyatta gösterebilmeliyiz.



YAZARLAR