Hayat ve bereket
Tarih: 15.3.2017 15:39:45 / 417okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Fidan dikecek toprağım yok. Olmasını çok isterdim. Buna rağmen her bahar fidanlıklara giderim. Meyve fidanı seçenleri, alanları imrenerek seyrederim. Kimi kirazdan yana tercihini kullanıyor, kimi elma veya armuttan. Evlerine, bahçelerine sevinçle dönüyorlar. Ayrıca uzun yıllar beklemek de gerekmiyor. Birkaç yıl sonra fidanlar meyveye duruyor. Ne güzel.
Fidan dikme, ağaç budama programları seyrediyorum. Özenle ve sevgiyle yapılan işleri severim. Bağım bahçem olmamasına rağmen bu bilgiler ne işime yarıyor? Baharda dağlara gittiğimizde, ormanları gezdiğimizde, gözümün tuttuğu ahlat, alıç, döngel, çördük, kiren gibi ağaçların genç olanlarını buduyorum. Issız yerlerde böyle ağaçlarım var. Yıllar sonra tekrar karşılaştığımız oluyor. Bakıyorum, büyümüş.
Aşı tekniklerini henüz denemedim. Fakat kalem aşısını tecrübe etmek isterim.
Belediyelerin ağaç budama işlerini özellikle takip ediyorum. Gerekli malzemeler: Motorlu testere ve vinç. Hürmet ve merhamet duygusunun tamamen uzağında. Ağacın dilinden ve halinden zerre anlamayan. Çiçeğe durmuş ağaçları bile rahatlıkla buduyorlar. Cennette yanmak gibi bir şey bu. Öyle sert budama yapıyorlar ki, bazı ağaçlar bir daha kendine gelemiyor, kuruyup gidiyor. Sanki ekin biçiyorlar. Geriye koca bir gövde kalıyor. Nasıldı o dize? Budanan oğullar gibiyiz sessiz ve narin.
***
Fidanlıklarda sayısız şahitliğim oluyor. Belli ki adamın bir fidanlık yeri var. Avuç içi kadar toprağı. Dikeceği o tek fidanı bir türlü seçemiyor, karar veremiyor. Onu bırakıyor, diğerini alıyor. Tereddüt içinde. Nihayet bir tane seçiyor. Sadece aklı değil, gönlü de orada kaldı. ´Vişne mi alsaydım yoksa?´
Meyve fidanı almak için gelenlerin yaş ortalaması altmış civarında. Belki daha da fazla. Bazıları torununu da getiriyor. Gençler ve orta yaşlılar neden ilgilenmiyor, anlamıyorum. Fidan dikmek ile namaza başlamak birbirine nasıl da benziyor. Sürekli ileri yaşlara ertelenen.
Meyve fidanı dikmek, aynı zamanda bir hatıra bırakmaktır. Hayırla anılmak, dua almak. İnsandan geriye kalan bir eserdir o. Meyvesinden kuşlar, hatta karıncalar bile nasiplenir. Meyve ağaçlarının olduğu yere hakiki hayat gelir. Hem çiçektir, hem ağaç. Dikkat ederseniz, meyve vermeyen ağaçlar çoğunlukla çiçek açmaz. Çınar, kavak, dişbudak, gürgen, meşe, çam gibi. İşin bir güzelliği de budur.
Bahar başladı. Baharı karşılamak için ilk olarak Hasdal Mezarlığı´na gidiyoruz. Çünkü orada çok sayıda meyve ağacı var. Erikten kayısıya kadar. Önce erikler çiçek açıyor.
Sokak, bahçesi ve ağaçlarıyla birlikte hayatımızdan çekildi, çekiliyor. Yıkıcı yapılaşma, önce sokağı elimizden aldı. Çocuklarımız hayata dokunmadan büyüyor. Toprağın uzağındayız. Saksılarda yaşıyoruz. Bahçeli evler, kuru bir semt adı artık. Bu büyük şehirlerde, toprak deyince aklımıza sadece mezar yerinin geleceği günlere doğru gidiyoruz. Abartıyor olabilir miyim?
´Dikili bir ağacım olsun´ dileği, ağacın dışında her şeyi kapsıyor görünüyor.
***
Yolculuklarımız sırasında kasaba ve köylerden geçerken hep bahçeli evleri seyrediyorum. Direksiyondaki arkadaşa ´biraz yavaş gidelim´ diyorum. Bakımlı bir bahçe gördüğüm zaman neşeleniyorum. Demek ki sahibi özenli biri. Onunla arkadaşlık edilir.
Küçük yerlerde sizi ilk olarak meyve ağaçları karşılar. Baharda çiçekleri, yazda meyveleri, sonbaharda rengarenk yapraklarıyla. Sanki karşılama komitesi.
Babam, kış gelince meyve bahçelerine getirirdi beni. “Bil bakalım bu ne ağacı” diye sorardı. Bilirsem sevinir, hatta para falan verirdi. Ağacın yaprağı, çiçeği, meyvesi yok. Çıplak dallar ve kara bir gövde. Maharet ağaçları gövdesinden tanımaktı. Yaprağı veya meyvesi varken herkes tanırdı. Bunların esaslı bir hayat dersi olduğunu sonradan anladım. Çiçek açarken, meyve verirken, serinlik sağlarken, yani iyi günlerinde seni herkes tanır, yanında olurdu. Asıl imtihan, zor dönemlerdi. Kış gelince. Bakalım o zaman seni kaç kişi tanıyacak? Dostluğun ölçüsü de zaten bu değil midir?
Bir fidanın tutması, sözün tutulması gibi kıymetlidir.
Evet, dünyayı bir ağaç gölgesi olarak görenlerdeniz. Altında biraz soluklanıp gideceğiz. Bu yüzden sadece gölgeye değil, ağaca da dikkat kesilmek gerekiyor. Hayır, dünyaya düşkünlüğü kastetmiyorum. Bizim için yaratılan bir şeyden bahsediyorum.
***
İstanbul için söyleyeyim. Bahar gelince belediyeler lale soğanı dağıtıyor. Parkların bir kısmı laleyle süsleniyor. Yeşil alanlara çalı formunda bitkiler dikiliyor. Bu toprağın yabancısı olan ithal bitkiler. Bazıları gerçekten garip.
Park ve bahçe işlerinin maliyeti hakkında hem fikrimiz, hem bilgimiz var. Lale gibi çiçekler olmasın değil, mutlaka olsun.
Önerimiz ve isteğimiz şudur: Meyve fidanlarının maliyeti çok düştü. Belediyeler meyve fidanı dağıtabilir veya daha fazla dikebilir.
Meyve ağaçları hayat ve bereket demektir. Yaşanacak canlılığı hep birlikte göreceğiz. Şehirde yeni kuşlara şahitlik edeceğiz. Evlatlarımız dalından meyve yemenin güzelliğini tadacak. Serinlik gelecek. Hizmet için, dua almak için daha iyi bir fırsat mı olur?

Anahtar Kelimeler: Hayat, bereket
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Emanet ehline verilmez ise, o topluluğun kıyameti yakındır..

Hz. Muhammed