Hayat boşluktan nefret eder! Eğer öncü bir kuşak yetiştiremezsek “boşluk” mezarımıza döner!
Tarih: 26.8.2019 00:00:03
Yusuf Kaplan

Değerleri, o değerleri yaşatan “kültür”leri sağlam olan toplumlar kolay kolay yıkılmaz.

Tersi de doğru: Değerleri, o değerleri vareden kültürleri çürüyen, çözülen toplumlar da kolay kolay ayakta duramaz: Esen sert rüzgârların önünde sürüklenir durur ve toz olur...

NORMAL DEĞİL!

Dışarıdan gelen herhangi bir marjinal akım, burada anında kitleselleşebiliyor. Müzikte de böyle bu, felsefede veya sanatta da.

Sanatı, felsefeyi, müziği filan geçtim, hayatın her alanındaki en “fringe”, en “kopuk”, en “kaçık” akımlar, hızla yayılabiliyor!

Felsefede anarşist söylemler, sanatta, hayatta en uçuk-kaçık, en sapkın akımlar mesela feminizm hatta eşcinsellik gibi yönelimler kolayca merkeze oturabiliyor.

En uç akımların, sizin değerlerinizle taban tabana zıt her tür yönelimin, toplumda hızla yayılıyor olması normal midir?

Elbette ki, değildir.

Neden böyle oluyor peki?

Bunun en temel nedeni, Türkiye´nin, laikleşme projesini âmentü hâline getirmesi; buna mukabil medeniyet iddialarını önce yoksayması, sonra yok etmeye kalkışması, eğitim, kültür, sanat hayatını, hayatın her alanını değerlerimizin yegâne kaynağı İslâm´dan arındırmasıdır.

Tam anlamıyla intihardır bu! O yüzden böyle bir toplumda büyük bir anlam boşluğu, ürpertici bir ontolojik vakum oluşur.

Tabiat boşluk kabuk etmez.

Ama hayat boşluktan nefret eder ve ilk fırsatta o boşluğun yerine yenisini ikame eder. Toplumda anormalliklerin hızla yaygınlaşması kolaylaşır.

BİR TOPLUMUN BAŞINA GELEBİLECEK EN BÜYÜK FELÂKET, BAŞINA NE GELDİĞİNİ GÖREMEMEK!

Ürpertici bir akıl tutulması yaşanır orada.

Sosyal darwinizm, geçer akçe hâline gelir.

Herkes, her grup, iktidar aygıtlarını kutsar, ekonomik, kültürel, siyasî her tür iktidar biçimini...

İktidar aygıtlarının kutsanması, gücün, dolayısıyla güç üreten araçların kutsanması sonucunu doğurur.

Böylece ikinci bir çıkmaz sokağın eşiğine daha fırlatılmış olur değerlerini yitiren, ortak paydalarını, müştereklerini, müşterek kıymet hükümlerini kaybeden bir toplum.

Önceleri yabancı kültürel değerlerin, akımların, yönelimlerin istilasına uğrayan toplum, bu kez, aracı kutsadığı için, araçların amaçların önüne geçmesi kaçınılmazlaşır ve araçların kölesine dönüşen toplumun olup bitenleri anlama melekeleri aşınır... İşte orada ürpertici bir zihnî felçleşme yaşanır!

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felâket işte budur: Başına ne geldiğini görememesi; dahası görme, idrak etme melekelerini yitirmesidir bu!

Türkiye şu an tam da böylesi bir felâket yaşıyor: Başına ne geldiğini bilemeyen, daha da vahimi celladına âşık hâle gelen ama bunu bile idrak edemeyecek bir akıl tutulması yaşayan anormal bir varlığı andırıyor!

Ürpertici ama gerçek bu!

Bu toplumun değerlerinin, anlam haritalarının zamanlara ve mekânlara meydan okuyan, keşfedilmeyi bekleyen, yeniden insanlığa ruh üfleyecek bir medeniyet fikrini hayata geçirmemizi mümkün kılacak en köklü, en güçlü kaynağı İslâm´ı hızla kaybediyor...

Gerçekleri görmek, gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.

Gerçeklerden kaçarak bir yere varamayız bizi perperişan edecek çıkmaz sokaklardan başka!

Genç kuşağın bu toplumun değerlerinin en güçlü kaynağı, tarihin, sadece İslâm tarihinin değil insanlık tarihinin akışını tam bin yıl değiştirmemize yol açan insanlığa muazzez bir medeniyet armağan etmemizin gürül gürül akan pınarını oluşturan İslâm´la ilişkisi kopma noktasına geldi, sıfırlanmak üzere...

Son 20 yılda iki kuşağı kaybettik... Şu an vaziyet bu, ne yazık ki.

Bu, gelecek yarım asrı kaybettiğimiz anlamına gelir!

Bu böyledir; çünkü -her zaman söylediğim gibi- gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler.

UMUTSUZLUK BİZİM İŞİMİZ DEĞİL!

Peki, İslâm´la ilişkisi kopan, sıfırlanma noktasına gelen bu genç kuşakları kazanabilir, ülkemizin gelecek 50 yılını kurtarabilir miyiz peki?

Elbette ki.

Ama bunun için çok esaslı, üzerinde derinlemesine kafa patlatılmış uzun soluklu, eğitim, kültür, sanat, bilim stratejileri geliştirmemiz gerekiyor.

Bir örnekvereyim sadece: Eğer üstün zekâlı çocukları, ceddim Osmanlı gibi, alıp birinci sınıf bilim, ahlâk, beden ve ruh eğitiminden geçirirsek, geleceğimizi inşa edecek, on yılda yüzyılın tohumlarını ekmemizi mümkün kılabilecek büyük bir atılımın tohumlarını ekmeye başlarız yeniden...

Burada sadece bir örnekle yetinmiş olayın.

Söylenmek istenen anlaşıldı: Pergelin sabit ayağını İslâm´a, İslâm medeniyetinin ezel-ebed hattında seyreden ufkuna basan, pergelin hareketli ayağıyla bütün dünyalara, bütün ufuklara kanat çırpan toplumun önünü açacak inanmış, kendisini hakikate adayan, insanlığın yükünü omuzlarında taşıdığı bilinciyle yaşayan bir öncü kuşak yetiştirmek zorundayız.

Önümüzü açacak bu öncü kuşağı kim, nasıl yetiştirecek?

Bu işi nasıl yapabileceğimizi, bu noktada devlete ne tür işler düşeceğini sonraki yazıda göstermek istiyorum.

Yazıyı şöyle bitireyim: Hayat boşluktan nefret eder, boşluğu aslâ affetmez, oluşan anlam boşluğunu, değerler boşluğunu dışardan ithal edilen en uç, en kaçık, en sapkın akımlarla dolduracak şekilde ikame eder. Eğer öncü bir kuşak yetiştiremezsek “boşluk” mezarımıza döner!

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun

Hz. Muhammed
Ortalama bir kadin ortalama bir adamdan 5 inc (12,5 cm) daha kisadir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59