Yusuf Ziya Cömert


Hayal edeceksin hayalini anlatmayacaksın


Kral Faysal, 1969´da, Avusturalyalı bir sapığın Mescid-i Aksa´yı yakması üzerine İslam ülkelerinin liderlerini Rabat´ta toplamıştı.
Bu toplantıya 24 ülke katılmıştı.
Demirel´in başbakanlık dönemiydi. Türkiye bir diplomat heyetiyle temsil edildi o toplantıda.
Rahmetli Erbakan´ın Türkiye´nin İslam Konferansı´na üye olmayışını eleştirdiğini hatırlarım. Türkiye 1975´te, Erbakan´ın iktidar ortağı olduğu dönemde tam üye oldu.
1969´daki ilk toplantı bir heyecanı yansıtıyordu.
1970´lerde, Kral Faysal´ın işgalci İsrail´i destekleyen Batılı ülkelere petrol ambargosu uygulanmasına öncülük etmesini de not etmemiz lazım.
Sonra ne oldu?
Kral Faysal´ı öldürdüler.
Böylece, hassa konularda batılıları tedirgin etmeyecek bir Suudi Arabistan elde ettiler.
Nerede, Kudüs´ün işgali sebebiyle Batı´ya petrol ambargosu uygulanmasına öncülük eden Kral Faysal, nerede, Çarşamba günkü zirveyi düşük profil bir katılımla geçiştiren şimdiki Suudiler...
***
Zaman içinde İslam Konferansı´na üye olan ülkeler Dünya Sistemi tarafından terbiye edildi.
Sonunda İslam Konferansı, ?sürpriz kararlar´ın alınmadığı bir platforma dönüştü.
Zaten adı da İslam İşbirliği Teşkilatı olarak değiştirildi. Adı bile zararsızlaştırıldı.
(İslam Konferansı´nın anlamlı kararlar alan bir toplantısını daha hatırlıyorum. 1994´te Turgut Özal´ın çağrısıyla Bosna-Hersek için Dakar´da toplanan zirve.)
ABD Başkanı Trump´ın meş´um açıklamasından sonra Teşkilat´ın dönem başkanı Erdoğan acil bir zirve çağrısı yaptı.
Türkiye Cumhurbaşkanı´nın çağrısı bütün Müslümanlar açısından önemliydi.
Kudüs, hassas meseleydi. Bakalım, ?İslam Ülkeleri´ ne gibi kararlar alacak, nasıl bir bildiri açıklayacaktı?
Ülkelerin, zirveye hangi seviyede katılacakları bile bir göstergeydi.
Konunun hassasiyetine göre, katılım seviyesinin düşük olduğunu söylememiz gerekiyor.
Kudüs denilince, herkesin koşa koşa gelmesi gerekirdi.
Fakat, ?İslam Dünyası´ denilen dünyanın bugünkü perişan halini hesaba katarsak, katılım seviyesine ?iyi´ diyebiliriz.
Sonuçta 49 ülke katıldı.
Bunlardan 28´i devlet başkanı veya Başbakan, Meclis Başkanı düzeylerinde katıldı. Bu, ?üst düzey´ katılımdır.
Aralarında Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri ve Mısır´ın da bulunduğu 21 ülke düşük seviyede katıldı. Dışişleri Bakanı veya daha alt düzeyde...
Bu arada, Venezuela´nın devlet
başkanı geldi.
Hiç katılmayan 7 ülkeden biri
Türkmenistan´dı.
Zirveden evvel, ?nasıl bir karar çıkar´ diye soranlara, ?müeyyide çıkmaz, kınama çıkar´ diye cevap veriyordum.
Kınama çıktı.
Bir şey daha çıktı.
?Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti´ni tanıma? kararı.
Ben, vatandaş olarak,
?Doğu Kudüs´ yerine ?Kudüs´ kelimesinin kullanılmasını tercih ederdim.
Ama ben ?vatandaş´ım.
Onlar ?devlet.´
Onların sırtında ?yumurta küfesi´ var.
***
Bir bilgiye dayanarak yazmıyorum. Ama ümit ediyorum, aralarında Türkiye´nin, İran´ın, Filistin´in bulunduğu bazı ülkeler karar metninde ?Doğu´ ibaresini istememişlerdir.
(Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvenin sonunda yaptığı konuşmada defalarca ?Başkenti Kudüs Olan Filistin Devleti´ne gönderme yaptı. Hiç ?Doğu Kudüs´ demedi. Bunu, Türkiye´nin toplantıdaki tutumu hakkında ipucu sayıyorum.)
Fakat karar metni hakkındaki uzlaşma, ?Doğu´ kelimesi eklenince mümkün olmuştur.
Neden?
Çünkü bu ülkelerin büyük ekseriyeti, göbeğinden veya başka bir yerinden ABD-İsrail koalisyonuna bağlıdır.
Bütün bunlara rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın İslam İşbirliği Teşkilatını acilen olağanüstü toplantıya çağırması değerlidir.
Çok sayıda devlet başkanının ve diplomatik heyetin İstanbul´da toplanması... Zirvenin ABD´nin kararını kınaması değerlidir.
Yukarıda bir ?müeyyide´ lafı geçmişti.
Ne olabilirdi müeyyide?
?Ekonomik´ olabilirdi.
Fakat, dünyanın patronlarının cebine dokunabilecek bir müeyyideyi düşünmekten bile çok uzaktayız.
Mevcut ?kalite´miz ancak hayal etmeye müsait.
Hayal edeceksin, hayalini bir yerde anlatmayacaksın!



YAZARLAR