Hangi muhafazakarlık
Hangi muhafazakarlık
Tarih: 18.12.2014 10:24:42 / 595okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Lafı eğip bükmeden benimkini söyleyeyim. Birincisi “su”. Suyu muhafaza etmeliyiz. Çünkü hayatın kaynağıdır. Su olmadan yeryüzünde canlı hayat olmaz. Mars’a giden araçlar önce su arıyor. Peki su kaynaklarımızı yeterince muhafaza ediyor muyuz?

 Nerde!

 Elden geldiğince kirletmekle meşgulüz. (Denizler dahil). Kirli sular, lağımlar, çöp, sanayi artığı ne kadar zehirli atık varsa suya boca ediyoruz. Okyanuslar kirlenmez derlerdi. Şimdi diplerinde çöp dağları var.

 

Bakın Ergene’ye, Gediz’e, Sakarya’ya simsiyah olmuş. Uzmanlara göre tarımda dahi kullanılamaz. Bunları kirletenlere yeterli ceza verilmiyor, yani kimse muhafazakâr değil.

 Temizlenmeleri pek zor. Sayın Veysel Eroğlu’nun bir Ergene Projesi vardı. Bakalım sonuç nasıl çıkacak?

 Sade nehirler-denizler değil; kaynak suları da kirleniyor. Yine sanayi atıklarından, çöplerden sızarak toprağa karışan zehir veya asit yağmurları ile gökten gelen zehir kaynak sularını da kirletiyor. Aşırı kullanımdan (israf) su kaynakları, göller kuruyor. Yakınlarda petrol savaşlarının yerini su savaşlarının alacağı konuşuluyor.

 İkincisi toprak. Toprağı muhafaza etmeliyiz ama etmiyoruz. Ormanları bitirdiğimizden her yıl Kıbrıs adası kadar Anadolu toprağı nehirlere karışarak denize gidiyor. Geriye ot bitmeyen çıplak tepeler kalıyor.

 Veya açgözlülük sebebi ile gereğinden fazla zehirli ilaç, gübre kullanarak toprağı zehirliyoruz. Bu zehir o toprakta yetişen ürünlerle bize ulaşıyor, vücudumuza giriyor. Son yıllarda hastalıkların çoğalmasının başlıca sebebi bu. Korkarım ileride hiç temiz toprak bulamayacağız.

 Üçüncüsü hava. Çeşitli zehirli gazlarla havayı berbat ediyoruz. Karbon salınımı fevkalade yükseldi. Bunu kontrol için konferanslar toplanıyor, kararlar alınıyor, ama havayı en çok kirleten A.B.D. ve Çin gibi ülkeler bu anlaşmaları imzalamıyorlar.

 Büyük şehirlerde düpedüz zehir soluyoruz. İstanbul’da Çamlıca tepesine çıkıp oradan şehre bakın. Şehrin üzerini kahverengi bir bulut kaplamıştır. Bu araba egzoslarından fabrikalardan vb. yükselen zehirdir, tozdur. Lodos ve poyraza dua edelim, onlar olmasa İstanbul’da yaşanmaz.

 Dördüncüsü ormanlar. Ormanları asırlar boyu kese kese tükettik. Halbuki orman hem suyu davet eder, hem saklar, hem havayı temizler. Sanayi cellatları başta Amazon Yağmur Ormanları olmak üzere tüm dünya ormanlarını yağmalıyor. Kasti çıkarılan yangınlar ciğerimizi yakıyor. Bir ormanın oluşması yüzyıllar alır.

 Tabiatın tahribi bu kadarla bitmiyor, ama yerimiz dar. Biz insan ilişkilerine geçelim.

 Din ve dil’i muhafaza etmeliyiz.

 Din dünya ve insanın varlığına mâna kazandıran bir unsurdur. Allah, peygamber, kitap ve öte dünya kavramı olmaksızın hayatın anlamını kavrayamayız.

 Din her türlü kavim, kabile, ırk vb. mensubu insanı biraraya getirip kardeş kılan düşünce ve inanç sistemidir. İstismar edilince savaşa da sebep olur. (Orta öğretime konulan Kur’an-ı Kerim ve Siyer dersleri bir devrim sayılır).

 

Aynı dili konuşan topluluklar da bu sebeple bir kardeşlik hukuku, bir anlaşma yolu bulurlar. Dili muhafaza edemezsek aramızdaki iletişim kopar, kamplara ayrılır, birbirimize düşman oluruz. (Osmanlıca dersleri umarım uygulanır. Zor ama gerekli bir hamle. Gençler neredeyse Tanpınar’ı anlamıyor. Zamanla güzel ve zengin Türkçe’ye kavuşuruz).

 Bunlara bağlı olarak “ahlak” muhafaza edeceğimiz bir ortak değerler bütünüdür. Ahlakın kaynağı dindir. Beşeri kanunların üzerinde bir ilahî güç olmaksızın ne ahlak oluşur ne buna bağlı hukuk. Ortaya ne çıkar. Gücün hukuku çıkar.

 Vatan ayrı bir muhafaza edilecek husustur. Vatandan yoksun kalırsanız kimse size buyrun burada oturun demez. Vatan aynı zamanda bayrağı ile sembolize edilen hürriyet alanıdır.

 Geride gelenekler var. O konu da çok geniş. Fikrim şudur. Gelenek sürekli yenilenmeli özü sabit kalmalıdır. Yoksa donar ve etkisini kaybeder. Meselâ Yahya Kemal “kökü mazide olan ati” düsturu ile geleneği yenilenmiş, onu modern ile başedecek hale koymuştur.

Anahtar Kelimeler: Hangi, muhafazakarlık
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MADALYA (11 Ekim 2018 - Perşembe)
Mânalı hayat (04 Ekim 2018 - Perşembe)
Kalbin akletmesi (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Hayat zor (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
‘Söz´ün gücü (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Çorbada tuzum olsun (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İnsan nereye koşuyor? (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Yalnız ölüm (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Roman diliyle iktisat (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ne irfandır veren Ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet Hissi insanlarda ancak Allah korkusundandır.

M.AKİF ERSOY