Halk Kültürümüzün Bereketli Vadisinden Merhaba!
Tarih: 5.9.2017 10:09:34 / 406okunma / 0yorum
Müjgan Üçer

Sürekli ve en etkili iletişim vasıtası olan dilimiz, içinde yaşadığımız dünyayı görme, anlama ve değerlendirmemiz bakımından  kültürümüzün  hâkim  unsurudur.   Türk edebiyatının toplum ve kültürle ilişkisinin en güçlü alanı  halk edebiyatı ürünlerimizdir. Toplumumuzun aynası olan bu ürünler, halkımızın  ortak ve kültürel değerlerini, duygu ve  düşüncelerini sevinçlerini, mutluluklarını,  yine halkın diliyle ortaya koyarak,  geçmiş ile günümüz arasındaki güçlü bağı  devam ettirir.  Yerelden millî kültüre intikal eden bu zenginlik,  millî kültürden de insanlık âlemine  mesaj ulaştıran ifadelerdir; "Âlim  unutmuş  kalem  unutmamış"atasözümüzde olduğu gibi. Yazmak, bütün kültürlerde bilgiyi  geleceğe taşıyan,    geliştirilerek de yaşatılmasını  sağlayan   evrensel bir olgudur.

Sözlü kültürümüz içinde, atalarımızın imbikten süzülmüşçesine, yol yordam gösteren, öğüt veren, bir düşünceyi, doğru, hikmetli, veciz ve nükteli bir şekilde anlatan, halka mal olmuş atasözlerimiz ile ifade gücünü arttırmak için gerçek anlamlarını kaybederek sanatlı bir şekilde yeni anlam kazanmış kelime öbekleri olan deyimlerimiz,  Türk halk kültürünün üzerinde en fazla araştırma ve yayın yapılan konusudur. Çünkü bu konu her zaman araştırılmaya açık, zengin ve genişleyen  bir alandır.

            1958-1962 yıllarındaki yüksek öğrenimimde, Tıp ve Eczacılık  Tarihi ve  Tıbbî Deontoloji derslerimizi veren Ord. Prof. Dr. A. Süheyl  Ünver (1896- 1986)  hocamız kültür ve sanatımız  üzerinde durur, tarihimize, yaşayışımıza ve sözlü kültürümüze dair,   büyüklerimizden dinlediklerimizi  mutlaka kaydetmemizi  önerir  ve  "şifâhîlikten ancak  böyle kurtuluruz", derdi.  Hocamız,  bu düşüncelerini  makalelerinden birinde  şöyle dile getiriyordu:  

            "Nedir bu şifahîlik? Hep dinleriz.  Sonra bizde bir intibâ bırakmadan  unutur, geçer gideriz. Bizim kolay kolay her ulusa nasib olmayan müstesna kültürümüz  ve derin bir görüşümüz vardır. Bunların geçmiş asırda olanlarını kaybettik.  Tesbit olunmalı idi. Asırlardan beri  an´anelerle gelen  millî hasletlerimizi  ve duyduklarımızı  mutlaka  kaydedelim. Mazimizden gelen millî ve an´anevî servetimizi kaydetmekle milletimize bu vatanseverlik vergimizi verelim".

            Merhum A. Süheyl Ünver Hocamızın halk kültürüne yönelmemde  ufkumu açan teşvikleri ile duyduklarımı yazmaya devam ederken,  bilhassa atasözü ve deyimlerin bazılarının   yurdumuzun diğer yörelerinde ve   Türk dünyasında  benzer şekillerde kullanıldığını görüyordum. Dolayısıyla kaydettiğim her yeni söz, bu çalışmanın bitmeyeceğini  ve  ucu bucağı bulunmayan  bir deryâ olan dilimizin ve kültürümüzün zenginliğini de gösteriyordu. Böylece sözlerimiz  unutulmaktan kurtulduğu gibi,  kültürümüzün köklerine yolculuğumuzu da sağlıyordu.

            Halk bilgeliği diyebileceğimiz, insanımızın hafızasında duran bu bilgiler kaydedilmeli ve günlük hayatımızda yaşatılmalıdır. Halk kültürümüzün bereketli vadisindeki bu zenginlikler ve  hikmetli sözler yaptırımları ile ailede ve  toplumda sosyokültürel bütünleşmenin sağlanmasında büyük önem taşıyor. Her ildeki üniversitelerde ilgili bölümlerde, Türk Dil Kurumu ve Kültür Bakanlığı´nca   bilimsel yöntemler ile yapılacak derleme ve çalışmalar sayesinde  bu  kültür hazinemizin  yok olmasının önüne geçilebilecektir. Türk sözlü kültürü ve  atasözleri derlemeleri üzerinde yapılan çalışmaların birbirinin tekrarı olmaması, ayrıca anlamları ve açıklamalarının  doğru olarak yapılması da çok önemlidir. Bazı çalışmalarda gördüğümüz hatalı derleme ve açıklamaların düzeltilmesi başlı başına bir konudur.

            Atasözlerimizde dile gelenler, hayatın gerçekleri karşısında denenmiş, yaşanmış olgulardır. Atalarımız, sözlü edebiyatımızı günlük hayata dahil ederek  uygun durumlara örnek olacak şekilde bilgece konuşmuşlar. Bu sözlerin bir çoğu ne yazık ki hayatımızdan çekildi. Türk toplumunun  son çeyrek yüzyıldan beri çekirdek aileye dönüşmesiyle, hayatımızdaki bu büyük değişim;  atadan, dededen, büyükannelerden  beslenemeyen aile fertlerinin  sözlü kültür geleneğinden hızla uzaklaşmasına, kültürel süreklilikte kırılmanın  yaşanmasına da sebep oluyor.

            Büyüklerimizden çok şey öğrendik. Bilgi emanettir ve  bir kişinin malı değildir. Bizlere emanet edilen bu zenginlikleri gelecek  nesillerimize  ulaştırmakla, "Bilenlerin bilgisinde bilmeyenlerin hakkı vardır" Hadis-i şerifinin ruhuna uyarak görevimizi yapmış, kültürümüzün sürekliliğine de katkı sağlamış oluruz.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BAYRAM KOKUSU (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
HER GÜN ÇEVRE GÜNÜ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
İFTAR KOKUSU (15 Mayıs 2018 - Salı)
AHMET KUTSİ TECER´İ DİNLERKEN (27 Nisan 2018 - Cuma)
IRMAKLARIN SİVAS´I (05 Mart 2018 - Pazartesi)
HZ. SÜLEYMAN PEYGAMBER VE HAYVAN EFSANELERİ (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
"AĞIZSIZ DİLSİZ " CANLILAR (31 Ekim 2017 - Salı)
ATALAR SÖZÜ YERDE KALMAZ (17 Ekim 2017 - Salı)
Sivas´ta Komşuluk (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım.

Mevlana