Haddini bilmek
Tarih: 30.5.2018 16:57:57 / 170okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

“Had” kavramının insan için, insanın dünyadaki varlığı ve hemcinsleri ile ilişkisi için ve nihayet tabiatla münesebeti bakımından fevkalade önemli olduğuna inanıyorum.
Bu önemin dinî, ahlakî, felsefî boyutlarını yazmak benim haddim değil. Keşke biri çıkıp etik ile ahlak arasındaki münasebeti dile getirse.
Lügatte had için şu karşılıklar veriliyor: 1. Sınır, kenar, uç, son. 2. Miktar, derece. 3. Emir ve yasak; şer´î ceza vb.
Dilimizde hayli deyim ve atasözü içinde yer alıyor. Msl: Haddi aşmak (aşırı gitmek), haddi olmamak (hakkı veya yetkisi dışında veya üstünde bulunmak), haddini bildirmek (cezalandırarak gerçek yerini hatırlatmak), haddini bilmek (kendi değerini ve derecesini tayin ederek buna göre davranmak) vb.
Din ve ahlak insanoğlunun haddini tayin ettiği gibi; fıtrat da maddi çerçevesini çizmiştir. Lakin nefis daima bu sınırları zorlayarak aşmak istiyor. Aklı da işin içine katarak gidilebilecek son noktayı tayin etme hususunda rivayetin muhtelif olduğu söylenebilir. Meseleyi dağıtmadan ve sınırlı bir alana hasrederek bazı misaller üzerinde duralım.
İnsan azami yüz kilo kaldırır. Hadi halter çalışsın, rekor kırsın ikiyüz kilo kaldırsın. Ama ondan sonra bugünkü yapısı ile üç ton, beş ton kaldırmasını istemek bir nevi Süpermen olmasını dilemek demektir. Bu ve benzeri çizgi romanlar insanların kendilerini sınırlayan hadleri aşmak için nasıl bir ihtiras içinde olduğunu gösteriyor.
İlk ve orta öğretimde biz çocuklara insanın tabiatla mücadelesi öğretilmişti. Ve tabiatı yenen insan göklere çıkarılıyordu. Ancak mücadele yolundan sapmış ve istenmeyen neticeler doğurmuş (çevre meseleleri) olmalı ki, şimdilerde tabiata düşman değil dost olmanın “akıl işi” olduğu söyleniyor.
Bu öğütleri tutan çıkar mı? Zor. İnsan tabiatı (bu arada kendini) tüketerek bir konfor kazanmış. Bu tüketim yolunda bir küresel düzen kurmuş. Bu düzenin milyonla unsuru, dişlisi, çarkı, siyaseti, iktisatı, modası, müziği, mektebi, laboratuvarı var.
Uzunca bir süre bir tarladan, bir sebze kökünden, bir ağaçtan alınan verimi artırmak için didindi durdu. Türlü ilaçlar, kimyevî, hormonal maddeler buldu.
Ve bir kök domatesten beş kilo yerine yirmi beş kilo verim almanın keyfini yaşadı.
Şimdi deniliyor ki, meğerse bu tutum yanlış bir iş imiş. Bu ürünler kansere yol açıyormuş.
Keşke bataklıkları kurutmasak, yağmur ormanlarını tüketmesek-mişiz.
Yediğinden, içtiğinden korkar hale gelen insanlar yeniden doğaya dönmek için çırpınıyor. Doğal ürünler temiz süt için inek, doğal yumurta için tavuk beslemek istemeyen canı tatlı kentlilerin imdadına yetişecekmiş. Bu ürünlerin pazarı da oluşuyor; doğal ürün denilince artık akla sadece köy yumurtası gelmiyor; doğal ürün mağazaları, doğal restoranlar açılıyor. Bu elbette zenginler için bir moda ve bir imkândır. Onlar belki bir süre temiz topraklara, temiz havaya ve temiz suya el koyacaklar. Tabii bu gidişle dünyada bir temiz yer kalırsa. Altta kalanın canı çıksın diyecekler ve diyorlar da. Nükleer atıklarını para karşılığı fukara ülkelere postalıyorlar. Beyhude bir çırpınış.
Haddini bilmek “kendini bilmek”tir.
İşte bütün mesele.

Anahtar Kelimeler: Haddini, bilmek
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Eğer ilerlemek isterseni her yere atılma. Merhem ve mum gibi ol. Diken gibi olma?

Hacı Bektaşı Veli