Doğan Kaya


Güzel Ahmet (8)


Oğlan, bunun üstüne kılıcı kaldırır kaldırmaz, herifin boynuna indirdi. Herif hemen orada öldü. Ölüsünü götürdü dereye gömdü. Elbisesini giyindi. Silahını kuşandı. Yola revan oldu. Doğru padişahın yanına vardı. Yanına varınca, babası ikramda bulundu. Tabi bunun kendi oğlu olduğunu bilmiyor. Ardından da;
-Bu kızları nasıl alt edeceğiz, bilmem ki?
diye elçiye sordu. Oğlan da:
-O benim işim. Yârinden tezi yok hallederim, diye cevap verdi.
Gece oldu. Güzel Ahmet, evine gitti. Manıhlarla görüştü.
-Ben sizi yakalarsam, bana karşı gelmeyin. Her ne kadar padişah orda ?Öldür? dese bile ben cevabını veririm. Sizi onun yanına götürürüm. Siz hemen padişahı parçalan, dedi.
Yanlarından ayrıldı.
Devirsi gün silahı kuşandı, harp meydanına vardı. Manıhları yakaladı. Padişahın yanına getirirken, padişah;
-Benim gözüm görmesin. Onlar askerlerimi kırdı geçirdi. Getirme orada öldür, deyince, oğlan da:
-Padişahım benim vaadim var, bunları senin ayağın dibinde öldüreceğim, dedi.
Padişahın yanına getirince manıhlara emir verdi. Babasını parçalattı. Ondan sonra Lalayı çığırdı.
-Sen, ?Güzel Ahmet, gelmiş, üç tene de kız getirmiş. Kral kızı benim lâyığım. Mühür Sultan´la, Hırızmalı da senin lâyığın.? dedin. Gel bakalım, bunun cevabını ver, dedi.
Direğe bağladı. Manıhlara emir verdi:
-Bunu bir günde öldürmeyin. Her gün para büyüklüğünde etini koparın. Cefa çeke çeke ölsün, dedi.
Halkı topladı. Sordu ki;
-Ey ahâli işte ben Güzel Ahmed´im. Babamın bana yaptığına karşı bu ceza babama lâyık mı, değil mi?
Halk da ?Lâyık? diye tasdik etti. Oğlanı da padişah olarak kabul ettiler.
Tekrar düğün dernek kuruldu. Kırk gün, kırk gece toy düğün yaptırdı. Onlar yediler içtiler, muratlarına geçtiler. Siz de yeyin, için, muradınıza geçin.
SON



YAZARLAR