Günü anlamak için dünü bilmek gerekiyor
Tarih: 5.12.2017 10:59:33 / 230okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

İbrahim Kalın´ın son eseri Ben, Öteki ve Ötesi (İnsan Yayınları) üzerinden dün ile bugünü birlikte okumaya devam edelim. Geçmişi günümüze getirmek de diyebiliriz.
Adaletsizlik, tahakküm ve sömürüye dayalı mevcut dünya düzeninin evveliyatını, yani kuruluş evrelerini kitap boyunca açık bir biçimde görebiliyoruz. Batı dünyasının askerî ve iktisadî üstünlüğü ele geçirmesiyle birlikte, haksızlık ve mezalimle dolu yeni bir çağ başlamıştır. Asırlar önce kurulmuş bir cümleyi tekrarlamak gerekiyor:
“Avrupa´nın maddî üstünlüğü, onun iyi ve doğru olduğu anlamına gelmez.” (Sayfa 295) İbrahim Kalın, bu konu üstünde ilerlerken, en gerçekçi İslâmcılık tariflerinden birini de yapıyor: “İslâmcıların temel hedefi, Avrupa sömürgeciliğine karşı mücadele vermek ve Müslüman ülkelerin bağımsızlığına kavuşmasını sağlamaktı. Bunun için Müslüman halkların birlikte hareket etmesi zaruretti.” (304)
İşte bu birlik fikri, batı dünyasını telaşa düşürmeye yetti, yetiyor. İttihad-ı İslâm fikrini dile getirenlerin karşılaştıkları zorlukları ve kara kampanyaları hepimiz biliyoruz. Sultan Abdülhamid Han, konuyla ilgili verilebilecek en tesirli örneklerden biridir, hatta birincisidir. “Onun temel ve acil önceliği, Osmanlı Devleti´nin ve İslâm dünyasının birlik ve beraberliğini sağlamaktır.” (308) Bunun yolu da evvela hilafet makamını ihya etmekten, etkili hale getirmekten geçiyordu. Sultan Abdülhamid Han, sadece hilafeti aktif kullanmakla kalmamış, millî ve müstakil politikalar da izlemiştir. Anadolu´nun tahkim edilmesine ayrıca önem vermiştir. Devamını kitaptan okuyalım: “Avrupa devletleri bunun önüne geçmek için siyasî, ilmî, medyatik ve toplumsal bir dizi projeyi hayata geçirir.” (306) Osmanlı padişahı, o andan itibaren despot, kızıl sultan, özgürlük düşmanı vesaire olur. Günümüzde yaşananlara bakarsak, bütün bunlar ne kadar tanıdık geliyor.
Bu bölümü bitirmeden önce, bir hakikatin de altını çizmiş olalım: “Osmanlı, bozgun zamanında bile Avrupalıların ilgi odağı olmaya devam etmiştir.” (219) Aklımıza ister istemez şu soru geliyor: Neden acaba?
Şunu da söylemek isteriz: Modern zamanlarda, sömürgecilik daha çok şirketler (ileri karakollar) üzerinden yapılmaktadır. İbrahim Kalın, eserinde bu konuyu da ihmal etmemiştir. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, başlangıç olarak ibretlik bir örnektir. “Dünyaya Avrupa merkezci, ırkçı ve emperyalist zaviyeden bakanlar, bu tahakküm ve sömürge ilişkisini kurarken insanlık tarihinin en büyük suçlarını da işlediler.” (454)
UZUN VE ACILI TARİH
Batı dünyasının sabıka kaydı, saklanamayacak kadar uzun ve kabarıktır. Fakat kendini sürekli aklamakta, ‘öteki´ni ise karalamaktadır.
Dokuz asır öncesinden örneklerle beraber günümüze gelelim: “Haçlıların eline geçen Kudüs, uzun tarihinin en dramatik ve acılı anlarından birini yaşadı. (1099) Haçlılar hiçbir ayrım yapmadan şehirde büyük bir katliam yaptılar.” (92)
Bir asır sonra: “Salâheddîn bir anlaşmayla esirlerin mübadelesini temin etmek ister. Bunun için kendi elindeki esirleri bırakır. Bütün asillerin serbest bırakılmadığı bahanesini ileri süren Richard, Akka´da bulunan iki bin yedi yüz Müslüman esirin eş ve çocuklarıyla birlikte kılıçtan geçirilmesini emreder. (1191) Bu korkunç katliamdan geriye bir ceset yığını kalır.” (98) Batı dünyası, Richard´a “Arslan Yürekli” demektedir.
Bu acımasızlık karşısında Müslümanların duruşu ve durumu nedir, çoğunlukla nasıl olmuştur? “Müslüman hukukçular, savaş meydanında ve barış ortamında Hristiyanlara ve dolayısıyla Avrupalı Haçlılara karşı adaletli davranılmasını salık vermiş, aşırılıklara kaçılmasını yasaklamıştır. Müslüman liderler ve komutanlar genellikle bu ilkeye riayet etmişlerdir.” (125)
Yıl 1462. “Yolda Fatih ve askerleri dehşet verici bir manzarayla karşılaşır. Üç kilometre uzunluğunda ve bir kilometre genişliğinde bir alanda esir edilmiş yaklaşık yirmi bin Türk ve Müslüman, kazıklara geçirilmiştir. Bir kaynağa göre, annelerine bağlanıp kazıklara oturtulmuş küçük çocuklar da vardı. Bu dehşetengiz manzara, savaşlarda pek çok ölüm görmüş olan Osmanlı askerlerini bile derinden sarsmıştı.” (213) Sonuç? “Vlad Dracula, Romanya´da ve Avrupa´da Hristiyanlık´ın yavuz kumandanlarından biri olarak efsaneleştirilmek istendi.”
Yıl 1799. “Napolyon, Mısır´dan ayrılmadan önce Suriye ve Filistin topraklarına bir sefere çıkar. İki gün süren yoğun çatışmalar neticesinde Napolyon, Hayfa´yı ele geçirir. Burada, savaş esiri olan dört binden fazla Osmanlı askeri öldürülür. Kaynakların verdiği bilgiye göre, barut ve mermi harcamak istemeyen Napolyon, Osmanlı askerlerinin deniz kıyısına götürülerek tüfeklerin ucundaki süngülerle öldürülmesini emreder. Napolyon´un kendi sekreteri Bourrienne, ‘bu sahne her aklıma geldiğinde titriyorum´ diyerek dile getirir bu olayı.” (300) Garip ama gerçek. İmaj çalışması dedikleri bu olsa gerek. Bugün biz Müslümanlar dahi Napolyon´un askerî dehasını konuşuyor, ondan övgüyle söz ediyoruz.
Batı dünyasının günümüz İslâm coğrafyasında sergilediği acımasızlığı ve öfkeyi, aktarmak zorunda kaldığımız olaylardan ve tarihsel süreçten bağımsız okuyamayız. Hatırlarsanız, Amerikan Başkanı Bush, “Haçlı seferi” ifadesini kullanmaktan çekinmemişti.
DÜN, BUGÜN VE YARIN
Eserin öne çıkan özelliklerinden biri de Batı dünyasının bilinç altını ve tahammül sınırını aşan çifte standartlarını gözler önüne sermesidir. “Kendini evrenin merkezinde gören bir topluluk, herhalde başkalarını ‘barbar, parya´ olarak görmekten çekinmeyecektir.” Bu marazi yol, yolcusunu nereye götürür? Cevabımız kitaptan olsun: “Kendi dışındaki varlıklara bir efendi - köle hiyerarşisi dayatmaya çalışan siyasî ve ekonomik projelerin serencamını biliyoruz.” (454) “Her şeyi metalaştırmak ve sömürmek için yola çıkan bir toplum ve medeniyet, aslında daha en baştan kendi sonunu hazırlamaktadır.” (461)
Batı dünyasının demokrasi, insan hakları ve terör gibi konularda nasıl bir çifte standart uyguladığı aklı başındaki herkesin malumudur. Vatan savunması yahut tam bağımsızlık mücadelesi bile ‘terör´ kapsamına girebiliyor artık. (Bu bahsi de ilk fırsatta yazalım inşallah.)
İslâm - Batı ilişkilerinin dünü bellidir, bugünü ortadadır. Yarını, yani ötesi nasıl olacaktır, olmalıdır? Bazen görünen köy de kılavuz ister.
İbrahim Kalın´ın genel manâda ilk işareti veya teklifi budur: “Hak, adalet ve eşit temsile dayalı bir dünya tasuvvuru olmadan adil ve sürdürülebilir bir küresel düzen kurmak mümkün değildir.” (454) Bu konu Akıl ve Erdem kitabında da işlenir. (Küre Yayınları) Adil ve kalıcı bir barış için mevcut dengeler üzerinde yeniden düşünmemiz gerektiği söylenir. (229) Ayrıca biz Müslümanlara düşen vazifeler de vardır. Kardeşliğimizi yeniden ayağa kaldırmalı ve daha kuvvetli olmaya çalışmalıyız. Özgüvenimizi tekrar kazanmak için kendi toprağımıza, tarihimize, hafızamıza, toplumsal irfanımıza ve değerlerimize dayanarak bir tefekkür ameliyesine girişmemiz gerekiyor.

Anahtar Kelimeler: Günü, anlamak, için, dünü, bilmek, gerekiyor
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, salih evlat.

Hz. Muhammed