Günler gelip geçerken
Tarih: 26.10.2017 09:59:38 / 265okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Aziz Mahmut Hüdai (Hz).:
“Günler geçip gitmekteler
Kuşlar gibi uçmaktalar.”
diyor. O dönem için ne kadar veciz, ne kadar sade, ne kadar derin, ne kadar Türkçe bir beyit. Bunlar bizi etkiliyor.
Rivayete göre Yahya Kemal´in de bulunduğu bir mecliste (işin aslını öğrenmek için Yahya Kemal uzmanı olan sevgili Beşir Ayvazoğlu´na sormak lazım), ki bu mecliste bulunanların çoğu belli bir şiir zevkine, birikimine sahiptir; Divan Edebiyatımız´dan binlerce gazel, binlerce beyit ezberlemişlerdir, şöyle bir karara varılıyor:
Meclistekilere bir hafta izin. Bu zaman zarfında her fert edebiyatımızdan en güzel, en mânalı, en derin, en âhenkli mısrayı seçip getirecekler. Böylece koca Divan Edebiyatımız´ın “şah mısra”sı bulunacak. Bir hafta sonra meclis toplanıyor ve bulunan mısralar okunuyor. Gariptir; meclisin çoğunluğu şu mısrayı tercih etmiş:
“Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur”. Üstad Yahya Kemal dahi bu neticeye katılıyor. Serapa Türkçe, saflık ve sadelik ile âdeta kristal hale gelmiş bir mısra. Doğrusu ben de bu mısraya vurgunum.
Biz acımızı içimize atarız. Gözyaşları içimize akar. Derdimizi demek için ciltler dolusu kitap yazmayız. Hele “itiraf” biz de hiç âdet olmamıştır. Şikâyet yiğide yaraşmaz. Ben sabah yediğini unutanlardanım. Ezberimde hiçbir şiirin tamamı yoktur. Geriye dönüp bakmayı, hatıralarla avunmayı, nostalji denizinde yüzmeyi sevmem. Gelecek için projeler, planlar yapmak istemem.
Benim tavrım mutasavvıfların “dem bu demdir” sözüne uyar. Şimdi´yi önemserim. Şu an ne yapıyorum, aslolan budur.
Şair Refik Durbaş “Geçti mi geçen günler?” demiş. Herhalde şunu kastetmiş: Geçti ama delip de geçti. Yiğidi kılıç kesmez, bir acı söz öldürür. Şairin yarası kanamaktadır. Öyleyse gün geçmemiştir. Ya ne olmuştur?
Gün uzamış yüzyıl olmuştur.
Gökkubbenin altından gelip geçerken şunu düşünelim. “Ben ne yapıyorum?” Çünkü zaman Hz. Aziz Mahmud´un dediği gibi kuş uçumu geçiyor.
Dünyaya gelen her fert dünya hayatının şartlarının mahkumudur. Ancak Cenab-ı Hak bize ahireti müjdeliyor, sonsuz hayatı.
Dünya işleri ile ilgileniyoruz. İnsanoğlunun acz içinde uğraştığı, bazen nefsine yenilip hırsla, heyecanla saldırdığı işlerdir bunlar. Başarırsak sevinir, başaramazsak üzülürüz. Oysa hepsi fani. Öte dünya için ufak da olsa bir eylemde bulunmak bunların hepsinden daha değerlidir.
Sultan Süleyman´a kalmayan dünya hangimize kalacak. Efendim “biz gideriz namımız kalır”. Doğru. İnşallah bu nam iyilikle, güzellikle, şefkatle, merhametle, feragatle, cesaretle, cömertlikle, mertlikle doludur.
Ardımızdan bir Fatiha okunur.
Yahut sadaka-i cariye olarak bir şeyler bırakırız, dünya durdukça dua alırız.
Bu sebeple geçen günler geçmemiştir. Biz bu “gam yükünü” omuzlayıp hesap verilecek meydana kadar taşıyacağız. Bunu akıldan hiç çıkarmayalım. Ömür, dünya hayatı, insanlara Cenab-ı Hakk´ın bir lütfudur. Onun değerini bilelim. İyilikleri ertelemeyelim. Şurası malumdur ki: “Kötülerin gölgesi olmaz”.
Çile varsa, sabır da vardır, dert varsa mutlaka dermanı vardır. Bazı dertler bizi uyanık tutmak için Hakk tarafından ihsan edilmiştir. Derdimizin dahi bir kıymeti vardır.
Günlerin geçmediğini ama kuşlar gibi uçtuğunu söyledik. İşte bu “yekpare bir an”dır. Hani eskilere dersiniz “ömrün nasıl geçti” diye. “Göz açıp kapayıncaya kadar” cevabını verirler.
Bunda elbette bir ders vardır. Zaman budur. Çarşambalı Deli Ziya bunu mezar taşına yazdırmıştır: “Hayat bir gündür, o da bugündür”.
Kendisini kimse tanımıyor. Ama derin mânaları taşıyan mezar taşı duruyor.
Meramım vaaz vermek değildir. Belki kendimle konuşuyor-dertleşiyorum. Yoksa gönlün çektiklerini anlatmaya kalksam “şikâyet” olur.
Biz şikâyeti bir yana bırakalım.
“Kahrın da hoş, lütfun da hoş” diyebilecek mertebeye ulaşmaya bakalım. Şu fani dünyada gönül yapmaya çalışalım, gönül yıkmaktan kaçınalım.
Bütün bunları yapacak, dünyayı bir kalemde silecek kuvvet ve manevi kudret kimde var. Az kişide. Çoğunluk bizim gibi evsatu´n-nas. Yani “Kıl beşi, kurtar başı” diyenler.
Peki biz ne yapacağız?
Dua.
Duadan gayrısı yalan.

Anahtar Kelimeler: Günler, gelip, geçerken
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Nimete kavuşanların inkarından sakının.

Hz. Muhammed