Gergin miyiz?
Tarih: 7.9.2017 10:54:17 / 296okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Yıllar önce Ajda Pekkan ile Cem Yılmaz´ın oynadığı bir reklam filmi vardı, hatırlarsınız. Ajda parkta sabah koşusunu yaparken Cem´e rastlar, Cem gülerek ona “Ajda Hanım bugün biraz gerginsiniz galiba” der. Bu kinayeli esprinin ne mânâya geldiğini anlamışsınızdır.
Şaka bir yana, fert olarak ve toplum olarak gergin olduğumuz; insanların hiç yoktan birbirine daldığı, birbirini incittiği bir atmosferde yaşadığımız söyleniyor.
Doğrudur; bir ülkede her on yılda bir darbe olursa; hakim sermaye-hakim bürokrasi-hakim kültür “öteki”ni sürekli horlayıp, baskı altında tutarsa o toplumda, barıştan hoşgörüden bahsetmek tutarlı olur mu?
Hele terör, devletin kılcal damarlarına kadar girip, dış güçlerin güdümü ile kendi insanını kurşunlayıp, tanklar altında ezecek kadar gözü dönmüş olursa.
Şükredelim ki, bu ülkede sokakta çarptığı çocuğu orada bırakıp arabasını sürüp kaçan şerefsizler olduğu kadar; çocuğu alıp derhal hastaneye koşan hamiyet sahipleri de var. Bombalara, tanklara göğsünü siper edip darbecileri püskürten bir halkımız var. Ülkemiz bir uçurumun kenarından dönmüştür. Taşların yerine oturması zaman alacak. Yine de modern hayatın her yanımıza bulaştırdığı “stres” ile, sebepleri konuşulmalı.
Bakınız neredeyse otuz kırk yıldır yine dışarıdan pompalanan bir kalkışma ile asker ve polisimiz savaşıyor; hemen her gün albayrağa sarılı şehit cenazeleri geliyor. Sağda solda patlatılan bombalar insanımızı huzursuz ve tedirgin ediyor. Ülkemiz kendi ayakları üzerinde durmaya, bağımsız olarak kendi kararlarını vermeye kalkıştığında, Ortadoğu´da bir yıldız gibi parladığında, istikrarı ve gelişmeyi yakaladığında bunu bozmaya çalışanlar eksik olmuyor, olmayacak. Hakim zihniyet-hakim sermaye-hakim kültür uzun yıllar sürdürdüğü hakimiyeti, mevzileri kaybetmeye başladığında; medyası, muhalefeti, dış destekleri ile her fırsatta feryadı basarak felaket tellallığına soyunuyor; Meclis´te dahi tekmeli-yumruklu arbedeler yaşanıyor.
Bu görüntünün yanında işportacı ile zabıta, minibüsçü ile trafik polisi, uyuşturucu baronları ile narkotik polisi, haraç çeteleri, kaçakçılar, rüşvetçiler arasında her geçen gün bir hadise çıkması kaçınılmazdır.
Vatandaş kavga edenleri ayırmaya çalışmaktan kaçınıyor; çünkü bu yolda can veren çok oluyor. Doktor, öğretmen, vergi memuru, tahsildar, hâkim-savcı, hasılı devlet memurları görevlerini yaparken hücuma uğruyor, darp ediliyor, hatta makamında öldürülüyor.
Siyaset kurumu gerginlik üzerine kurulup, medya ile birleşerek incir çekirdeğini doldurmayan meseleler üzerine günlerce tartışıyor; tarafların temsilcileri televizyonda kavga ediyorlar. Bu televizyon kavgaları; gıda, şehircilik, hukuk, eğitim, kültür-sanat ve hemen her alana yayılıyor. Bu ülkede taş-taş üstüne koymayı becerememiş olanlar atılan her müspet adımı karalamak için yarışıyor.
Son çıkan ve önceki iletişim unsurlarının hepsini geride bırakarak toplum ve ferdin tüm hayatını ele geçiren “Sosyal Medya” bir tehdit, algı operasyonu, iftira ve linç aracına dönüşmüş durumda.
Elinde cep telefonu taşıyan herkes bu tehlikeye maruzdur, çirkef en beklemediği zamanda onun da üzerine sıçrayabilir.
İşin en acıklı tarafı “Sosyal Medya”nın açtığı yara tedavi edilemez. Atılan çamurun izi kalır.
Büyük şehirlere “göç”ün önü alınamamıştır. Halli gereken pek çok meselenin temelinde bu yatmaktadır. Mesela “trafik”. Bana göre bu göç devam ettikçe ne köprüler ne tüneller trafiği selamete çıkaramaz.
Büyük resme bir bakalım.
Tarımı ihmal edilmiş bir ülkenin sanayisi olamaz. Olsa olsa ancak “montaj sanayi” olur. Bir ülkenin sosyal barışı, nüfus hareketleri tarıma bağlıdır. Devlet bunu yeni fark etti ve “Milli Tarım” hamlesini başlattı.
Çok geç kaldı, çok.
Geç kaldığını şundan anlıyoruz. Türk-İş rakamlarına göre dört kişilik bir ailenin “Yoksulluk sınırı” 4.700 TL olmuş. Sendika bu rakamı şişirmiş olabilir ama yine de gelir farkı çok âşikâr.
Gerilim var mı? Evet var. Ama bu bizi ürkütmüyor. Korku ile umut arasında dimdik ayaktayız. Sıkıntı yok.

Anahtar Kelimeler: Gergin, miyiz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bir köy muhtarsız olmaz.Bir iğne ustasız olmaz,sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun.Nasıl oluyor ki; nihayet derecede muntazam şu Kâinat Hakim?siz olur ?

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)