GENÇLİK UÇAR KUŞTUR İHTİYARLIK NÂÇAR İŞTİR
Tarih: 30.11.2017 17:24:38 / 430okunma / 0yorum
Müjgan Üçer

                                            

 

Yaş; doğuştan itibaren geçen ve yıl olarak  ölçülen zamandır.  Yaşamak; sağ olmak, hayatta bulunmak, hayatını devam ettirmek,  ömür sürmek, yaşlanmak ise; yaşı ilerlemek, yaşlı olmaktır.

Sivas´ta, halk bilgeliğinde; “Beşik, Eşik, Keşik”, atasözü hayatın üç önemli safhasını işaret eder. Bu özlü söz, mecazlı bir anlatımla, beşik; doğum, eşik; evlenme, keşik ise ölüm anlamında  kullanılır. (Sivas´ta hayatın  bu üç safhasına dair gelenek, görenek  ve inançlar konusundaki  çalışmam,  Beşik Eşik Keşik  adıyla yayımlanma aşamasındadır).  

İnsan ömrü, kesin sınırlarla ayrılması zor olsa da bebeklik, çocukluk, gençlik, erişkinlik, orta yaşlılık, yaş dönümü ve yaşlılık olarak birbirinden farklı bölümlere ayrılır. Yaşanılan her çağ da yaşanılmış olanların etkisiyle oluşur. Yaş kavramı dört bakımından da incelenebilir:

Takvim yaşı (Kronolojik yaş): Doğumla başlayan, gün, ay ve yıla göre olan yaştır.         

Fizyolojik yaş: Canlı organizmada organların faaliyetleriyle ilgili yaşıdır. Diğer bir söyleyişle; hekimlerin belirttiği gibi “İnsan damarları kadar yaşlıdır.”

Duygusal yaş (Emosyonel yaş): Yaşanılan olayın sonucu olarak değişiklikler ve duygulanmalar sebebiyle ortaya çıkan ruhî durumun, duygularda meydana gelen heyecan ve şiddetlenmenin göstergesidir.

 

Akıl, kavrama ve zekâ yaşı (Entelektüel yaş): Bilgi, görgü ve eğitim ile gelişerek, insanın fikrî yönünü belirleyen yaş olarak tanımlanabilir.

 

Beden,  ruh ve sosyal bakımdan sağlık yani sağlığın verdiği huzur kültürümüzde "Afiyet" olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü de sağlığı; bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik olarak  tanımlar. Afiyette bütün  faydalı işleri kazanmak,  tüm zararlardan kurtulmak vardır (Muâfî Esması).   Atalarımızın sağlık kuruluşlarına Darüşşifa (Şifa yurdu), Darüssıhha (Sıhhat yurdu; bu yıl 800. yaşını kutladığımız Sivas Darüşşifası´nın  (M.1217) tarihli inşâ  kitabesindeki özel adı Darüssıhha´dır)  ve Darülafiye (Çankırı Darüşşifası M.1235) adını vermeleri amaca yönelik  bir adlandırmadır.

 Ayrıca insanların gösterdikleri yaş, hissettikleri yaş ve bir de söyledikleri yaş (!) gibi  göreceli yaş kavramları unutulmamalı.

İlk gençlik döneminin başladığı on beş yaş, halk düşüncesinde  “delikanlılık” döneminin de başlangıcıdır.  Daha çok genç erkekler için kullanılan “on beşinde deli dolu, bilmez gittiği yolu” sözümüz, yaşın getirdiği aşırı davranışları belirtirken, yaşın gereği biraz hoş görülmesini de düşündürür. Burada deli sözcüğünün anlamı; coşkun, taşkın, gür anlamındadır. “Yaş yirmi (yigirmi), akıl değirmi” atasözünde ise aklın toparlandığı belirtilmek istenir.Orta yaş için de "yaş otuz, akıl topuz" denilir.  “Gençlik, kırk yaşından sonra, akşam güneşi gibidir, insanı alnından öper, gider” benzetmesi yapılır.“Güneş çatıya geldi” sözleri ise daha ileriki yaşlarda söylenir.

Yaşlanmak;  durdurulamayan biyolojik bir olaydır. Gelişen tıp ile “tıbbın zaferi” olarak bakılan, ortalama insan ömründe belirgin bir uzama sağlanmış olması, devamlı bakım görerek yaşayabilen “hastalıklı yaşlılar”  grubunu da ortaya çıkarmıştır. Bu durum ise tıpta; “mortalite´den (ölüm) morbidite´ye (hastalık) geçiş olarak ifade edilmektedir.

Yaşlılık, yani yaşlı olma hali, diğer bir ifadeyle ihtiyarlık, ihtiyar; seçme, tercih etme, katlanma, kabul etme, razı olmadır. Şemseddin Sâmi´ye göre ihtiyar; sâhibü´l-ihtiyar  “seçme hakkı  elinde bulunan kimse” tamlamasından kısaltma yoluyla  ve galat olarak ortaya çıkmış olmalıdır. İhtiyar-ı külfet; külfete katlanma olup, halkımız da şöyle söyler:  "İhtiyarlık başa külfet!"

 

 Bu konuda lâ-edri bir beyit şöyledir:    

 

Ben kendi ihtiyarımla olmadım  ihtiyar

İhtiyarlık  ihtiyar etti beni  bî-ihtiyar

 

Ferit Kâm  rubaisinde  şöyle dile getirmiş:

 

Çekilmez bir belâdır ihtiyarlık

Hele munzam olursa bir de darlık

Serîr-i izzetinde ber-karar ol

İlâhi sende kalsın böyle varlık

 

Günümüzde yaşlanmak, yaşı ilerlemek yerine "yaş alma" ifadesi de kullanılmaktadır. Eskiden yaşı ilerlemek, "kemale erme yolunda olmak" için  koca kelimesi  kullanılırdı. Halkımız da  ihtiyar yerine koca, kocamış sözcüğünü kullanır.  Yeni evlenenlere; " Allah bir yastıkta kocatsın" iyi dileğinin bir başka  söyleyiş şekli de  "Birlikte, bahtiyar ve ihtiyar olun"  temennisidir. Kocamak / kocalmak ise, yaşlanmak, güçten kuvvetten düşmektir. 

İnsanı kocatan  hususlar başlı başına bir konudur.  Bu deryâda  halkımızın söyledikleri son derece doğru  tesbitlerdir.  Sivaslı bir hanıma; "Neden kocamadın?" diye sorulduğunda şöyle cevap vermiş: "Kız saçı örmedim, ne pişireyim demedim, tavuğa bile kışe demedim".  Bu sözle, hanımları yaşlandıran şeylerin; kızı olmak (evli kızın mutlu hayatı olmaması),  geçim sıkıntısı çekmek,  insanın eşi, ailesi ve etrafıyla  iyi geçinmemek  olduğu belirtilmiştir.

Eski yaşayışımızda yaşlıların yalnız kalması diye bir hal pek yoktu. Yaşlıların yalnız bırakılması çok ayıptı. Günümüzde sadece yaşlılıktan  değil,  yaşlılıkta yalnız kalmaktan da korkulmaktadır. “Allah dipte yatırıp, kapı gözletmesin” sözü bu sebeple söylenmiş bir iyi dilek olarak dilimizde yaşıyor.

         Genellikle, insanının çabası; gençlikte eğitim-öğretim, meslek sahibi olmak, aile kurmak, çalışmak ve hep geleceğe hazırlanmaktır. Çalışarak, ömrünü, zamanını boş geçirmeyenler, iyi değerlendirenler içen yaşlılık güz mevsimine benzetilir ki  hasat mevsimidir. Kıymeti bilinen yaşlılar için  Sivas´ta "padişahın tahtında"  benzetmesi  de yapılır.

         Gençlik ve yaşlılık / kocalık / ihtiyarlık atasözlerimizde çoğu zaman birlikte kullanılmıştır. Gelecek yazıda gençlik ve yaşlılık  konusundaki  atasözlerimizden örneklere yer verilecektir.

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:54 07:38 12:38 15:02 17:20 18:51
Ya Ali, benden sonra yola gidenler, senin gösterdiğin yoldan giderlerse selamete ererler.

Hz. Muhammed