Gazze´nin Kınalı Kuzuları
Tarih: 11.5.2016 10:42:49 / 473okunma / 0yorum
İbrahim KAYA

 

“Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm,

 Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.”

Erdem Bayazıt

 

       Havada kesif bir barut kokusu…  Etrafta harap olmuş binalar, metruk evler... Yer yer yükselen dumanlar… Gözü yaşlı anneler… Çaresiz babalar… Masum, temiz yüzlü bebekler…  Her gün yeni acılar doğuyor Güneş yerine ufuktan.   Kan, ölüm, zulüm üçgeninde devam ediyor her şey. Kalabalıklar içinde yetim kalmış bîçareler… Ve üzerine ölü toprağı serpilmiş insanlık, uyuyan Müslümanlar…

       Masmavi deniz, sımsıcak kum ve alabildiğinde uzayan sahil… Kısacık ömürlerinde pek çok sıkıntıyla karşılaşmalarına rağmen yine de hayata tutunma adına top oynayan çocuklar.  Kaderleri misali koşturuyorlar meşin yuvarlağın peşinde.  O kaçıyor onlar kovalıyor yani ki…

       Çocuk işte!

       Sanki bombalar atılmamış, evler yıkılmamış, babalar ölmemiş, analar ağlamamış. Okul yok, hastane yok, yemek yok, elbise yok. Belki gerek de yok.  Biliyorlardır yapacak hiçbir şeylerinin olmadığını. Duadan başka…  Bekliyorlar sıralarını…

       Atıf...

       Zekeriya…

       Muhammed…

       Ramiz...  

       Ve diğerleri…

       Zar zor izin alabilmişler kimi anasından, kimi babasından, kimi akrabasından… Öyle ya harekât başlamış. Sıkı sıkıya tembihlenmişler. Havada uçak fark ederlerse hemen kaçacaklar.  Şimdilik olağanüstü bir durum gözlenmiyor.  Ne gökyüzünde ne de karada…

       Donanma gemisi, denizin açıklarına gözle görülemeyecek bir mesafede demir atmış saatlerce aynı yerde bekliyor.  Karargâhta hareketli dakikalar yaşanıyor. Askerler bütün hazırlıklarını tamamlamışlar.

       “Deneme yapmak lazım!” diyor bir asker diğerine. “Nasıl?” diye soruyor öteki. “Sahile baksana!” diyor haince gülerek.

        “Olmaz, bunu kimseye izah edemeyiz!”

       “Olur, olur. Bir iki ses yükselir sonra unutulur!”

        “Öyle mi?”

       “Şimdiye kadar hep böyle olmadı mı?”

       “Doğru, hadi o zaman!”

       Sahilin sessizliğini neşeli çığlıklarıyla bozan çocuklar her gol atışlarında ya Ronaldo ya Benzema ya da Messi oluyorlar.  Gözleri topta, akıllarında kötülük namına hiçbir şey yok. Küçücük zihinlerinde canlandırdıkları hayalleri var, umutları var dünya adına…

       Atıf sesleniyor Ramiz´e, “Şöyle güzel bir orta yap da uçarak kafa atayım!”  “Tamam!” diyor Ramiz, “Hadi koş bakalım!” Koşuyor Atıf sıcak kumların ayağını yakmasına aldırış etmeden.  Ramiz orta yapıyor ancak top yerine bomba çıkıyor Atıf´ın kaderine.  Aniden deniz istikametinde büyük bir gürültüyle gelen roket tam önüne düşüyor. Kaçışmalar, ağıtlar, yakarışlar ve nihayet sessizlik…

       Paramparça bedenler, yıkılan hayaller...  Perişan olan analar, babalar, kardeşler…  Atıf, Zekeriya, Muhammed ve Ramiz…  Şehadet…  Cennet bahçelerindeler ve kınaları yakılıyor.

       Yakında, çok yakınlarında…

       Düşen her bombaya, yükselen her feryada alkış tutan alçak eller… “Bir kurşunla iki can!” yazılı siyah tişörtler giymiş petrolden de kara yüzler…

       Uzaklarda, çok uzaklarda…

       Masum, tertemiz, apaydınlık küçük bir kız çocuğu ve elinde bir pankart:

       “Çocuklar uyuyunca sessiz olunur, ölünce değil!”

 

Anahtar Kelimeler: Gazze, Kınalı, Kuzuları
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Kudüs İslam´ındır! (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Dilde Birlik (31 Ekim 2017 - Salı)
Okumuyoruz! (07 Eylül 2017 - Perşembe)
15 Temmuz Ruhu (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Ramazan Yazıları-VI (27 Haziran 2017 - Salı)
Ramazan Yazıları-V (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-IV (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Ramazan Yazıları-III (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-II (31 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Ramazan Yazıları-I (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Dün, Bugün ve Yarın… (12 Nisan 2017 - Çarşamba)
Öyle mi? (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
Ne Mutlu (14 Şubat 2017 - Salı)
Ey Halep! (03 Ocak 2017 - Salı)
Ah Halep! (29 Aralık 2016 - Perşembe)
Başaramayacaksınız! (20 Aralık 2016 - Salı)
Köy Okulları (11 Kasım 2016 - Cuma)
Eğitimde Okul-Aile İşbirliği (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Vatan Evladı yahut Vatan Haini Olmak! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Kahraman Millet (23 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Sivas´a Doğru (15 Temmuz 2016 - Cuma)
Hesap Günü (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
Hz. Peygamber (sav) ve Gençlik (22 Nisan 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-IV (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
Edebiyat Notları-III (12 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-II (05 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-I (29 Ocak 2016 - Cuma)
Başka Türkiye Yok (30 Ekim 2015 - Cuma)
Kurban Nedir? (22 Eylül 2015 - Salı)
Lanet Olsun Hainlere… (15 Eylül 2015 - Salı)
Muhsin Kaya ve Sivaslılar Vakfı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Boş Dünya… (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
Birlik Olmak (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
Memleketimiz Özümüzdür (29 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Bayram O Bayram Ola (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Zulüm Asla Payidar Olamaz (14 Temmuz 2015 - Salı)
Herkes İçin Ramazan (07 Temmuz 2015 - Salı)
Ramazan Oyun ve Eğlence Ayı Değildir (03 Temmuz 2015 - Cuma)
Köy ve Şehir Ramazanları (01 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Ramazan-ı Şerif ve Oruç Üzerine (23 Haziran 2015 - Salı)
Köyümüze Ramazan Gelince (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
İnanarak Yaşamak (09 Haziran 2015 - Salı)
Köylerimiz (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Sivas Kitapları (26 Mayıs 2015 - Salı)
Sivas Benim Memleketim (19 Mayıs 2015 - Salı)
Okumuyoruz (12 Mayıs 2015 - Salı)
Şehirlerin Sultanı Sivas (05 Mayıs 2015 - Salı)
Şu Talebelik Zor İş! (28 Nisan 2015 - Salı)
Birlikte Yaşama Ahlakı (21 Nisan 2015 - Salı)
Kutlu Peygamber (14 Nisan 2015 - Salı)
Hayatı Ertelemeden Yaşamak (31 Mart 2015 - Salı)
Baharla Birlikte Gelen (25 Mart 2015 - Çarşamba)
Çanakkale... Çanakkale... (17 Mart 2015 - Salı)
Eğitim Üzerine (03 Mart 2015 - Salı)
Baharı Beklerken (23 Şubat 2015 - Pazartesi)
Bismillah! (17 Şubat 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun

Hz. Muhammed