Ö. Emir Doğan


GARBÎ TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ 2    

GARBÎ TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ 2    


Avrupalı devletlerin baskısına ve Osmanlı Devleti’nin geri dönüş çağrısına rağmen Türk subayları 12 Eylül 1913’teGarbi Trakya Müstakil Hükümetiadıyla bağımsızlıklarını ilan ettiler.Yeni devletin başkenti ise Gümülcine’ydi. Bayrağı ay yıldızlı yeşil, siyah ve beyaz renklerden oluşuyordu. Bağımsızlık Marşını ise Süleyman Askeri Bey yazdı. 24 000’i bölgeden gelen gönüllülerden oluşan otuz bin kişilik bir ordu kuruldu.Silahlar ise İstanbul’dan gizlice getiriliyordu. Ayrıca Batı Trakya adıyla bir haber ajansı veİndepant/Özgürlükadıyla bir de gazete çıkarılmaya başlandı. S:74-75 (11) 

Yunanistan Batı Trakya Türk devletini tanımış ona yardım ve ittifak vaadinde bulunmuştu. Onun bu tavrı, Batı Trakya'dan Bulgarları uzaklaştırarak, sonra burasını kendisi yutmak şeklinde yorumlanmıştı. S:102(12) 


         Büyük devletlerin tepkisi yanında, Bulgaristan da tepki gösterince Enver Bey, Batı Trakya’ya gönüllü giden subayların geri dönmelerini istedi. Bunlar, bu emre uymak istemediler. “Muhtar Cumhuriyet”in,“Batı Trakya Türk Cumhuriyeti” adı altında bağımsızlığını ilan ettiler. Devlet başkanlığına Süleyman Askeri, ordunun başına Eşref Kuşçubaşı getirilmişti. (23 Eylül 1913)  s:101 (13)

            Büyük devletler ve Bulgaristan, Batı Trakya'daki olaylardan şikâyetçi olmuşlar, Meriç'in doğusuna çekilmesi için İstanbul'u sıkıştırmaya başlamışlardı. İttihat ve Terakki Partisi'nin üç paşası Talat, Enver ve Cemal Paşalar da bu fikirde idiler. Daha Edirne’yi kurtarma girişimleri sırasında Meriç’in batısına geçmeyeceklerine dair söz vermişlerdi. S:102 (14)

          Osmanlı Hükümeti, Eylül 1913'te Bulgaristan'la İstanbul Antlaşması imzalayarak Doğu Trakya ve Edirne’yi kendisine almış, Batı Trakya'yı Bulgaristan'a bırakmıştı.
Süleyman Askeri ve arkadaşları bu karara uymamak için direndiler. Hatta, üç paşalara “İşi bizim üzerimize atın, siz karışmayın” diyorlardı.Üç Paşalar da Osmanlı hükümetinden bağımsız olarak Edirne'ye kurtarmak için “siz karışmayın, bizim üzerimize atın” demişler, adı geçen şehir bu sayede kurtarılmıştı. 


         Süleyman Askeri, Batı Trakya Türk Devleti’ni yaşatmakta kararlı görünüyordu. İstanbul'un “çekilin” emrine uymamış, yazdığı bir mektupta, Batı Trakya'da Bulgar işgaline yeniden direneceğini bildirmiş, “kan dökülmesi muhakkaktır” demişti. Bunun ardından Cemal Bey, Batı Trakya’ya giderek Süleyman Askeri ve arkadaşlarını ikna etti.

S:102-103 (15) 
 

  ... Eşref Kuşçubaşı da Enver ve Talat Beylerin evlerine çağırıldı. Bunlar Bulgaristan'la sulh yapıldığı, Edirne'yi almak hedefe ulaşıldığından bahisle, “Batı Trakya'yı düşmana terk etmeye mecburuz”dediler.Kuşçubaşı,“Beni tatmin için çağırdılar. Fakat yumuşamasaydım elden ne gelirdi” diyor, hükümetin kararına uyuyordu.

   Batı Trakya Türk Devleti artık yoktu.Celal Bayar,olup bitenleri değerlendirirken, hata yapıldığından bahisle şunları yazar: “Yürütülecek politika hakkında devlet adamları arasında tam bir fikir birliği yoktu. Edirne'nin alınmasında ısrar edenler Batı Trakya'nın tampon bir memleket olarak elde kalması hususunda aynı cesareti aynı azmi gösteremiyorlardı. S:102-103    (16) 

... Bulgaristan Dışişleri BakanıGeşofdiyor ki: “Eğer Osmanlı Devleti Batı Trakya'da kurulan yeni hükümeti kendi eliyle yok etmiş olmasaydı, büyük devletler bu devleti kesin olarak tanıyacaklar ve Türkler Balkanlar'dan çıkmamış olacaklardı. Biz bu sonuçtan endişe ettik. Fakat Osmanlı devlet adamları, özellikle Cemal Paşa bize, bizden çok hizmet etti.” S:104 (17)

      İstanbul Antlaşması'na göre Batı Trakya Türk devleti 25 Ekim 1913'e kadar lağv edilecekti. Devlet bu tarihte son buldu. Bulgarlar sulh şartlarına uymadılar. Yine Cemal Paşa’nın yazdıklarına göre, “Bulgarlar, Batı Trakya İslâm ahalisi hakkında zulüm işlemeye başlamışlar,Pomaklar’ızorla Hristiyan etmeyeteşebbüs etmişlerdir.

     Burnumuzun dibindeki öz be öz Türk vatanını böyle feda eden ittihatçı üç paşa, işin ilginç yanına bakınız ki, I. Dünya Harbi yıllarında Pantürkizm politikası takibe başlayarak çok uzaklardaki Türkistan'ın kurtarılması hesaplarını yapacaklardır. S:104 (18)

İstanbul Antlaşması’yla Batı Trakya'nın Bulgaristan'a verilmesi, Lozan Antlaşması günlerinde burasını istediğimizde, pazarlık gücümüzü yok eden bir anlaşma oldu. Türkiye ve Türk dünyası hatalar zincirinin kurbanı oldu. Lozan Antlaşması’yla Yunanistan'a bırakılan Batı Trakya'da bu seferde Yunan zulmü başladı. Günümüzde bile yapılan zulüm ve baskılar sebebiyle Batı Trakya'dan “Dünyanın en büyük açık hapishanesi” olarak bahsedilmektedir. S:105 (19) 
 

            Evet, maalesef yukarıda da değinildiği gibi Batı Trakya Türk Devleti, Hırıstiyan Avrupa ile aramızda tampon bir Müslüman Türk Devleti olarak yaşatılamadı. Üstün bir fikirle kurulan devlet yıkıldı. Böylece Bosna Hersek'e kadar uzanabilecek kardeşliğin önüne setler çekilmiş, Batı Trakyalı kardeşlerimiz Bulgar ve Yunan mezalimine terkedilmiş oldu.      

 

        Şimdi, bir tarihçi olmadığımız halde bu yazıyı neden aktardık. Çünkü; "Tarih ilmi, ibretnümâyı âlem ve basiret efzay-ı benî ademdir. Kişiyi vakıayı  duhura vukûf ile mücerrid ve müdebbiri umur eyler." (20)           

 

Es-selam  

           Yararlanılan Kaynaklar:  

  1. Büyük Olayların Kısa Tarihi, Tufan GÜNDÜZ, Yeditepe Yayınları, Ağustos 2019 İstanbul, 7.Baskı (7. 9. 10. ve 11. alıntılar)  
  2. Bilinmeyen Tarihimiz, Süleyman KOCABAŞ, Vatan Yayınları, İstanbul 2004. (1. 2. 3. 4. 5. 6. 8. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. ve 19. alıntılar)  
  3. Ahmet Şimşirgil, Youtube.com/watch?v=JO85yxJgho