GARA GARA GUŞLARI
Tarih: 19.12.2017 14:42:07 / 1273okunma / 0yorum
Muzaffer Gücer

 1939 yılında Sivas Cer Atelyesi (şimdiki Tüdemsaş)açıldı. Hemen peşin söyleyeyim bu günkü türlü tantanalarla açılan fabrikalar bizim atelyenin yanında dükkan sayılır.

  Neyse esas konuya gelelim. Burada çalışacak olan binlerce işçi ve bilhassa usta ve yönetici temini mümkün olmadığı için hemen hemen Türkiye´nin her yerinden usta ve işçi gelmiş mühendisler ve üst kademe yöneticiler başta olmak üzere hepsi dışarılı (yerli halk tabiri). 1952 yılında burada işe başladığım zaman hala baş puvantör bile İzmirliydi posta başılar bile dışarılı. Bazı işçi durumunda olan Sivaslılar ilk önceleri işe girmişler amma gardaş benim işim var gücüm var onun vereceği 3-5 guruş için ben irahatımı keyfimi bozup zabahın beşinde altısında yollara düşemem diyip işten ayrılmış. Hazır açılmışken bir konuya temas etmekten geçemeyeceğim. Öteden beri gazetelerin bulmacasını çözmekte meraklıyımdır. Nedense birçokları işçi diye soruyor karşılığı amele, bazıları amele diye soruyor karşılığı işçi çıkıyor. Hayır işçi ayrı amele ayrıdır. Amele kazma kürek, getir götür işi yapan, işçi ise bir sanatı olan kişidir. Bunu da belirteyim dedim.

 Yurdun her yanından gelenler yetmeyince son çare Adapazarı (şimdi ki Sakarya). Eskişehir ve İzmir´deki atelyelerde çalışan elemanlardan isteyenlere birer derece terfi ettirerek getirmişler. Sivas´a bir canlılık bolluk bereket gelmiş. Boş olan evler acele tamir görmüş. Onarılmış kiraya verilmiş, esnafın cebine ummadığı kadar para girmiş. Tabii bizim sokağa da bu yabancılardan birkaç tane kiracı düşmüş. Sokakta oynamaya çıkarken rahmetli dedem, sakın o kiracının uşaklarıyla döğüş gavga etmeyin, onlar garibanlar, ekmek parası geçim derdi için yerlerinden yurtlarından olmuş buraya göç etmişler. Allah kimseyi muhacir etmesin derdi.

  Erkek sanat enstitü 2. Sınıfta iken teneffüste İzmirli bir arkadaşın sıranın üstündeki kitabı yere düştü. Açılan sayfalar arasından ufak bir kağıt parçası dikkatimi çekti. Alıp okuyunca ne göreyim.

 Gara gara guşları

Tezek yapmak işleri

Havuç şalgam yemişleri

Sevemedim bu Sivas´ı

  Kağıdı aldım cebime kitabı da sıraya koydum. Aklıma düştükçe alıp okudum ve ezberledim. Ne de olsa Sivaslıyız az çok bizim de dilimiz döner. Sanki geldikleri yerde kara karga yokmuş gibi… Daha sonra aşağıdaki dörtlüğü yazıp kendisinin ki ile  birlikte kitabın arasına koydum. Nedense sesi çıkmadı. İşte benim karşı dörtlüğüm.

 Biz mi çağırdık

Siz kendiniz geldiniz

Hem iş hem aş buldunuz

Beğenmiyorsanız gidin

Ne duruyorsunuz

 Evet havucu da şalgamı da çok sever ve güzün batmanlarla alırdık (8 kilo). Avluda diz boyunda çukur açar, çuvallarla havuç, şalgam, patates ve soğanı oraya doldurur, üstüne yine eski kilim veya çuval koyup kuyuyu kapatırdık. Çünkü soğukta kalsa donar, sıcak yerde saklasan çillenir. En iyisi eski usul. Lazım olunca oradan alır kullanırdık. O arkadaşım her halde çarşı bazara çıkmamış veya o tarihlerde babasının parası çıkışmamış olsa gerek. Yoksa garipler mezarında (şimdiki sebze hali), bir ara kaybolan amma şimdi taklidi de olsa bulunan Amasya´nın o canım elması, Gürün´ün armudu, o yafa portakalı, tavanlarda heveklerle asılı üzümler, şimdi piyasada bir hayli aranan gidi boku (kara yemiş, o zaman bezden şeker çuvalı ile geldiği için birbirine yapışırdı, onun için adı aramızda öyleydi.) pestil, kuru dut, çeşit çeşit kuru üzüm, elimize beş on guruş geçince aldığımız, fındık, fıstık, ceviz, şimdi modaya uyup adı harnup olan geçi boynuzu ilkbaharda gelen dalağıyla birlikte yenen hakiki bal. Beyazı çok, yeşili az, kısa boylu Tokat pırasası, Adana´dan da gelirdi amma bize tembih edilirdi aman Tokat pırasası olsun. Bizim çayırağızında yetişen ve kağıt gibi ince olan kolay, kolay kucağımıza sığmayan beyaz lahanamız, meşhur patatesimiz ne bileyim şimdi aklıma bunlar geliyor. Bayrama yakın ve her mevsim bulunan salamura Tokat yaprağı. Yerli fasulye şimdi buralarda bulama adı verilen ve ahşap fıçılarla gelen Antep ve Zile bekmezi, Çorum´un sıvı olduğu için cor, cor bekmezi denilen üzüm bekmezi. Yazın yerli malı Sivas´ın cins cins kabağı, pancar, anapa fasulyesi hele hele tel çivisinin hıyarı (şimdi malum adı badem ve salatalık oldu) ısırınca ağıza hoş bir lezzet etrafa da güzel bir koku yayardı. Adana´dan langa hıyarı gelirdi amma biz “baba çıksın o da yenir mi” diye elimizi bile sürmezdik. Amasya´nın Gayabaşı garpuzu, Gayseri´nin ambar düğeleği, Tokat Gazova´nın üzümü varken başkalarının yüzüne bakmazdık. Şimdi nasıl ettilerse 365 gün çarşıda bazarda havuç var amma saman gibi. Özündeki o sarı kısım yok oldu. Biz de havuç baharda ekilir, güzün sökülür, yaza kadar yenirdi. Şimdi dört mevsim var.

 Rahmetli dedem ile nenemin dişleri yoktu. Alışmışlar damakları ile yerlerdi, amma elma, armut gibi meyveleri haşlayıp, ezip yerlerdi. Havucu da nenem bir sahanın içine bıçakla kazır, dedemle öyle yerlerdi. Biz de amca çocukları ile orta kısmını bölüşür yerdik. Küçükler şayet uyumuşsa payımız arttı diye sevinirdik.

  Büyüklerden dinlediğime göre önceleri onlar (cer atelyesinde çalışmaya gelen yabancılar) bize, biz onlara uzak durmuşuz. Sonraları alışmışız kaynaşmışız, kız alıp, kız verip akraba olmuşuz. Onların Sivas´lı gelini bizim dışarılı damatlarımız olmuş. Çok iyi hatırlarım sokağımızdan bir abla Demirspor´un iyi bir futbolcusu olan Eskişehir´li Naci ile evlenmişti. Yaz kış demez Demirspor´un bütün maçlarında bazen yalnız bazen birkaç arkadaşı ile gelir, gocası gol atınca yahut verdiği pas yerini bulup gol olunca, adeta stadyumu inletirdi. Yani bu günkü adı ile Demir Sporun amigosu olmuştu. Yıllar önce göç alan Sivas´ım gün geldi göç verir oldu. Kısmet böyleymiş. Benim gibi birçok arkadaşım mecburen göç kervanına katıldık. 1958 yılında inşaat teknikeri oldum amma Sivas´ta iş yok. Yine bize Erzurum düştü. Ora da kuzguni kara karga gördüm ama bu da neymiş diye gınamadım. Orda da havuç, şalgam ve lahana vardı.

1966 yılında Kocaeli´ne nakil geldim. Orada havuç ve saman gibi dadı olan lahana vardı amma şalgam yok. Alışmışız gursak gavurgasını ister, neyse ki yolum Bursa, Sakarya ve İstanbul´a düşünce mutlaka manavları dolaşır, bulursam üç beş kilo şalgam alır hasret giderirdim. Ne demiş eski Sivaslı´lar, senede en az iki sefer ye bulamazsan tarlasından geç. Neyse ki İstanbul´da var.

  Selamlar şalgamcılar sağlık ve afiyet içinde olun.

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: GARA, GARA, GUŞLARI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
SİVASIN ÇERMİKLERİ (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ (17 Ağustos 2018 - Cuma)
BUNA DA ŞÜKÜR (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
KELEKLİK ETME ULAN! (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
RÜŞTÜ EMMİNİN VERDİĞİ DERS (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.

Hz. Muhammed
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Ümit kesmeyin;
Coşkun GÖKKUŞ
Coşkun GÖKKUŞ
DERBY DEĞİL DÖĞÜŞ...
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
İyilik yolunda olmak
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Bilenlerle bilmeyenler
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Yahya Kemal ve kökü mazide ati olmak
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Vali Salih Ayhan´ın Sivasspor Projesi
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Biraz daha teori çalışalım
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Yeni bir konferans modeline ihtiyaç var
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Acı reçete!
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Rağmen Tavrı ve Nebevî Şahitlik Yolculuğu
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Mütesettir Anıtkabir!
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Şeriat aziz eder yüceltir
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Müslüm Baba
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Çakmak Taşındaki Ümit
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
LEGO VE DİJİTAL RUHLAR DÜNYASI
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ahlak merkezli dindarlıktan nerelere?
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
EV ÖDEVİ Mİ!...
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aday belirlemek artık kolay değil
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ