‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´
Tarih: 8.2.2017 09:08:23 / 490okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Resim sanatıyla az veya çok ilgilenen bütün okuyucularıma şu sıralarda bir fırsat yaratıp Sakıp Sabancı Müzesi´ne uğramalarını hararetle tavsiye ederim. Çünkü ressam ve hattat Feyhaman Duran´ın eserlerinin toplu olarak yer aldığı bir sergi var. “Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında” başlığını taşıyan ve profesyonelce hazırlanan sergi, sanatseverleri, sanat tarihçilerinin Çallı Kuşağı yahut 1914 Kuşağı diye isimlendirdikleri ressamlar grubunda portreciliğiyle öne çıkan Feyhaman´ın gerçekten “iki dünya arasında” sıkışan renkli ve zengin dünyasında uzun bir gezintiye davet ediyor. Sanatçının İstanbul Üniversitesi´ne bağışladığı ahşap evindeki odaların ve atölyesinin de galerilerde aynı düzende yer aldığına dikkatinizi çekmek isterim.

***

Sanayi-i Nefise Mektebi mezunu olmamasına rağmen, gerçek bir sanat ve sanatçı dostu olan Abbas Halim Paşa tarafından keşfedilip Paris´e gönderilerek resim eğitimi alması sağlanan Feyhaman Duran, o tarihte artık akademik bir üslûp olan empresyonizmi benimsemiş, ama bu üslûba İstanbul ikliminin renkleri ve atmosferiyle çok millî karakter kazandırmıştı. Yine de empresyonizme mutlak sadakatinden söz edilemezdi. Gerçekçi manzara resimleri yaptığı gibi, portreleri de genellikle gerçekçiydi. Zaman zaman ekspresyonizme kaydığı, hatta fovizme bile ilgi gösterdiği bir gerçektir.

***

Feyhaman´ın önemli bir özelliği de icazetli olmamakla beraber, İbnülemin Mahmud Kemal İnal´ın Son Hattatlar´ında yer alacak seviyede bir hattat olmasıydı. Celi Sülüs istiflerinin bazılarını ve zengin hat koleksiyonunu da aynı sergide görmek mümkün. Sami Efendi gibi büyük büyük bir hattattan meşk eden Feyhaman´ın hat sanatını resimle buluşturduğu natürmort ve enteriyörleri son derece dikkat çekicidir. Kâmil Akdik, Rifat Efendi ve Yahya Hilmi Efendi gibi hattatların portrelerini de yapmıştı. Yahya Hilmi Efendi, eşi Güzin Duran´ın dedesiydi ve Beyazıt´ta, İstanbul Üniversitesi´ne bağışladıkları ev ondan kalmıştı. Bu evin yıkılmaktan Prof. Dr. Nurhan Atasoy´un kurtardığını hatırlatmak, kadirşinaslık olur. Nurhan Hanım, ayrıca yeğeni Gül İrepoğlu´nun Feyhaman Duran üzerine doktora tezi hazırlatmıştı. Bu tez 1986 yılında yayımlanmıştır.

 

Yeri gelmişken aynı zamanda hattat olan başka ressamların da bulunduğunu hatırlatmalıyım. Mesela Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer, Sanayi-i Nefise Mektebi´nin ilk mezunlarından biriydi ve akademik üslûpta nefis resimler yapardı. Reisülhattatîn Hacı Kâmil Akdik´in oğlu ressam Şeref Akdik önemli bir ressam ve babasından icazet almış bir hattattı. Osman Hamdi ve Şevket Dağ, resimlerinde hat levhalarını bir hattat titizliğiyle işlemişlerdir. Kûfi yazıyla istifler yapmayı seven Hoca Ali Rıza´nın karalama defterlerinde Kûfi istiflere ve güzel Ta´lik yazılara rastlanır.

İbrahim Çallı da hat sanatına meraklı ressamlardandı; onun bu merakı “Mevleviler” serisinde açık seçik görünür. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi müdürlüğü sırasında hat sanatıyla yakından ilgilenen Elif Naci ise bazı resimlerinde eski harfleri kompozisyonun temel unsurlarından biri olarak kullanmıştır. Esasen Elif Naci, İslâm kaligrafisini resimde bu mânâda kullanan ilk ressamının kendisi olduğu iddiasındaydı.

***

İlk kadın ressamlarımızdan Melek Celâl Sofu´nun hat sanatına özel bir ilgi duyduğu unutulmamalıdır. Reisülhattatin Kâmil Akdik (1938) Şeyh Hamdullah (1949) adlı kitaplarını hatırlatmakla yetiniyorum. İsmail Hakkı Altunbezer ve Necmeddin Okyay hakkında yayımlanmamış kitaplarının da bulunduğu söylenir. Türk suluboya resminin en büyük isimlerinden biri olan Malik Aksel ise, özellikle hat sanatındaki yazı-resimlere meraklıydı. Türklerde Dinî Resimler (1967) adlı kitabı hâlâ önemini korumaktadır.

Çağdaş Türk ressamlarının çoğu, hat sanatına, Picasso, Paul Klee, Kandinsky, Hans Hartung gibi modern Batılı ressamların bu sanatla ilgilendiklerini fark ettikten sonra yönelmişlerdir. Cevat Dereli, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nurullah Berk, Sabri Berkel, Şemsi Arel, Abidin Dino, Adnan Çoker, Erol Akyavaş, Süleyman Saim Tekcan, Ergin İnan gibi birçok ressamın eserlerinde, hat sanatı, farklı şekillerde ve farklı duyuşlarla yansımasını bulmuştur. Abidin Dino hat sanatından çok etkilenmişti ve kendisini zaman zaman “hattat” diye nitelendirirdi. Hayatını anlattığı bir yazısında, komşularından birinin büyük bir hattat olduğunu, bu sebeple hat sanatına ve minyatüre küçük yaşta ilgi duymaya başladığını söyler.

Erol Akyavaş´a gelince... Hat sanatının soyut plastik değerlerini resminin ayrılmaz bir parçası haline getiren Akyavaş´ın yaklaşımı, böyle bir yazıda kısaca geçiştirilemeyecek kadar önemli ve anlamlıdır. Modernliğin yabancılaştırıcı ve dayanılmaz baskısına rağmen, geleneğin vazgeçilmez değerlerini yeniden hayatımızın bir parçası haline getirmeye çalışan Akyavaş´ın yapmak istediği, modernleşme tarihimizde örneği pek az bulunan, içinden geldiğimiz dünyanın estetik tercihlerini de belirleyen tasavvufu modern resmin araçlarını ve imkânlarını kullanarak yeniden okumaktı. Bu tecrübede hat sanatının son derece önemli bir yeri vardı.

Resim sanatını ilgi duyan hattatlar da vardır. Tuğraya o şuh formunu kazandıran büyük hattat Mustafa Rakım, Sultan III. Selim´in bir portresini yapmış ve bundan dolayı ödüllendirilmişti. Kazasker Mustafa İzzet´in talebelerinden Abdullah Zühdî de ressamdı. Halim Özyazıcı, Macid Ayral ve Hâmid Aytaç´ın iyi resim yaptıkları bilinir. Turan Sevgili de resme meraklı hattatlardandır; yıllar önce hattat portrelerinden oluşan bir sergi açmıştı.

Aslında yazı ve resim aynı kökten gelir; daha doğrusu, yazı resimden doğmuştur. Bu bakımdan resimle ilgilenen hattatlar ve hat sanatıyla ilgilenen ressamlar, kendi sanatlarına aykırı düşen bir iş yapmıyor, köklerini arıyorlar.

Evet, “Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında” sergisini kaçırmayınız derim. İki dünyanın, iki farklı estetiğin nasıl buluştuğunu söz de gözlerinizle görün. Bakalım ne düşünecek, bu buluşmayı nasıl yorumlayacaksınız?

Anahtar Kelimeler: Feyhaman, Duran, Dünya, Arasında
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İnsanın kanadı, gayretidir.

Mevlana