FESHANE GÜNLERİ
Tarih: 22.7.2015 09:15:18 / 814okunma / 0yorum
Muzaffer Gücer

 

 

İstanbul´da bir gelenek var;  Eminönü´nde Feshane Günleri düzenleniyor. Burada her şehir yöresini ve ürünlerini tanıtmak için günler tertipliyorlar. Acaba Bizim Sivas niye uyuyor diye düşünürken; çok şükür ki sürpriz olsun diye torunum Görkem´in götürdüğü, Zaralı hemşehrilerimin bir dağ başındaki lokantasında, “Feshanede Sivas Günleri” tertiplendiğinin ilanını gördüm. Ne kadar sevindim bilemezsiniz. Daha sonraları bu işte de geri kalıp, yeterince reklam yapılmadığı için üzüldüm.

 

Erenköy´den kalkıp üç vasıta değiştirerek ikibuçuk saat süren bir yolculuktan sonra, yirmiyedi senedir oturduğum İstanbul´da ilk defa Feshane´nin kapısından içeri girdim. En fazla 40-50 yıllık betonarme binalar yıkılmaya yüz tutarken, 184 yaşında olan Feshane´nin deniz kıyısında taş gibi sapasağlam olduğunu görünce, doğrusu, eskiye imrendim, gurur duydum.

 

İlk sukut-u hayal, yanlışlıkla girdiğim ürün satış bölümünde başladı. Çünkü Sivas´lılarda modaya uymuşlar, belki de ucuz ve kolay olduğu için peynirin çoğunu plastik bidonlara, birkaç tane de deri tuluma basmışlar. Hiç o meşhur küp peynirimiz ortalarda yok. Bilmem ki evlerimizin demirbaşı olan küpler daha yapılmıyor mu? O sanatta mı öldü? Zira bizim evde su küpü, peynir küpü, pezük turşusu ( pancar dalları ile yapılan turşu) kök pancar, lahana ve yeşil domates turşusu için, ayrı ayrı küpler ile , bir de avluda kül küpü bulunurdu. Bunun içine mangalda biriken meşe kömürü külü konur, üstüne su doldurulur, çamaşır güzelce ağarsın diye bu sudan kullanılırdı. Pezük turşusu da modaya uymuş, o da naylon bidonlara kurulmuş. Canım çekti, yanaştım, “Gardaş beş liralık turşu ver!” dedim. ‘Emmi açık satmıyoruz, bidonu onbeş lira!´ dedi. Ben ne o bidonu taşıyabilirim, ne de o kadar turşuyu yiyebilirim. Boynu bükük oradan ayrıldım. Bire insafsızlar bir bidonu açıp, bu nedir? diye soranlara ve benim gibi bidonla alamayacaklara bir dal turşu ikram etseniz kıyamet mi kopar? Batar mısınız?

 

Ticaret ve sanayii odası reyonunda bir cd hediye ettiler. Memnun oldum.  Amma eve gelip dinleyince çok üzüldüm.  Ne diyeyim?  Onlarda modaya uymuşlar. Bu işe emek verenler, hiç türkü dinlememiş olsa gerek! rahmetli Ömer Şan´ın her programda mutlaka okuduğu ve onunla sevilen ´´Taze garlar yağmış garın üstüne” türküsü olmuş ´´Taze karlar´´ ve yine rahmetli Zaralı Halil Söyler´i meşhur eden ve en çok söylenen ve her dertli Sivas´lının dinlediği veya söylediği “Garlı dağlar” da olmuş ´´Karlı dağlar´´ ve ´´Karanlığın bastı mı?´´ olmuş ´´Karanlığın kalktı mı?´´ Vallah billah kusura kalmasınlar, tam bir fiyasko.  

 

Şarkışla belediye başkanından Allah razı olsun işleri rast gitsin. Son dönemlerin yetiştirdiği Sefil Selimi gibi değerli bir aşığın, eserini bastırmış. Serde emeklilik var ya, korka korka fiyatını sordum. Belediyemizin hediyesi dediklerinde ise, kitaba nasıl sarıldım bilemezsiniz. Üstüne bir de ´´ gavurga´´ ikram ettiler. Bundan iyisi can sağlığı.

 

Bir başka belediye ise, ( zaten onlar ticareti iyi bilirler ) ´´madımak ´´satıyor. Canım çekti aldım. Amma oturacak yerleri, kendi adamları kapmış,  sohbet ediyor. Millet ise ayakta, döke saça yemeğe uğraşıyor. Madımaklarından da bir şey anlamadım.

 

Cumhuriyet Üniversitesi sağlık personeli şeker ve tansiyon ölçüyorlardı. Bir yetkili sordum ve gelen bayana “beni çok üzen bir konu var. Neden Sivas´ta üniversite olduğu halde hastalar , muayene ve tedavi için Kayseri´ye gidiyor?” dedim. Yetkili bayan ise “Amca ne yapalım? Maalesef Sivas Kayseri´ye göre geri kalmış bir şehir dışardan kolay, kolay kimse gelmiyor. Sivas´ta yetişen hocalar da dışarıya kaçıyor! “ dedi. Bayan görevli haklıydı,  benimde çok yakından tanıdığım (biri komşumuz, biri akrabamız ) iki tıp profesörü, hanımları istedi diye Ankara ve İzmir´e gittiler. Doğup büyüdükleri memlekette olanlar gider de, dışarıdan gelenler durur mu? Şanssızlık ne diyelim?

 

Ey benim bastığı yerde ot bitmeyen siyasetçilerim! Bir zamanlar Cer Atelyesinde çalışmak için yedi iklim dört bucaktan bu şehir göç almıştı. Kayseri´liler Sivas´a gelip işyeri açıyorlardı. Şimdi Kayseri´den geri kaldık he mi? Vay benim şanssız ve siyasetten hiç nemalanmayan Sivas´lım! Oy verirken biraz düşünün! Bir dönem seçilip de memleket hayrına bir çivi çaktırmayan ve bir kazma vurdurmayanları bir daha seçmeyin olmaz mı? Selamlar,

 

Not: Aklımın erdiğince, dilimin döndüğünce Sivas´ın geri kalış sebeplerini ilerde kısmetse yazacağım.  

Anahtar Kelimeler: FESHANE, GÜNLERİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dünyada bir garip veya bir yolcuymuş gibi yaşa

Hz. Muhammed
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
BEYAZ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Varlığımıza musallat olanlar
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
AÇIK KONUŞUN, SEÇİK DÜŞSÜN
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Bir Robinho Vardı Keyif Veren
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
SİVAS İLİ VE İLÇELERİNDEKİ TÜRK DEVRİ HAMAMLARI
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
AZERBAYCAN TÜRKÜ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ 2
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru – Bir Çöküş!
Ergün Diler
Ergün Diler
Anlayacaklar!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
´Yıldız´ parladı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
YATAY SOYAĞACI
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Soyumuzu Bulduk mu?
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Nasıl bir çağda yaşıyoruz?
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
KAR YAĞMIYOR YAĞMIYOR
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MEB YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ TASLAĞI 2018(2)
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Şîrâz…
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
ŞEHİRDE İMECE
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kürtler, PKK ve Afrin
Salih Tuna
Salih Tuna
Mustafa Kemal´in şu yoldaşına bak sen
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
YETENEK HARİTASI
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
Türkülerimizi Unutulmaktan Kurtaran Kahraman Muzaffer Sarısözen (1899- 1963)
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
İbrahim KAYA
İbrahim KAYA
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Bir zata mektup
Tarık Sezai Karatepe
Tarık Sezai Karatepe
Roboski: Acının Tarifi Yok!
AKİF EMRE
AKİF EMRE
İran toplumunun gelecek tahayyülatı
İlhan Yüksel
İlhan Yüksel
SİZ HANGİSİNİ İSTİYORSUNUZ.?
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Her gün KARA!..