Fesadın işi: Haset
Fesadın işi: Haset
Tarih: 15.8.2014 10:31:49 / 828okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Otuz Mart seçimlerinden aklımda kalan iki cümle var. Not defterime de kaydetmişim. Seçimden hemen sonra, Sayın Erdoğan, muhalefet liderleri ve partileri için şunu söylemişti: `Hiç özeleştiri yapmazlar mı?` Peşinden Bahçeli`nin açıklaması gelmişti. Harfi harfine şöyle: `Bu seçimin galibi, gerçekten, Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur.`

Şimdi bir seçim daha yaşadık. Onca bilginin, verinin, yeniliğin ve `galibin` arasında, ilk dikkatimi çeken, yine Bahçeli`nin açıklaması oldu. Sonuçlar kesinleşir kesinleşmez, basın mensuplarının karşısında kurduğu o cümleler. Ağır sözler. Düşmanlığa örnek gösterebileceğimiz ifadeler. Çaresizliğin öfkeye dönüşmesi. Üslubun yitirilmesi. Kabullenememek. Haset etmek.

Evet, doğru kelime, haset.

Büyük Türkçe Sözlük, bu kelime için, `kıskançlık, çekememezlik` karşılığını veriyor. Bu da, öfkeyi ve düşmanlığı beraberinde getiriyor. İnsanın sadece gözlerini değil, kalbini de karartıyor. Aklını ve insafını elinden alıyor. Kıskanç kimse, yani haset sahibi, kendini tutamaz, sözle veya eylemle, her fırsatta fenalık yapmanın derdinde olur. Böyle birinin huzurlu yaşaması ve başarıya ulaşması mümkün değildir.

Edebiyattan siyasete kadar, günlük hayatımızda, hasedin örneklerine fazlasıyla şahitlik ediyoruz. Bizzat yaşıyoruz. İmrenmenin içlenmeye, içlenmenin hasede, hasedin düşmanlığa dönüşmesi. İnsanın insafını, dolayısıyla, kendisini kaybetmesi. Gıptanın yerini gıybetin alması.

Önce, `hasede götüren sebepler` neymiş, ona bir bakalım: Kin ve düşmanlık, büyük ve güçlü görünmeye çalışmak, kibir, kendini beğenme, maksada ulaşamama korkusu, riyaset ve makam sevgisi, nefsin çirkinliği.

Ahmet Yaşar Hocaefendi, `tarih boyunca olduğu gibi, günümüz dünyasındaki kavga ve tenkitlerin temel sebeplerinin başında hasedin geldiğini görüyoruz` diyor. Onun, kardeşlik bağlarını kestiğini, insanın dünyasını ve ahiretini harap ettiğini söylüyor.

Enver Baytan Hocaefendi`nin haset tarifi: `Haset, başkasında olan nimetten rahatsız olmak, acı duyup kederlenmek, ne suretle ve pahasına olursa olsun o nimetin o kimseden gitmesini istemek demektir.` Aynı kaynaktan devam edersek: `Hasedin, kötü huyların en çirkini olmasının sır ve hikmeti, Cenâb-ı Hakk`ın ezeli hükmüne, işine itiraz oluşudur. Gerçekten hasetçinin hasedi, `Yâ Rabbi! Sen bu nimetleri verecek adamı bilmiyorsun! Bana vermeliydin, ben ondan ehilim! O, bu nimetlere layık değildir` demeye varır.` Bu cümleler de A. Şeref Güzelyazıcı`ya ait: `Nimeti, sahibine yakıştıramamak, Allah`ın hüküm ve takdirini beğenmemek... Hasetçi, haset ettiği kimseye karşı kin, hainlik, intikam, hile, ayıplama, kötüleme gibi aşağılık hisler içinde çırpınır durur. İçi, kötü niyet ve isteklerin kızgın pazarıdır.` Ve Niyazi Kasapoğlu: `Hasetçi, haset ettiği kişinin elindeki nimetin yok olmasını istemektedir. Kendi eline geçsin veya geçmesin, önemli değil. Yeter ki onun elinde kalmasın. Yani birinin elindeki nimetin varlığı, onu rahatsız ediyor. İşte bu, hasedin en koyusu ve en zararlı olanıdır.` Biraz güncelleyip muhalefetin diliyle söylersek; Erdoğan olmasın da kim olursa olsun!

Bir de doktor gözüyle bakalım: `Haset, kıskançlık, kendisinde olmayan bir şeye aşırı istek duyma ve beraberinde ona sahip olanın da elinden gitmesini isteme, katlanamama duygusudur. Bu da kıskandığı kimseden intikam alma isteği doğurur. İslâm`a göre, kıskançlık, bir kalp hastalığıdır.` (Uzman Doktor Mehmet Sarı)

Hemen belirtelim; okuduğunuz iktibasları, Reyhan dergisinin haset özel sayısından yapıyorum. Bir alıntı da İmam Gazali`nin Kimyâ-yı Saâdet isimli eserinden: `İlim mecnunu; hasedin, dünya ve ahirette kendisine zarar, haset ettiği kimseye de fayda getirdiğine inanmaktadır. Dünyada zararlı olmasının sebebi, daima kederde, üzüntüde ve acıklı azapta insanı bırakmış olmasıdır. O halde, düşmanına arzu ettiği eziyet ve sıkıntıya kendisi düşer.` Gazali`ye göre, menfaati kaçırmak korkusu ve reis olma arzusu, hasedin başlıca sebeplerindendir.

Peygamber Efendimiz, `Şüphesiz, ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi, haset de iyilikleri yer bitirir` buyurmuşlardır. İyiliklerin yanı sıra, emekler ve çabalar da eriyip gidiyor. Yok oluyor. Her teşebbüs, başarısızlıkla sonuçlanıyor.

Okuduklarımızdan anladığımız, yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz; hasedin, insanın aklını, insafını, kalbini ve vicdanını devre dışı bıraktığıdır. Onu hakkaniyetten ve adalet duygusundan uzaklaştırdığıdır. Adeta bir cinnet halidir. Bundan dolayıdır ki, büyüklerimiz, `hasetçi iyi gün görmez` demiştir. Malum; fesadın işi kesat gider.

Deniliyor ki, hasetçiye ceza olarak, haset ettiği kimsenin sevinçli zamanlarında, onun gam çekmesi ve kederli olması yeter.

Ve hasetten korunmanın yolları. Önce Mustafa Aykul`un tavsiyesine kulak verelim: `Başkalarının hasedinden korunmak için Felak sûresini fazla okumalı, kişi kendi hasedinden kurtulmak için de kadere razı olmalıdır.`

Artık bitirelim. Çok uzadı, uzattık: `Haset, insanlar arasındaki sevgi ve saygı bağlarını tahrip eder.` Nitekim, öyle oluyor. O, kötü ahlakın en zararlısı olarak görülüyor.

`Akıl, insaf, sabır, hale rıza, kadere gönül yatırmak, mukadderatın cilvelerine hürmet göstermek, ahiret nimetlerine dönmek gibi manevi ilaçlardan` bahsedilir. Denilir ki, bunlar, hasedi tamamen yok etmese bile, şiddetini azaltır.

Öyleyse bir kez daha Felak sûresini okuyalım: Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden...

 

Anahtar Kelimeler: Fesadın, işi, Haset
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Nice alimler vardır ki, hakiki bilgiden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bunla bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Mevlana