Fena
Fena
Tarih: 4.2.2015 18:40:15 / 657okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 

Bülent Parlak “İzdiham” sitesini dergiye çevirdi, ikinci sayısında genç, dinamik, parlak bir hüviyete ulaştı. Umarım böyle devam eder.

 

“İzdiham” sadece internet ve dergi yayımı değil, temayüz eden şair ve hikâyecilerin eserlerini de yayımlıyor. Amatör bir gayretin bu yükselişini alkışlıyoruz. “Eti ne budu ne” diyebilirsiniz ama, işte bir insan bir işe aşkla sarılırsa böyle olur. Zaten Bülent Parlak da ne zaman patlayacağı belli olmayan bir bombadır. “İzdiham”ın “m” harfi üzerine tüneyen o uğursuz karga bunun işareti değil mi?

 

Şair Süleyman Unutmaz’ın ilk şiir kitabı “Fena” İzdiham Yayınları arasında çıktı. Kapak kompozisyonunu çok sevdim. Ellili yılların, altmışlı yılların tipo baskı ile üretilen Sait Maden kapaklarına benziyor. Sade, temiz, bir o kadar da dikkat çekici.

 

Süleyman kitabına iyi bir isim bulmuş. Kitap adlarını, kapaklarını, ilk metinleri önemserim.

 

Lügatte esasen iki mâna ağır basıyor ama “fena”nın çok çağrışımlı bir yapısı var.

 

İlki hoşa gitmeyen, kötü, karşılığı iyi.

 

İkincisi kötü huylu, üçüncüsü ahlâk kurallarına uymayan dördüncüsü çok, fazla, aşırı (Fena halde sıkışmak vb.). Deyimleri saymıyorum. İkinci esas mâna “gelip geçici olma durumu”. Ölümlü, karşıtı beka.

 

Tasavvufun temel kavramlarındandır: Kulun benliğinin Allah’ın varlığında yok olması: “Fenafillah”.

 

“İfna et sıfatın fenafillahta

 

Yok eyle zatın bekabillahta”

 

                                                                 (Basri Dede)

 

İlk şiir bir “Münacat”. Şöyle başlıyor:

 

“Ve bana göster rüyamda sonsuzluğu

 

Sonsuzluğu rüyasında görmüş birinin

 

Sabahını anlatayım onlara”

 

İyi bir başlangıç. Ama şair kitabında tasavvuf yolunu tutmuyor. Geçmiş ve gelecekten ziyade “bugün” üzerinde duruyor. Ve uzun şiirlerinde bu yüzden fikir ağır basıyor. Günümüz hayat tarzının çıkmazlarını vurguluyor.

 

Bazı şairler mükemmeliyetçidir. İsterler ki şiirin her mısraı şiir olsun (Yahya Kemal-İsmet Özel misali). Bunların sayısı çok azdır.

 

Şairlerin çoğunda ise şiirin içinde bazı mısralar parlar. Ve biz şiiri o mısraların aydınlığında okuruz.

 

Mesela Cahit Zarifoğlu böyledir. On beş mısralık şiiri ayakta tutan dört mısradır. Bunlar bir Sinan Camii’nin dört fil ayağı gibidir. Binayı ayakta tutar. Diğer unsurlar, yan kubbeler birer piramit parçası gibi ana kubbeyi destekler.

 

Süleyman’ın şiiri de böyle. Mesela “Bir Şiire Krallığım” adlı metinde yer alan “ceket” bölümü gibi.

 

“Tıpkı kaybettikten sonra başlayan oyunların adı gibi bir ceket

 

Ceket ki erkeği erkek hani kadını da sevgili yapardı

 

O ceket ikimize bir yürüyüş verirdi”

 

Şairin tüm kitabı kapsayan duruşunu yine bu şiirdeki şu iki mısra dile getiriyor:

 

“Hayır şair de değilim

 

Estetik bir öfkenin peşindeyim”

 

Günümüz demişken bir şiirin adından hareket edebilirim: “Mesnevi okuyup sigara içen mütesettir kızlar”. Bu işte Çorlulu Medresesi, At Meydanı, Tophane’yi çağrıştırıyor ve iki arada bir derede kaldığımızı gösteriyor.

 

Süleyman bu duruma isyan edip saydırıyor.

 

Bu “saydıran şiir”in babası İsmail Kılıçarslan’dır. “Rap şiir” yazıyor. Bunu ona söyledim pek oralı olmadı. Ne yaptığının farkında değil. O kadar farkında değil ki pek çok şairin İsmail gibi yazdığını göremiyor. Şimdilerde Rap ile öfkesini kusuyor şairler.

 

Şimdi Süleyman’ın “parlayan” mısralarından birkaç örnek sayalım ne dediğimiz anlaşılsın.

 

“Kış gelince daha iyi anlaşılır yalnızlık

 

Kurşunlu Medrese yokuşunda okunan tarih”

 

*

 

“Şimdi seni kim anlar bu şiiri yazmasam

 

İkimizi anlatan bir ıslık çalmalıyım”

 

*

 

“Lodosu güzel mi oraların

 

Alnında su lekeleri birikiyor mu?

 

Çocukluğuna benziyor mu rüzgâr?

 

Çitler gece yürüyüşleri kitaplar

 

En çok kimi seviyoruz”

 

Son bölümde hece şiirleri var. Heceye yeniden ruh üfleyen Süleyman Çobanoğlu, Ali Ayçil vb. gibi şairlerin yanına Unutmaz’ı da koyabiliriz.

 

Son şiirin adı “Kürt”.

 

Tabii içtimaî, siyasî, kültürel vb. yönleri var şiirin ama Süleyman ilkesini hatırlatıyor:

 

“Kürt bu bir aşk şiiri yanlış anlaşılmasın”

Anahtar Kelimeler: Fena
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İmanın efdali: nerede olursan ol, Allah?ın (CC) seninle olduğunu bilmendir.

Hz. Muhammed