Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek...
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek...
Tarih: 13.8.2014 10:55:48 / 525okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

Greklerle başlayan Felsefe nedir? Sadece politika`dır. Düşünme çabası değil, Düşme/me korkusu.

Politika, hayatı, hakikati ve varlığı bir bütün olarak ihata edebilir mi?

Edemez elbette ki!

Politika, kurucu bir kaynak değil, kurulu dizgeleri ve düzenleri koruyan koruyucu bir barınaktır sadece.

O yüzden Greklerdeki felsefe çabası, insanın tanrılaştırılması, insanın yere düşmesi ve düşünememesiyle sonuçlanmıştı.

Düşme/me korkusunun pratik sonucu, Roma istilasıydı elbette.

HAKİKATİN İZİ AKIL`LA SÜRÜLEBİLİR Mİ?

Hakikatin izini nasıl süreceğiz?

Akılla mı, nefs`le mi, kalple mi, sır`la mı, seyr`le mi?

Önce akıl`la başlayalım.

Ratio/n (ölçme-biçme) anlamında, Greklerdeki, özellikle de modernlerdeki anlamıyla akıl nedir?

Düşünmeyi mümkün kılan `âlet` mi, öldüren `âlet` mi?

İbn Arabî`den Nietzsche`ye, Gazâlî`den Heidegger`e kadar bütün bilgelerin verdiği cevap ikincisidir.

Gazâlî şöyle der meselâ: `Gördüm ki akıl izmihlâl (yıkılma) içindedir. Akıl daha kendisinden bile habersizdir. Her şey nebevî hakikatte gizlidir. Bu hakikate yapıştım ve kurtuldum.`

Gazâlî`nin gözlemlerini çağımızın en büyük düşünürlerinden Heidegger`in şu tespitiyle karşılaştırmak zihin açıcı ve düşünmeye kışkırtıcı olabilir:

`Düşünme ancak yüzyıllardan beri yüceltilmiş olan aklın, aslında en inatçı hasmı olduğunu tecrübe etmiş olmamızdan sonra başlar.`

2500 YILLIK EZBER!

Ama bize 2500 yıldır yutturulan bir ezber var.

Ezber şu: `Düşünce, Socrates, Eflatun ve Aristo`yla başlar.`

Oysa Heidegger, düşünce`nin ve hakîkî düşünme çabasının Socrates`le birlikte bittiğini söyler!

Ve ezberlerimizi yerle bir eder!

Socrates`in sevabı: Grek putlarını yıkması.

Günahı: İnsanı tanrılaştırması. GÖK`le irtibatını koparması. YER`e düşürmesi. `Evsiz`leştirmesi. Her şeyi yerinden etmesi. Hakikatin izini silmesi yani.

Zira YER`e düşen, GÖK`le irtibatı kesen, her şeyi insandan ibaret gören insan, düşünemez, düş göremez.

Düşünür ama sadece kendini. Düşler ama kendi hayalini. Sonuç: Hayalet ve Felâket`tir: Hakikatin yitmesi ve bitmesi, yitirilmesi ve bitirilmesi.

O hâlde geldiğimiz nokta şu burada: Felsefesiz olmaz; felsefeyle HİÇ olmaz. Hiç`e ulaşamazsın, hiçliğe ulaşırsın sadece felsefeyle.

Buradaki paradoks yaratıcıdır.

Felsefeye takılırsan düşersin. Aşacaksın! Aşamazsan, şaşar ve `kaçarsın`

Kaçma dur, o hâlde! DUR orada, yer`inde! Ve yitirme İZ`i. Sür Hakikatin izini.

HAKİKAT VE İZİ, ÜMMÎLEŞME VE FITRAT KRİZİ

Hakikatin İZi nasıl sürülür?

ÜMMÎLEŞEREK.

Ümmî kim? Fıtratını yitirmeyen, yitirmediğini de GÖREN kişi.

Fıtrat ne? AĞları, putları kırmak! Ve YOLa çıkmak! SEYR`e dalmak...

Hakikatin izlerinin gizlendiği ÖZ KAYNAK`tır FITRAT.. Bu kaynak kurutulmamalı. Kurutulursa, insan tabiata yenik düşer.

Oysa Tabiattan önce gelir FITRAT. Fıtratlarını yitirenler, hem tabiatı bitirirler hem de kendi tabiatlarını yitirirler.

İNSANIN İKİNCİ KEZ DÜŞÜŞÜ

Aydınlanma düşüncesi, bir düşünememe, düşme ve düş görememe hâlidir. Bir "karartma operasyonu"dur. Hakikatin izini sürme imkânlarını iptal etme, hakikatin izini silecek araçları alabildiğine çoğaltma beyinsizliği ve ruhsuzluğu.

Nietzsche, Aydınlanma düşüncesine en büyük eleştiriyi yapan bir bilge olmasına rağmen Nietzsche`ye FİLOZOF diyorlar!

ne büyük gaflek

Hem ŞİİR hem de ŞAİR`di Nietzsche.

Ümmîleşmişti çünkü: AĞ`a dönüşen ÇAĞ`ın zihni köleleştiren putlarını kırarak...

Çağımızda hakkıyla ümmîleşmiş üç bilge var: Nietzsche, Bediüzzaman ve Sezai Karakoç.

Onlar put kırdı. Yol açtı: Düşen insanın nerede, nereye ve nasıl düştüğünü, düşülen yer`den nasıl çıkılabileceğini gösterdi, herbiri kendince...

MESAFEYİ YİTİREN MESELESİZLEŞİR

Postmodernler, Tanrı`yla şeytan`ı eşitlediler: Her şey mübah (anything goes) dediler.

Sonuç: Mesafe fikrini yitirdik biz: O yüzden meselesisiz.

Mesafe fikri şu: İnsan, nisbî bir varlıktır. Yaratan değil, yaratılan.

Nisbîlik, bizi tenasüb fikrine götürür. İntisab. Münasebet.

Yaratan`a intisabını yitiren insan, yaratılan her şeye intisap eder.

Şimdi düşün: Hakikati nasıl yitirdiğini ve hakikatin iz`ini nasıl sürebileceğini...

 

Anahtar Kelimeler: Felsefeden, Hikmete, Hakikatin, İZini, sürmek
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Evlat kokusu, cennet kokusudur.

Hz. Muhammed