Gülşah Akkaş Yaman


EŞYA VE BİZ


İçinde eşyadan çok yaşanmışlık olan evleri özledim. Hani biraz yıpranmış, şöyle oymalı cevizden vitrinleri. Hafifinden kadifesi dökülmüş koltukları. Köşede Kur´an-ı kadim ile bir seccade işte böyle huzur veren evleri. Evler tek tip oldu, çok şık fonlar, çok kaliteli koltuklar baş köşeleri doldururken yaşanmışlığın huzuru sanki kalmadı. Bir eve gittiğiniz zaman burası çok anıya ev sahipliği yapmış hissene sahip olunurdu. Bilirdiniz ki, o ev, bir büyük evi. Şimdi 20 yaşındaki de 70 yaşındaki yaş almış bir kadında trend neyse onu yapıyor. Kimsenin evladiyelik eşyası yok artık. Bütün evler botokslu.

Cahit Zarifoğlu´nun dediği gibi:

Burası dünya.

Ne çok kıymetlendirdik.

Oysa bir tarla idi.

Ekip biçip gidecektik.

 

Ölüm kimin ne zaman kapısını çalacağı elbet belli olmaz. ´´Ama eskiden unumu eledim eleğimi duvara astım´´ deyimi çokça kullanılırdı. Yani bir nevi dünya işi çok da elzem değilmiş ömür gidiyor denirdi. Madem Allah yaşlılık şerefine erdirerek gençlikte yapılan hatalar için tövbe fırsatı vermiş, o zaman çok mu cisme dalıyoruz manadan uzaklaşarak.

Elbet ´´gönül kocamaz´´, en çok da Allah ömür verirse yaşlanınca anlayacağız bunu. Lakin moda uğruna sürekli değişen eşya! Nasıl bir dayatmanın esiri olunmuş dedirtiyor insana. Günümüz yaşlısı, gençlere dönüp ´´zamane geçleri bunla derken´´ bizde çoğu meselede zamane yaşlısıyız deyip bir öz eleştiri yapsa mı? Acaba öz eleştirinin yaşı zamanı olmamalı mı?

Günümüzde yaşadığımız çılgınca tüketime karşı duran bir kişi olmuş Said Nursî Hazretleri. Öylesine bir iktisat abidesi ki, kırılan kaşığını atmayıp tamire gönderiyor. İnanılır gibi değil, kaşığı tamire göndermek! Olayı Tenekeci Abdullah şöyle anlatmaktadır: ?Bir gün Zübeyir, ortasından kırılmış bir kaşık getirdi. Bu kaşığı tamir etmem için Üstat göndermişti. Kaşık alüminyum olduğu için kaynak tutmuyordu. Kolayından gidip on kuruşa bir çay kaşığı aldım. Bunu üstada götürdüm. Üstat bana ?Kardeşim sen bilmiyor musun? Bu kaşık benim kırk yıllık arkadaşımdır´? diyor ve kendisi kaşığı tamir etmek zorunda kalıyor.

Hem hayret ediyorsunuz hem hayran kalıyorsunuz hem de bu güzel ahlakla ahlaklanmaya çalışıyorsunuz. Eşya hususundaki tüm düşüncemde bir kırılma noktası yaşatan bir hadisedir. ´´Bu benim çay kaşığım 40 yıllık arkadaşım´´ bir çay kaşığının hatırını sayan bir insan kainatla ilişkisi nasıl olur düşünün, gerçi sonuç ortada Bediüzzaman olur. Bırakalım eşyalar bize edebildiği ölçüde hizmet etsin, eğer finans anlamında bir rahatlığımız mevcutsa, mesela çokça seyahat edelim. Sürekli taksit ödeyen beyler biraz rahat nefes alsın. Moda dediğimiz hadise, tüketim için kullanılan bir araç, örneğin evinizde kullandığınız perdenin bile her yıl yeni bir versiyonunu sunuyorlar. Karar sizin elden çıkarmayı düşündüğünüz eşyayı bir daha gözden geçirip, bu bana daha hizmet edebilir deyip, kullanmaya devam edeceksiniz. Ya da sürekli eşyayı yenilemeye çalışarak bir ömür tüketeceksiniz.

Cisimden çok manayla ilgilenen bir ömür niyaz ederim eşyanın asıl sahibinden .

 



YAZARLAR