Eskiden de böyle miydi?
Eskiden de böyle miydi?
Tarih: 1.9.2014 09:35:53 / 455okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Hala şaşırabiliyoruz. Şaşkınlığı ölçüsünde insanın kendi özüne sahip çıkma imkanı var demektir. İyi ki hala bazı şeylere şaşırabiliyoruz. Oysa şaşkınlığımız âhir zaman hallerinin hepimizi sarıp sarmalamasından ötürü. Şaşkınlık makamıyla inşa edilen kibrin kulesinden tepetaklak yuvarlanmanın sınır hattı bir kurşun kalemle çizilmiş çizgi sanki... Her an çizgi silinebilir, belirsizleşebilir.

 Modern zaman hallerine bakınca kadim zaman hallerinden kuşkulanmaya başladım.

 Epeydir zihnimi meşgul eden soru: Eskiden de böyle miydi?

 Şaşkınlığım kadim zamanlara yönelmeye başladı. Şaşkınlık, modern hurafelerin mahiyeti itibariyle nevzuhur olduğuna dair duymaya başladığım kuşkudan kaynaklanıyor. `İnsan hep aynı insan olduğuna göre.. geçmişin sınavı ile bugünün sınavı arasında.. ilahi adalette bir haksızlık olamayacağına göre...` diye başlayan sorular...

 İnsanlık macerası; düz, doğrusal, ilerlemeci tarih anlayışına uygun olarak yol almadığına göre, en azından zamane bozuşmalarının eskiden bu kadar yaygın olmadığını düşünebiliriz. Oysa insan aynı insan ve sınav aynı sınav; insan nefsi, egosu her zaman aynı sınavdan geçiyordu. Karşımızda, şimdi bize komik bile gelmeyen bir meddahın olması ile medya kalemşorunun olması muhtevayı değiştirmiyor.

 `Biri sizi yüzünüze karşı övdüğünde suratına toprak atın` sözündeki hikmet hiç eksilmiyor, eskimiyor. Reklamcılığın sahte hakikatler ürettiğini öğrenmiştik; lakin sahte erdemler üreteceğini de düşünemezdik mesela... Avrupa`dan başlayarak Tiranların modern propaganda yöntemleriyle karizma inşa ettiğine tanıklık edeli epey oldu... Reklam tekniği ile erdem ve fazilet inşası reklam piyasası için yeni, kârlı bir saha olabilir.

 Meddah tutan, ulufe dağıtan egzotik saltanatların yerini modern PR şirketleri almışsa şaşılası bir durum yok. Şaşılası olan eskiden insanların yüzü kızarırdı, utanırdı... Şaşılası olan PR şirketlerinin müşterilerinin artık sadece sultanlardan ibaret olmayışı, her düzeyde taleplerin olması...

 İktidar savaşları, saltanat kavgaları yüzünden kellelerin alındığı, meydanların can pazarına döndüğü geçmiş zaman hikayeleri ne çok iç burkutucudur. Değer miydi, bir dünya mülkü şöhreti için bunca kan dökmeye. Hz. Hasan`ın da böyle diyerek kan dökmemek için feragat edişini hiç hatırlamayız mesela...

 Modern zamanların iktidar mücadelelerine, sofistike yöntemlerine bakınca değişen hiçbir şeyin olmamasına şaşıyor insan. Kılıçla kelle almanın yerine daha sinsi, daha sistematik, insanı daha aşağılayıcı yöntemler devrede.

 Şöhret ve serveti, kudret ve iktidarı, yani dünyevileşmeyi elinin tersiyle iten münzevi görüntünün altında yaldızlı, parıltılı gösterişin, geçit törenlerinin aktığını görmek ne yaman çelişki! Tevazuundan dolayı tekebbürü artan münzevi görüntünün içindeki canavar medyatik yöntemlerle hortladığında şaşkınlıktan çok ürküntü duyuyor insan.

 Daha birkaç saat önce tanıştığınız, uluslararası bir toplantıda aynı masayı paylaştığınız insanın çay sohbetindeki dünyevi fıkralarıyla yüzünüz kızarırken... az sonra aynı kişiyi posta oturmuş bir ermiş pozunda görmenin şaşkınlığı.

 Acaba eskiden de böyle miydi bu işler demekten kendini alamıyor insan.

 Dünyayı hiçe sayıp, münzevi köşesinde metafizik haller serdederken gücün, iktidarın iğvasına kapılmak insani bir zaaftır. Bu halin bir erdem sayılıp afişe edilmesi, görsel-işitsel indoktrinasyon yöntemi olarak kullanılması nevzuhur bir hal...

 Şaşılası olan insan olma halinin, zaaflarının sofistike yöntemlerle takdim edilişi, kitlesel büyüye dönüşmesi...

 İyi ki şaşırıyoruz hala...

Anahtar Kelimeler: Eskiden, de, böyle, miydi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dünyada iki yüzlü olanlar, kıyamet günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.

Hz. Muhammed