Eski ve yeni
Eski ve yeni
Tarih: 28.8.2014 12:05:55 / 519okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Bu kadim bir tartışmadır. Dünyanın değişimi, zamanın değişimi, insanın değişimi üzerinden yürütülür. Teknoloji, rejimler, hukuk, günlük hayat, sanat, inançlar vb. bu tartışmadan kurtulamazlar. İnanç demişken meselenin temeline işaret edelim. Hayatın ve insanın varoluşunu Allah`ın iradesine bağlayanlar; O`na ve `Amentü`ye inananlar bu çerçevede `eski`yi terketmez. `Yeni`yi eski ölçülere (inandıkları doğrulara) tabi tutarak ya red, ya kabul ederler. Nas`lardeğişmez, kader değişmez Cenab-ı Hakk istemedikçe dünyanın dengesi değişmez; lakin şeytanın iğvası ve insanın nefsî ihtirası ile bozulabilir, yoldan sapabilir. Tarihte bu hep böyle olmuş, Cenab-ı Hakk insanları doğru yola iletsin diye peygamberler göndermiştir.

 Eski`de kalmakta ısrar edenler ya inançları, ya menfaatleri, ya alışkanlıkları, ya hayat tarzlarına bağlılıkları ile değişime ayak direr.

 Buna karşılık `yeni` kışkırtıcı, vaadkâr, daha kârlı, daha konforlu, daha rahat ve güvenlidir. Hatta eskiye yanlış (veya ömrü dolmuş, zamanı geçmiş, adı üstünde eskimiş) diyerek onun pabucunu dama atar.

 Ama eskilerin sarınıp korunduğu dünya onlara daha güvenli gelmektedir. Bu güveni sarsacak adım atmakta tereddüt ederler. Keşiflerin, icatların, teknolojinin önü açıktır. Bu açıdan `Hangisi doğru, hangisi faydalı` sorularına verilen karşılıklar karmaşa ve tartışma doğurur.

 Cenneti bu dünyada arayanlar, hatta Allah`ı ve ahıreti inkâr edip dünyanın-hayatın hakimi olmaya çabalayanlar öncelikle `eski`yi yıkmayı amaçlar. Çünkü `eski` atılacak adımların önünde bir engeldir.

 Allah`ın yerine insanı koyanlar, buna uygun bir rejim ve hukuk oluşturanlar, hakimiyet ve zenginlik yolunda hiçbir değere inanmayıp her engeli yıkıp geçenler, kölelerin kırbaç yarasından akan kanla `modern teknolojiyi` tesis etti ve dünyayı ele geçirdi.

 

İnsan nefsinin menfî tarafını kışkırtarak onu yürüdüğü yola davet etti. Öyle ki insanlar bu yeni dini (tüketim ekonomisini) severek ve isteyerek kabul ettiler.

 

O günlerde kimse ne denizlerin, ne toprağın, ne nehirlerin, ne havanın kirlenebileceğine inanıyordu.

 Heyhat bütün bunlarla birlikte insan da kirlendi. Yani boyunca günaha battı. Yani bencillikte sınır tanımadı. Menfaat ahlakına yapıştı.

 Bu yolun yolcuları fabrikalar, laboratuvarlar, araştırma-geliştirme enstitüleri, kütüphaneler, üniversiteler, silahlar, fikirler üretti.

 Hakim sermaye hakim kültürü yarattı. Artık buna uymayanın hali haraptı. Onlar eski, geri, vahşi, gayrı medeni idiler ve (Kızılderililer gibi) yola getirilmeliydiler. Tiranları sevimli gösteren büyülü kavramlar icat edildi: Demokrasi, insan hakları, özgürlükler vb. gibi. Perdeyi aralayıp arkasına bakarsanız `ulus devlet` de uydurmadır. Artık devletleri iktidarı, başkanı, hukuku şirketler seçiyor, idare ediyor.

 BM Güvenlik Konseyi, AİHM, Yeşiller ve sayısız STK kuruldu.

 `Eskiyi unut, yeni yolu tut` diyenler, bu medenî kuruluşlar ile hangi yaraya merhem oluyor.

 BM. İsrail`i kırk kere kınıyor. İsrail buna `sinek vızıltısı` diyor.

 Demokrasi, insan hakları, özgürlükler diyenler, bu bayrakları gökyüzüne çekenler, Suriye`de açlıktan ölen çocuklar için ne yapıyor?

 Merhamet bu `yeni dünya`nın lügatında yer almaz. (Onu acıma sanıyorlar, halbuki merhamet Allah`ın rahmetinden gelir). Hukuk ve ahlak esasen ilahi kaynaktan beslenmezse bir işe yaramaz. O zaman hukukun gücü yerine, gücün hukuku geçer.

 İşte bunu modern teknolojinin her gün yenilenen âletleri ile `saniye saniye` izliyoruz. İkinci Dünya Savaşı denilen dünya tarihinin en büyük barbarlık hareketinin ardından Batılı aydınlar bunalıma düştü. Felsefe, bilim, sanat niçin bu facianın önüne geçemedi? Demek bizim Allah`ı inkar ederek kurduğumuz iskambil kulesi bu kadar çürükmüş. Yeniden aynı görüşle bir kule yapmak mânasız.

 Zaten bu âlem, bu insanlık, bu hayat hepten mânasız. Kullandığımız dil, yaptığımız resim, uyduğumuz ahlâk mânasız. Absürd.

 Anlamsız, saçma bir yaşantı bu.

 Ve bir bunalım edebiyatı başladı. (Bizde de her zaman olduğu gibi Batı`yı takliden bir çakma vicdan azabı, çakma bunalım edebiyatı doğdu: II. Yeni)

 `Yeni` işte. Dili bozmak, anlama saldırmak ile düşülen çukurdan çıkmak istediler veya çukurun ızdırabını veya ihtişamını (!) yazdılar.

 Şimdi artık ızdırap falan da yok. Dünyaya söylenecek bir söze rastlanmıyor. İnsanlık uyuştu, mayıştı, seksten, zevkten, hayattan bıktı.

 Yapayalnız kaldı. Umutsuz, sevgisiz, güvensiz. Ne kadar çok yalnızlık şarkısı, şiiri yazılıyor farkında mısınız?

 Değişimden yana olmanın tam zamanı. Hangi değişim?

 Merhamete dönelim, kanaata dönelim, duaya dönelim, kendimize dönelim. Gayret bizden, tevfik Allah`tan.

Anahtar Kelimeler: Eski, yeni
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Ya yıldızların Her biri bir mühendistir veya onları yapan bir mühendis vardır!.."