Eski Vatan
Tarih: 28.11.2017 11:01:04 / 343okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

İlk dantelli Osmanlı pulları 1865 yılında kullanıma giriyor. İşte bu tarihten Mütareke´ye kadar geçen dönemin damgalı pullarını toplamaya gayret ediyorum. Damgaların okunaklı olması şartıyla. Acı olan, bize ait bu damgalara ecnebilerin daha çok ilgi göstermesi. Bu durumu izah etmekte zorlanıyorum. Mesela Sultan Abdülhamid dizisi izlenme rekorları kırıyor ama onun dönemine ait kültürel mirasın takipçileri her geçen gün azalıyor.
Balkanların kaybından sonra hazırlanan Osmanlı haritalarında, o topraklar Esir Vatan olarak adlandırılıyor. Rumeli, kara bir zeminin içinde. Evet, matem. Şen gittik, yaslı döndük. Ben de bu iş için siyah bir albüm seçtim. Devamında Filistin, Yemen, Irak, Suriye elden çıkıyor.
1918 itibariyle Anadolu´nun dışında kalan topraklarımıza ait damgaları bir albümde topluyorum. Sırtındaki etikette Eski Vatan yazıyor. Peki, ismi nereden geliyor? Yahya Kemal´in Mütareke acısını dile getirdiği 1918 başlıklı şiirinden üç dize: “Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan / Ve göz kapaklarının arkasında eski vatan / Bizim diyar olarak kaldı ta kıyamete dek.”
Haddimizi aşmadan biraz açalım: Mesela 1911 yılında vefat eden bir insanımız; Üsküp, Selanik, İşkodra, Yanya gibi beldeleri bizim bilerek hayata gözlerini yumdu. Sokaktaki insanlara bir yıl sonra buraları tamamen kaybedeceksiniz denilseydi, nasıl tepki verirlerdi acaba? Kimse ne olduğunu anlamadan, birkaç ay içinde, asla eksiksiz sayamayacağımız kadar il ve ilçe kaybolup gitti. Kaybettiklerimizi hatırlayıp elimizde kalanlara sıkıca sarılmamız gerekiyor. Tecrübe üzücü bir şeydir.
RUMELİ COĞRAFYASINDAN KALANLAR
Pul koleksiyonu deyince nice insanın yüzünde alaysı bir ifade oluşuyor. “Pul mu kaldı yahu?” Bunlar bizi etkilemez. Pullarımızın üzerindeki bu damgalar, özenle korunan çanak çömlek parçalarından daha değersiz değil. Üstelik bizim büyük serüvenimize ait. Yoldaki işaretlerimiz.
Şimdi siyah albümün sayfalarını çevirip damgalara bakalım: Sofya, Yanbolu, Kızanlık, Varna, Filibe, Vidin, Tırnova, Zağra, İslimiye, Şumnu, Drama, Ohri, Kavala, Gümülcine, Ahi Çelebi, Selanik, Serez, Midilli, Sakız, Preveze, Hanya, Kandiye, Dimetoka, Bosna, Yenipazar, Manastır, Üsküp, Pirlepe, Köprülü, Kalkandelen, İştip, Ustrumça, Tiran, Avlonya, İşkodra, Draç, Priştina, Prizren, Taşlıca, Niş, Köstence ve daha başkaları. Bunlar millî miras değilse nedir? Muhacir diye kimlere diyoruz? (Bu konuyu, görselleriyle birlikte Nihayet dergisine yazmak isterim.)
Suavi Kemal Yazgıç´ın Dedem ve Coğrafya şiirini hatırlıyorum şimdi. İlk iki dize: “Biz Manastır´ı kaybettik / Onlar Bitola´yı işgal etti.” Yunanlılar Selanik´i ele geçirince ilk icraatlarından biri beyaz minare ormanını kesmek olmuştur. Hızlı bir şekilde yerleşim yerlerinin ismi değiştirilmiştir.
Rumeli coğrafyasındaki eski isimlerden birkaç örnek verelim. Böylece neyi kaybettiğimizi biraz hatırlamış oluruz: Akçahisar, Ahyolu, Cumayi Atik, Cumayi Bala, Osmanpazarı, Tatarpazarı, Mecidiye, Osmaniye, Bereketli, Devebağırtan, Debreyi Bala, Avrathisarı, Baba Boğazı, Harmanlı, Sarı Şaban, Timur Hisar, Yeniceyi Vardar. Şu ismin güzelliğine bakar mısınız? Ahyolu. (Bu isimleri Ali Nusret Pulhan´ın 1973 tarihli kataloğundan aldım. İmlâya özellikle dokunmadım. Geniş bilgi için bakılabilecek birinci eser: Nuri Akbayır, Osmanlı Yer Adları Sözlüğü, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001.) Bu sözlükten de birkaç isim alalım. Hak geçmesin. Bosna´dan Yunanistan ve Bulgaristan´a kadar: Akçakızanlık, Akpınar, Alacahisar, Aziziye, Babadağı, Başmakçı, Barezgâh, Böğürdelen, Celebli, Cumapazarı, Cumayenicesi, Çelebipazarı, Dağkenarı, Derbend, Eğribucak, Gümüşçay, Güvercinlik… Böyle devam edip gidiyor. Nahiye ve daha büyük yerleşim yerlerinin isimleri bunlar. Mesela Vidin´de Fethü´l İslâm isimli bir kaza varmış.
Rumeli olmadan Anadolu tarihini bile tam yazamayız. Tarihimizin ve talihimizin döndüğü yer orasıdır. Birkaç aylık savunmaların bile zafer sayıldığı günlerimiz. Plevne, Yanya, İşkodra, Edirne savunmaları gibi. Mesela Tepedelen, Kumanova, Leskofça, Taşlıca, Florina, Resne, Niş isimleri bize ne çağrıştırıyor? Sayın Erdoğan´ın Yenipazar (Novipazar, Sırbistan) ziyareti neden bu kadar heyecan ve yankı uyandırmıştır? Bir de tarihi anekdot: Niş şehrini bizden isteyen Sırp heyetine, hiddetle şu söz söylenmiştir: “Bari İstanbul´u isteseydiniz!” Niş şimdi nerededir?
MİLLİ HAFIZAYA KATKI YAPMAK
Birinci Cihan Harbi´nde kaybettiğimiz topraklar ve oralara mahsus damgalar başka bir yazımızın konusu olsun artık. Hama, Humus, Rakka, İdlib, Şam, Halep, Beyrut, Kudüs, Musul, Bağdat, Süleymaniye, Gazze vs.
Devletimiz birçok eski para uzmanını (nümismat) bünyesinde istihdam ediyor. Osmanlıca bilen kadrolu pul uzmanımız (filatelist) var mıdır ve kaç tanedir? Pul, yakın tarihin belki de en önemli propaganda malzemesidir.
Asırlar boyunca hâkim olduğumuz o büyük coğrafyadan kalan posta damgaları, aynı zamanda değerli birer belgedir, vesikadır. Hatıra yönü de ayrıca kıymetlidir. Bu yerlerin önemli bir kısmının isimlerinin değiştirildiği de düşünülürse, ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.
Osmanlı posta şubelerine ait damgaları bir araya getirmek, bir insanın kişisel çabasını, imkânını ve ömrünü fazlasıyla aşan bir iştir. Bu damgaların en nadir olanları genellikle yurtdışına gitmektedir.
Geçenlerde, ikâmet ettiğim ilçeye doksanlı yıllarda kalmış ve çoktan unutulmuş bir popçu getirildi. Birkaç saatlik o etkinliğe harcananlarla dahi ciddi bir damga koleksiyonu yapılabilir. Fakat görünür şeyler varken bununla kim uğraşacak?
Aklıma geleni paylaşıyorum: Cumhurbaşkanlığı millî bir kütüphane kuruyor. Milyonlarca kitaptan oluşacak ve alnımızın akı olacak bir kültür birikimi meydana getiriliyor. O kütüphanede pekâla bir salon da posta tarihimize ayrılabilir. Pullarımız ve damgalarımız dijital ortama aktarılıp belli bir akış içinde ziyaretçilere gösterilebilir. Şehirlerin ve savaşların hikâyesiyle birlikte. (Harp esnasında ordularımızın kullandığı sahra postaları da oldukça mühimdir.) Böylece millî hafızamıza unutulmaz bir katkı sağlanmış olur.
Kitaplar ve pullar. Her ikisi de kâğıttan geliyor ve özenle korunmaları icap ediyor.

Anahtar Kelimeler: Eski, Vatan
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bu dünya çalışma yeridir. Ücret alınacak yer, ahirettir.

İMAM-I RABBANİ (R.A)