İbrahim Kahveci


EŞİNİN 10 BİN DOLARLIK ÇANTA FATURASI YÜZÜNDEN İKTİDARI KAYBETTİ

EŞİNİN 10 BİN DOLARLIK ÇANTA FATURASI YÜZÜNDEN İKTİDARI KAYBETTİ


Olay Danimarka’da geçiyor.

Başbakan’ın eşi alışveriş tutkunudur. Bir mağazadan çanta satın almak istiyor ama bireysel kredi kartı bu alışveriş için yetersiz bakiye veriyor. Alelacele Başbakan olan kocası gelmek zorunda kalıyor. Ama o da yanında bireysel kredi kartını almayı unutmuş halde geliyor. 

Mağazadan BAŞBAKANLIK kredi kartı ödemesi ile çantayı alarak çıkıyorlar. Durumun vahametini anlayan Başbakan hesap kesimine 10 gün kaldığını biliyor ve hemen şahsi hesabından bu parayı ödeyerek olayı kapatacağını düşünüyor. 

Ama olmuyor. 

Bilgi muhalefetin eline geçiyor. Seçimlere bir kaç gün kala televizyon tartışmasında eşine 10 bin dolarlık çantayı BAŞBAKANLIK kartı ile satın aldığı açıklanıyor. 

Ve Başbakan seçimi kaybediyor. 

Hikaye dediğimiz aslında Danimarka yapımı politik dram film olan “BORGEN”de geçiyor. 

***

Buradaki ana konu toplumun duyarlılığıdır. Kamunun parası nerede kullanılıyor? -Bir kişi kendi parasını kendisi için harcarsa, fiyat ve kaliteye bakar. 

-Bir kişi kendi parasını başkası işçin harcarsa, sadece fiyata bakar; kalite önemli değildir. 

-Bir kişi başkasının parasını kendisi için harcarsa, sadece kaliteye bakar; fiyat önemli değildir. 

-Bir kişi başkasının parasını başkası için harcarsa, ne fiyata bakar ne de kaliteye. 
Kamu aslında başkasının parasını yine başkaları için harcamaktadır. O nedenle iktisadi olarak en riskli alanda bulunur. 

Denetlenmesi ve gözetlenmesi hayati derecede önemlidir. Zaten devletçilik kavramının mülkiyet kullanımında gerilemesi bu temel değerlerden dolayı gerilemiştir. 

Bu denetleme her zaman adli cezai şart olarak işlemez. Mesele toplumsal duyarlılığın gelişmesidir. 

Gelecek Partisi Hazine ve Maliye Politikaları Başkanı Serkan Özcan TV5’de şu açıklamada bulunuyor: “Yapılan haksızlıklara ve uygulanan yanlış politikalara sesimizi yükseltmediğimiz sürece hiçbir şeyi değiştiremeyeceğiz. Kamuoyuna açık platformlarda susarak, aman görünmeyeyim diyerek, kaçak güreşerek, demokrasinin işlemesine katkıda bulunamayız. Hak talep edemeyiz.” 

***

Laiklik 

Din ve Milliyetçiliğin siyasi beka alanında kullanımı. 

Hamaset 

Toplumsal katmanlarda farklı şekillenmeler ortaya çıkartır. 

Her insanın içinde uçuk kaçık düşünceler olabilir. Ama insan olmak o aykırı düşünceleri, topluma ve bireylere zarar verecek şeytani duyguları önlemektedir. 

Siyasetin de en önemli görevi toplumun hassas duyguları ile oynamamak ve toplumu bir ortak barış etrafında toplamak olmalıdır. 

Mesela Anadolu’da çokça rastladığımız bir tablo vardır: Bir çok il, komşu il ile adeta görünmez bir rekabet içindedir. Hatta bu rekabet bazı bel altı düşmanlıklar bile barındırır. Efendim o ilde olanlar aslında bizim ildekilere göre ne kadar da kötü huylara sahiptir. 

İşte bir lider gelip varlığını bölücülük, ayrımcılık, düşmanlık üzerine kurarak o ilde başarı kazanmış olabilir. Ama aslında kazananın bir kişi olduğu, kaybedenin ise her iki ildekilerin tamamının olduğu bir düzen kurulmuş demektir. 

O nedenle siyasetçilik ile devlet kişiliği bu tür yöntem kullanımlarında ortaya çıkıyor. 

***

BORGEN Danimarka’da Başbakanlık binasının adıdır. 

Ve sadece eşine 10 bin dolarlık bir çanta satın alınması Ülke’de Başbakanlığın değişmesine yol açmaktadır. 

Ve bu olayın bir başka aktörü de özgür medyadır. 3 maymunu oynamayan, hatta maymun barındırmayan bir medyanın varlığı ülkede demokrasiyi rayına oturtabilmektedir. 

Resmi denetimlerin ve devlet işleyişinin kendi içinde sorunları çözemediği ve bağımsız bir medyanın ne kadar gerekli olduğu sadece 1 çanta satın alımında bile anlaşılmaktadır. 

***

Bizde durum ne mi? 

Daha 150 milyar dolara ulaşan Hazine Garantili Müteahhitlerin sözleşmelerini bile bilmiyoruz. 

Faturayı ödüyor ama sözleşmelerden haberimiz yok. 

Gerisini yazmaya gerek var mı? 

Çanta fiyatları, musluk fiyatları, yemek listesi, kullanılan uçak envanteri, bağışlanan şirketler ve uçak ilişkileri.... 

Başka bir yerde insani değerler üzerinde bina edilmiş böylesine samimi bir demokrasi, adil bir kalkınma hedefi, köklü bir hak ve adalet ideali bulamazsınız! 

Karar Gazetesi 21 Eylül 2020 tarihli yazısının iktibasıdır