ERMENİ KOMŞULARIMIZ
Tarih: 21.4.2015 17:33:01 / 1029okunma / 0yorum
Muzaffer Gücer

 

Fevzipaşa ilkokulunda okurken, sınıfımızda 8-10 tane Ermeni arkadaşımız vardı.Aramızda herhangi bir fark yoktu. Komşumuz olan iki Ermeni aile vardı, dedelerinin keşiş olduğu söylenirdi. Dedemle iyi ahbap idiler. Akşam evimizin kapısının önünden geçerken dedeme ``Akşamlar hayır olsun`` derdi. Cenazemiz olduğunda akşam başsağlığına gelir ve kendi akranları ile birlikte baş köşeye oturtulurdu.       

Ramazan ve Kurban bayramlarında gelir, ‘bayramlar hayırlı olsun’ derdi. Dedem de onların bayramında evlerine giderdi. Eğer başka bir işim yoksa dedemi takip eder, bende giderdim. Çünkü çöreklerini ve renkli yumurtalarını çok severdim. 14-15 yaşlarındaydım, sabahleyin çarşıya giderken yolumun üstünde olan evden yaşlı bir Ermeni kadın çıktı. Herhalde hepimizin yaptığı gibi ırmağa çöp dökecekti, ama hemen orda çömeldi ve yolumu kesmedi. Eve dönünce neneme sordum. ``Uğursuzluk getirmesin`` diye yapmış dedi. Bu adeti bir de anamın köyü Küpeli köyünde görmüştüm.

Civarımızda bulunan Ermeni çocuklarla hep beraber oyun oynardık. Diğerleri ile kavga etsek de onlarla pek kavga ettiğimiz olmazdı. Gayet güzel anlaşırdık. Dükkan komşumuz olan Ermeniler Ramazanda biz oruçlu iken, öğlen vakti sanki dükkanda yoklarmış gibi, ya güneşlik perde veya kepenkle dükkanın önünü geçici olarak kapatırlar, yemeklerini bize göstermeden yerlerdi. Evlerimiz arasında epey bir mesafe olsa da dükkan komşumuz camcı Dikran Ucuz’un oğlu Agop bize avlularındaki ağaların meyvelerinden, ilkbaharda koca tepsi ile dut, sonbaharda ise çördük (ahlat) getirirdi.

Sivas`ta o zaman gümüş işi yapan 4 kuyumcudan ikisi Ermeni idi.Vahan Usta`nın yaptığı küçük gümüş sandıklar ile gelinlerin giydiği hamam nalını çok meşhurdu. Bir sene Ramazan da Sıcak Çermik’te idik. Bayramda çadır kuran çermiğin işçileri gece çaldıkları def için bahşiş toplarken yanlarında yine Ermeni dükkan komşumuz kambur Horin keman çalarak onlara eşlik etmiş ve para almamıştı.

Yan tarafımızdaki Pekmez Sokağı’nda bir mahalle fırını vardı. Burada insanlar kendi ekmeklerini kendileri pişirir, hamurun miktarına göre fırıncıya ekmek, çörek, katmer verirlerdi. Burayı topal Maryam (Meryem) isminde bir Ermeni kadın işletirdi. Ufak tefek, çelimsiz ve topal birisi idi. Bir gece mahallenin erkeklerinden biri o avluda oturan bir kadının kapısını çalıyormuş. Bunu gören Meryem hanım fırın temizleme sırığını kapıp, ``Şimdi senin kafanı yarıp kolunu bacağını kırmadan defol! Sen o gül gibi karını bırakıpta buna mı geliyorsun?`` diye kovalamış. Ertesi gün gelip bu olayı ailesine anlatmış. Birlikte gidip ev sahibine şikayet edip, kadını evden çıkarttırmışlar. Yukarda Ermenilerle olan iyi komşuluk örneklerimizi anlattım.

Gelelim olumsuz komşuluk anılarımıza! Nenem anlatmıştı: Avlu içinde iki ayrı bina olan evimizi dedem bir Ermeniden satın almış. Büyüğe kendileri yerleşmişler, küçük olanda oturan Ermeni kiracıyı çıkarmamışlar. Bunların 14-15 yaşlarında olan kızları iki sene Ramazanda bize gelir, sahur yemeği yer, birlikte oruç tutar ve evlerine ancak iftardan sonra gidermiş. Sene 1945, ikinci dünya harbi zamanı, birgün nasıl olmuş ise ne de olsa çocuk ağzından kaçırmış. Demek ki evde konuşulmuş `` AMERİKANA GATILIRSAK SİZİ HEP KESECEĞİK `` demiş.

Bu son görüşme olmuş. Daha sonra dedemler onları evden çıkarmışlar. Bir de günümüzden bir örnek vereyim. Bağdat caddesinde banka oturup güneşlenirken bir vatandaşla tanıştım. Sohbet ederken kendisinin İstanbul doğumlu olduğunu ama ailesinin Sivas`tan geldiğini söyledi. Böylece ahbaplığımız arttı. Birgün bir fıkra anlattı. Elazığ Harput’ta birkaç kişi oturuyorlarmış. Ordan geçen bir Ermeniyi çağırmışlar. Daha sonra birisi bir insan dışkısı getirmiş ve Ermeniye sormuşlar. Bu Türk` ün mü yoksa Ermeni’ninmi diye sormuşlar. Hiç düşünmeden bu Türk`ün demiş. Nasıl anladın diye sorunca, Ermeninin olsa yerdiniz şimdiye kadar kalmazdı demiş ve ordan savuşmuş. Bu fıkradan sonra o kişiyle selamı kestim.

Nisan ayı geldi. Vaktiyle Ermenileri  kışkırtıp bizi birbirimize düşüren ve iki taraftan insanların ölümüne, yurtlarının yuvalarının dağılmasına sebep olan sözde medeni Avrupa yine soykırım sakızını çiğnemeye başladı. ALLAH DOST DEDİĞİMİZ DÜŞMANLARDAN ESİRGESİN. 

Sağlık ve Mutluluklar Dilerim Selamlar…

Anahtar Kelimeler: ERMENİ, KOMŞULARIMIZ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

Kanuni Sultan Süleyman
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
BEYAZ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Varlığımıza musallat olanlar
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
AÇIK KONUŞUN, SEÇİK DÜŞSÜN
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Bir Robinho Vardı Keyif Veren
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
SİVAS İLİ VE İLÇELERİNDEKİ TÜRK DEVRİ HAMAMLARI
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
AZERBAYCAN TÜRKÜ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ 2
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru – Bir Çöküş!
Ergün Diler
Ergün Diler
Anlayacaklar!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
´Yıldız´ parladı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
YATAY SOYAĞACI
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Soyumuzu Bulduk mu?
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Nasıl bir çağda yaşıyoruz?
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
KAR YAĞMIYOR YAĞMIYOR
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MEB YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ TASLAĞI 2018(2)
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Şîrâz…
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
ŞEHİRDE İMECE
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kürtler, PKK ve Afrin
Salih Tuna
Salih Tuna
Mustafa Kemal´in şu yoldaşına bak sen
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
YETENEK HARİTASI
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
Türkülerimizi Unutulmaktan Kurtaran Kahraman Muzaffer Sarısözen (1899- 1963)
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
İbrahim KAYA
İbrahim KAYA
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Bir zata mektup
Tarık Sezai Karatepe
Tarık Sezai Karatepe
Roboski: Acının Tarifi Yok!
AKİF EMRE
AKİF EMRE
İran toplumunun gelecek tahayyülatı
İlhan Yüksel
İlhan Yüksel
SİZ HANGİSİNİ İSTİYORSUNUZ.?
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Her gün KARA!..