Erdemli, kişilikli, estetik şiir şehirlere doğru...
Tarih: 22.10.2017 11:34:45 / 125okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

Yerel yönetimler, altyapı hizmetleri yapan aktörler olarak algılanıyor Türkiye´de. Çok yanlış bir algılama bu. Altyapı hizmetleri esas itibariyle merkezî yönetimlere aittir; yerel yönetimler sadece tamamlayıcı roller üstlenebilir.
Yerel yönetimlerin iki temel faaliyet alanı vardır: Sosyal ve kültürel faaliyetler.
Türkiye´de tam tersi bir uygulama sözkonusu: Altyapı faaliyetleri, yerel yönetimlerin birincil faaliyet alanı olarak algılanıyor ülkemizde.
Niçin?
Elbette ki, büyük bir rant kaynağı olduğu için.
YEREL YÖNETİMLERDE
DEVRİM ŞART!
Hâl böyle olunca da, bütün hizmet planlamaları ranta göre programlanıyor. Bu da şehirleri mahveden çarpık bir yapılanma ve yapılaşma biçimlerinin oluşmasına yol açıyor.
Şehirlerimizin kültürel, tabiî, mimarî, estetik ve rûhî dokusunu yerle bir ediyor... Dolayısıyla insanların ahlâkını, karakterini, ilişki biçimlerini çözüyor...
Oysa -altını çizerek söylüyorum- yerel yönetimlerin sosyal ve kültürel olmak üzere iki temel faaliyet alanı olmak zorundadır:
Şehrin insanına kültürel olarak daha zengin, estetik olarak daha zevkli bir hayatın sunulduğu; rûhî olarak canlı, diri ve diriltici manevî bir havanın yeşertildiği;
Şehrin tarihî, tabiî ve insanî dokusunun insan ve tabiat, tarih ve kültür arasında aktif ilişkiler kurulmasına imkân tanıdığı bir şehrin inşası esas olmalıdır.
Türkiye´de bu tür bir yerel yönetim anlayışı henüz tesis edilemedi. Belediyeler, genelde, rantiye şebekeleri gibi işletiliyor.
Yerel yönetimler erdemli, kişilikli, estetik ve insan-yüzlü şehirler inşa etme kaygısı gütmezlerse, şehirlerimiz ölür, o şehirlerde yaşayan insanlar, canlı cenazeye dönüşür, diri diri mezara gömülür...
O yüzden yerel yönetimlerde devrim şart!
Bu devrimin yerel yönetimlerdeki öncüleri Serdivan, Esenler, Zeytinburnu, Bağcılar gibi belediyelerimiz...
ŞİRİN ŞİİR ŞEHİRLERİMİZ
DİRİLTİLMELİ YENİDEN...
Kültürü yaşatan, insanı canlı tutan, insana ruh katan, tabiatı coşturan, hayatı aşkınlaştıran medeniyet-kurucu ve medeniyeti-koruyucu şehirler inşa edemezsek geleceğimizi kendi ellerimizle imha etmekten, yok etmekten, katletmekten başka bir şey yapmış olmayacağımızı özellikle hatırlatmak istiyorum.
Erzurum´dan Sivas´a, Kayseri´den Konya´ya kadar uzanan, Anadolu´yu bin yıl hakikat pınarıyla sulayan, diri tutan, şehre de, insanına da aşkın, diriltici bir ruh katan Anadolu´daki Selçuklu şehirleri de, Selçuklu şehirlerine daha şiirsel ve diriltici bir boyut katan Balkanlardaki Osmanlı şehirleri de tam da böylesi şehirlerdi işte.
Şiir şehirlerdi...
Şirin şehirlerdi...
Erdemli, kişilikli, estetik ve insan-yüzlü, medeniyet kurucu ve medeniyetimizi koruyucu, canlı ve diri tutucu şehirlerdi...
Şimdi bu güzelim şehirlerimiz teker teker can çekişiyor kapitalizmin göğü delen, insanı yere seren, hayatı, şiiri, erdemi, kişiliği ve estetiği bitiren, şehirlerimizi çölleştiren, insanını ruhsuzluğa mahkûm eden barbarca saldırıları karşısında...
Böyle giderse hepimiz canlı cenazelere dönüşür, canlı canlı mezara gömülürüz...
Böyle gitmez.
Böyle gitmeyeceği anlaşıldı artık...
Daha fazla kaybedecek vaktimiz kalmadı...
Şehirlerimize ruh ünlenmeli, taze, diriltici bir ruh yeniden...
Allah´tan bu topyekûn yokoluş felâketine karşı sevindirici, gönendirici, şehirlerimize ve sâkinlerine diriltici ruh üfleyici adımlar atılmaya başlandı...
KAYSERİ KAYSERİ
OLALI BÖYLE FUAR GÖRMEDİ!
Salı günü Kayseri´deydim.
Kayseri´de Orta Anadolu´nun en büyük ve en nitelikli kitap fuarı düzenlendi bu yıl. Fuarda verdiğim konferans pür dikkat dinlendi, bitmesin istendi ama tadında bırakmak zorundaydım. Konferansı düzenleyen, katılan bütün kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum buradan.
Kayseri Kayseri olalı böyle bir fuar görmedi: Şehirdeki bütün okullar, belli bir program dahilinde kitap fuarına koşuyor...
Üniversiteden, şehrin belli başlı merkezî yerlerinden sık aralıklarla fuara otobüs servisi yapılıyor...
Ülkenin yazar, sanatçı ve düşünürleri Kayseri´ye unutulmayacak anlar yaşatıyor...
Bu fuarı sonuna kadar destekleyen, gelen yazarlarla yakından ilgilenen Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik ve ekibini, böylesine güzel bir fuara imza atan Adem Yılmaz kardeşimi yürekten kutluyorum.
TOKİ, TOPARLANDI VE
ATAĞA GEÇTİ... NİHAYET!
Perşembe günü, TOKİ, “7 Bölge 7 İklim” başlıklı şehir planlaması yarışmasının ödüllerini verdi.
TOKİ, şehirlerimizin dokusunu, ruhunu yok eden kötü bir mimarlık tecrübesi ortaya koydu geçmişte. Ama artık böyle gitmeyeceğini anladı ve nihayet şehirlerimizi ruh köklerimize uygun bir şekilde inşa edecek, erdemli, kişilikli, estetik şehirlere dönüştürecek uzun soluklu bir atılıma soyundu...
Perşembe günü medeniyetimizin kurucu ve koruyucu şehirlerinin ruhunu oluşturan “mahalle” konsepti çerçevesinde ülkemizin yedi bölgesinde umut vadeden projeler geliştiren 35 proje sahibi mimarlarımıza ödülleri verildi.
TOKİ Başkanı Ergün Turan, ödül töreninde nefis bir konuşma yaptı ve artık yaşanabilir, insan-yüzlü şirin şiir şehirlerimizin inşası için kollarını sıvadıklarını söyledi.
İdealist, deneyimli ve donanımlı genç TOKİ Başkanı´mızı ve başta Osman Bekar kardeşim olmak üzere bütün ekibini yürekten kutluyor, projelerinin takipçisi olacağımı hatırlatmak istiyorum...
RUH ATILIMI OLMADAN ASLA!
Gerek Kayseri Kitap Fuarı gerekse TOKİ´nin yeni atılımı gelecek adına umutlandırdı beni.
Söyleye söyleye dilimde tüy bitmişti 10 yılda 100 yılın tohumlarını ekemezsek yok oluruz, diye...
Nihayet önümüzdeki süreç, eğitim, kültür, şehircilik, medya ve gençlik alanlarında büyük atılımlara imza atacağımız adımlara tanık olacağımız ruh köklerimiz doğrultusunda çok yönlü bir silkiniş, yenileniş ve diriliş dönemi olacak inşallah...
Bu adımların, ruh atılımlarına dönüştürülmesi, hızlandırılması ve bütün ülke sathına yayılması gerekiyor hızla...
Unutmayalım: Tarihi yapan, tarihin akışını değiştiren, en zor şartlarda bile geleceğe emin adımlarla yürünülmesini mümkün kılan atılımlar, maddî atılımlar değil manevî (kültürel, fikrî, estetik, ahlâkî) ruh atılımlarıdır.
Vesselâm.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Savaş eri, Allah için nefsi ile savaşandır.

Hz. Muhammed