Elveda Galata Köprüsü
Tarih: 5.1.2017 09:22:36 / 454okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Eski Galata Köprüsü´nden yürüyerek ilk defa 1970´lerin başında geçmiştim. Parmaklıklara dayanarak köprü iskelelerine yanaşan Şehir Hatları vapurlarını ve Sarayburnu´nu nasıl hayran hayran seyrettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Ara Güler´in o harika fotoğrafındaki gibi... Hani, İstanbul´a muhtemelen yeni gelmiş, kasketli ve kıyafetleri üzerlerinden adeta dökülen üç taşralı, parmaklıklara abanmış, Haliç´i ve vapurları seyretmektedirler. Sırtları bize dönüktür; yüzlerini görebilsek, gözlerinde nasıl bir şaşkınlık ifadesinin bulunduğunu da fark edebileceğiz. Taşranın İstanbul´la kurduğu ilişkiyi bundan daha güzel anlatan başka bir fotoğraf var mıdır, bilmiyorum.

***

Galata Köprüsü´nün Haliç´te yapılan ilk köprü olmamakla beraber, sembolik anlamı bakımından Unkapanı Köprüsü´yle mukayese edilemeyecek derecede önemli olduğunu daha önce yazmıştım. Gülhane Hatt-ı Hümayunu´nun okunuşundan sadece altı yıl sonra açılan ahşap Galata Köprüsü, Osmanlı dünyasını Galata kanalıyla Avrupa´ya bağlamıştı; Topkapı Sarayı´nı da inşasına aşağı yukarı aynı tarihlerde başlanan ve Avrupai bir saray olan Dolmabahçe Sarayı´na karayoluyla bağlayacaktı.

İki yakanın buluşmasını sağlayan Galata Köprüsü, aynı zamanda tarihimizde ciddi bir kırılmanın sembolüydü ve geçişlerden ücret (müruriye) alındığı için iktisadi zihniyette de hatırı sayılır bir dönüşüme işaret ediyordu.

Unutmadan, Galata Köprüsü´nün diğer isimlerini de kaydetmek isterim: Cisr-i Cedid (Yeni Köprü), Karaköy Köprüsü, Tahta Köprü, Dubalı Köprü, Daldırma Köprü...

***

Galata Köprüsü´nün inşa edildikten sonra çok kısa bir sürede İstanbul hayatının nasıl ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini anlamak için Edmondo de Amicis´in İstanbul 1874 isimli o muhteşem eserinin “Köprü” başlıklı bölümünü okumak gerekir. “İstanbul halkını görmek için Galata´nın başından Haliç´in karşı sahiline uzanan, dubaların üzerine oturtulmuş çeyrek mil uzunluğundaki köprüye gitmek icabeder,” cümlesiyle başlayan bu bölümdeki olağanüstü tasvir sayfalar boyunca devam etmektedir. Amicis, iki sahili de Avrupa tarafında olduğu hâlde, Köprü´nün Avrupa´yı Asya´ya bağlamak gibi sembolik bir anlam taşıdığı kanaatindedir.

İlk Galata Köprüsü, yaklaşık yirmi yıl kadar kullanıldıktan sonra kaldırılıp yerine yenisi inşa edilmişti. 20 Şubat 1863´te açılan Sergi-i Umumî-i Osmanî´de bir maketi sergilenen bu köprü 1877 yılına kadar hizmet vermiştir. Fotoğraflara yansıyan eski Galata Köprüsü, açılışı 1877 yılında yapılan, 1912 yılında da demir köprünün inşa edilmesi dolayısıyla kaldırılıp Azapkapı-Unkapanı arasına taşınarak 1936 yılına kadar kullanılan köprüdür.

Avrupalı gezginler, yazar, ressam ve fotoğraf sanatçıları, İstanbul halkına 1912 öncesinde otuz beş yıl hizmet veren Galata Köprüsü´ne özel bir ilgi gösterirlerdi. Zonaro, Ressam-ı Hazret-i Şehriyarî payesini, Ertuğrul Süvari Alayı´nın Galata Köprüsü´nden geçişini tasvir ettiği meşhur tablosu sayesinde kazanmıştı. Zonaro, 1901 tarihini taşıyan bu tablosunu nasıl yaptığını, Sultan Abdülhamid´e nasıl takdim edildiğini ve saray ressamlığına nasıl tayin edildiğini hatıratında uzun uzadıya anlatır. Bugün orijinalinin nerede olduğu bilinmeyen “Yangın Var” isimli tablosunda da bir tulumbacı takımının bir yangına giderken Galata Köprüsü´nden geçişini tasvir etmiştir.

Galata Köprüsü´ndeki hayat sahnelerini tasvir ettiği dört beş tablosu daha bulunan Zonaro´nun İstanbul´un beşerî dokusunu en iyi şekilde yansıtmak için Galata Köprüsü´nü özel olarak seçmiş olmalıdır. Bu da bana İstanbul´a gelmeden önce ırkdaşı Amicis´in İstanbul 1874´ünü okuduğunu düşündürtüyor.

***

Türk aydınları Galata Köprüsü´nü pek beğenmezlerdi. Mehmed Akif, Safahat´ta bu köprüyle tatlı tatlı alay eder. Süleymaniye Kürsüsünde, bir arkadaşına, dubalar üzerine oturtulduğu için şiddetli lodoslarda sağa sola yalpalayan Köprü´den söz ederken, “Mesela,” der, “geçtiğimiz yalpa yapan şu tahta yolun merhum dedesi acaba sal mı demeyiniz, bunun su üstünde yüzen bulvar olduğunu farz ediniz. Avrupa´da köprüler asma imiş, ne çıkar? Varsın olsun! Bizim Şark´ın köprüleri de böyle daldırma olur. Hem tarihe bakın, nerede görülmüş böyle denizaltı şeklinde köprü?”

Akif, Fatih Kürsüsünde ise vapurla Köprü´ye yanaşırken başka bir arkadaşıyla sohbet etmektedir. Eserin bu bölümünde eski teknelerin iskeleye yanaşayım derken hışımla nasıl tos vurduklarını, zavallı Köprü´nün deşilen karnındaki sancının “sağlam altı çeki odun” yemeden dinmediğini ironik bir üslupla anlatılır. Ahmet Rasim de bir yazısında, yirmi dakikalık bir çabalamadan sonra Köprü´ye yanaşmayı başaran vapurlardan iskeleye boşalan yolcular arasındaki konuşmaları bir ses alma cihazı sadakatiyle tespit etmiştir. Yerim olsaydı da, bu lezzetli yazıyı nakledebilseydim.

***

Şirket-i Hayriye, İdare Mahsusa ve daha sonra da Şehir Hatları vapurları Galata Köprüsü´ndeki iskelelere yanaşırlardı. Refik Halit Karay, bir gazete yazısında Köprü´nün banliyö vapurları nın iskelesi olmaktan bir an önce kurtarılması gerektiğini, zira gün geçtik çe artan trafiğe cevap veremez hale geldiğini, iskelelere koşan ve vapurlardan boşalan kalabalıkların İstanbul´da halkın belli başlı geçiş vasıtası olan Köprü´yü tıkadığını söyler. Bu yazı Yeni İstanbul gazetesinde 26 Nisan 1958 tarihinde yayımlanmış. Ama vapurlar, yolcularını -yanlış hatırlamıyorsam- 1980´lere kadar Köprü´ye boşalttılar. Yalova vapurları bile Köprü´ye yanaşırdı. Eminönü´ndeki iskelelerin ne zaman yapıldığını hatırlamıyorum.

***

Galata Köprüsü´nün edebiyatımızda nasıl yer aldığı ayrı bir araştırma konusudur. Aranırsa başka değinmeler de bulunabilir. Şimdilik sadece okuyucularıma Orhan Veli´nin “Galata Köprüsü” isimli şiirini hatırlatıyor ve Haliç´e veda eden Galata Köprüsü´ne elveda, yeni yıla merhaba diyorum.

Anahtar Kelimeler: Elveda, Galata, Köprüsü
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Resulullah (sav) rüşvet alana da verene de lanet etti.Rüşvet alan da veren de cehennemdedir.

Hz. Muhammed