Eğlence
Tarih: 17.8.2017 17:23:42 / 332okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Gününü gün etmek, yarın endişesi taşımamak bu dünyadan ötesine inanmamak, bencillik ile vur patlasın-çal oynasın eğlenmek insanlığa takdim edilen birinci hedef oldu.
Teknolojinin getirdiği konfor ya-nında âdemoğluna sağladığı “boş vakit” giderek fazlalaşıyor.
İnsanlar boş vakitlerinde yiyip-içip-çiftleşip-def-i hacet edip bol bol eğleniyorlar. Bilim adamlarının kıyamete on kala dedikleri bir zamanda bu durum bana çok manidar geliyor. Tarihe ve dinler tarihine bakarsanız ibretli sahneler görebilirsiniz.
Pek tabii olarak (sistem gereği) bu eğlencenin de bir bedeli var.
Bu bedel hakim gücün, hakim ideolojinin, zengin devletlerin, keçeyi sudan çıkarmış olanların ötekilerden; yani zayıflardan, güçsüzlerden kan pahasına söke söke alınmış bir bedeldir.
Eğlence artık dünyada hatırı sayılır bir endüstri olmuştur.
Bu endüstrinin uzmanlarından Michael J. Wolf The Entertainment Economy adlı eserinin giriş bölümünde şöyle diyor: “Otomobil değil, demir-çelik değil, finansal hizmetler değil, eğlence hızla yeni dünya ekonomisinin itici gücü haline gelmektedir. En gelişmiş eğlence endüstrisine sahip olan ABD´de eğlence harcamaları (yüzde 5,4), hane harcamaları içinde giyim (yüzde 5,2) ve sağlık (yüzde 5,2) harcamalarının önünde gelmektedir.
Eğlence endüstrisi yaklaşık 480 milyar dolarlık bir endüstridir.
Bu durum sadece gelişmiş ülkeler ile ABD´ye has değil.
Hindistan´dan Brezilya´ya kadar birçok gelişmekte olan ülkede eğlence sektörünün yıllık büyüme oranı ülke büyüme oranını katlıyor. (Daha geniş bilgi için bk. Korkmaz İlkorur. Radikal 10 Ağustos 2004. vd.).
Sinema, müzik, tiyatro, spor vb. gibi etkinlikler sanatsal gösteriler olmaları yanında eğlence endüstrisinin unsurları haline gelmiştir. Edebiyat dahi bu zincirin kuyruğuna takılmıştır.
Zaten öyle değil midir demeyin.
Meselâ eğlence müziği ile irfanî müziğin birbiriyle eşdeğer tutulması mümkün değildir.
Görüntü, görsellik, göze hitap etme çağında yaşıyoruz. “Söz”ün değeri düştü. Söze itibar kalmadı. Söz´ün şahikası olan “şiir”in durumu ortada. Görsel medya bütün hayatı kuşatmış durumda. Yüzlerce kanalı olan televizyonların yanına VCD´ler, CD´ler, DVD´ler vb. eklenmiştir.
Sanayi medeniyetinin, kalabalık metropollerin, beton yığınlarının, trafiğin, stresin, bozuk psikolojinin cenderesinde sıkışan modern insan bir sıkıntı ve boşluk duygusu içinde bunalmakta, kendini alkole ve eğlenceye vurmaktadır. Durmak ve düşünmek neredeyse imkânsız hale gelmiş, akıntı herkesi sürüklemeye başlamış, Amerikan tarzı “yaşam biçimi” bütün dünyayı istila etmiştir.
Siz istediğiniz kadar teslim bayrağını çekmediğinizi, geleneği yaşayıp muhafaza ettiğinizi iddia edin; kılık-kıyafetiniz, yiyip-içmeniz, dinlediğimiz müzik, seyrettiğiniz film, okuduğumuz kitap, banyonuz, tuvaletiniz, mağazanız, dekorunuz, okulunuz, İngilizce merakınız burada sayamayacağımız kadar milyonlarca unsur bu “yaşam biçimi” tercihi ile hayatımıza sızmaktadır.
Sokaklar, binalar, levhalar, sloganlar, markalar, tatil programları, yaş günleri, telefon mesajları, saç biçimleri, konserler, kanapeler, koltuklar, terlikler, kemerler, saatler, tokalar, pastalar (turtalar) sizi değiştiriyor. Farkında olmaksızın başka bir hayatın kulvarında koşuyorsunuz.
“Eğlenmek bizim de hakkımız” diye isyana kalkışmayın. Şöyle başınızı kaldırıp ülkenin ve tüm İslam âleminin haline bir göz atın.
O zaman eminim merhum Akif´in mısralarını hatırlayacaksınız:
“Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!”.
Bizim imtihanımız bu “yaşam tarzı” iledir. Unutmayın “yaşam tarzı”... Ardından “ne yapmalı” sorusu gelecek, biliyorum. Cevabı çok zor dostlar, çok zor.
“Neden zor olsun canım” diyenlere şimdilik verecek cevabım şudur:
Hani mağlup ordunun komutanı askerlere sormuş “niçin yenildiniz” diye. Askerler: Madde bir: “Barutumuz yoktu” demişler. Komutan “Gerisini anlatmayın, anlaşıldı” demiş.
Bunun gibi öncelikle bu meseleyi dert edinen donanımlı-ahlâklı beyinlere ihtiyaç var. Sonra kim bilir kaç yıl sürecek zihinsel çabaya.
Ancak buna mecburuz. Bin yıl bile sürse mecburuz, başka yolu yok.
Şu anda dünyada da “muhalifler”, “Başka bir dünya mümkün” sloganını atıyor, gösteriler yapıyor ama, sloganın içi boş. Bakalım kim dolduracak? Bakalım kim insanlığa yeni bir “yaşam tarzı” sunabilecek?

Anahtar Kelimeler: Eğlence
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İnsanların en hayırlıları, ahmak, aptal diye adlandırılmadıkça kıyamet kopmaz

Hz. Muhammed