Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin
Tarih: 12.10.2017 10:38:37 / 68okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Her yıl mektepler açıldığında siyasiler, bürokratlar, öğretmenler, uzmanlar ülkedeki eğitim üzerine konuşurlar. Bu yıl müfredat tartışmaları ve TEOG meselesi sebebiyle tartışmalar uzun sürdü. Hemen herkes eğitimin kalitesi üzerinde duruyor. Hiç kimse “disiplin”den bahsetmedi. Neden acaba? Çünkü disiplin dediğinizde bazıları kabasına çuvaldız batırılmış gibi feryat ediyor; falakadan, sıra dayağından özgürlüklerin kısıtlanmasından dem vuruyor. Disiplin karşıtı bir eğilim oldukça yaygın. Bu yüzden eğitimin şakülü kaymış durumda.
Lügatte disipline şu mânalar veriliyor: 1- Bir toplulukta geçerli olan yasa ve kuralların bütünü, 2- Bu yasa ve kurallara titizlikle uyulması durumu, 3- Öğretim konusu olabilecek bilgi dalı (Felsefe disiplini, edebiyat disiplini vb.).
Bu kavram durup dururken ortaya çıkmamış. Aileden toplumun tamamına, kurum ve kuruluşlara kadar huzurun sağlanması, suç ve cezanın tayini, verimlilik vb. gözetilerek vücut bulmuştur. Ailede öncelikle ahlak, örf ile edep ve âdap bunu sağlar. Kurum ve kuruluşlarda “Disiplin Yönetmelikleri” vardır. Önemine binaen mesela ordu ve polis için daha sert bir disiplin öngörülür.
Birtakım safdil efendiler disiplinin özgürlüğü kısıtladığını öne sürerek onu itibarsız hale getirmek istiyor. Nereye bir “kaide ve kural” konmuşsa “özgürlüğü kısıtlıyor” diye ona karşı çıkıyorlar (Birisi diyor ki “Milli güvenlik, kamu düzeni ve genel ahlakın sınırları belli değildir.” Bu gibi adamlar hiçbir sınır kabul etmez, tarif de edemez, sadece karşı çıkar).
Doğrudur, bazıları disiplin uygulayacağım diyerek insanlara olmadık eziyetler reva görüyor, bayağı işkence ediyor. Bunlar faşistten ziyade psikopat adamlardır. Bunların yüzünden disipline karşı çıkmak akla ziyandır.
Disiplin başarının anahtarıdır.
Bu çerçevede sporda disiplini, okulda disiplini, bütçe disiplinini vb. düşünün. Konulan hedeflere ulaşmak için gayret göstermek kendini disiplin altına almak demektir.
Çalışmadan kazanmak, her hususta lakayt olmak, söz ve kaide dinlememek özgürlük değil, serseriliktir.
Her toplum ve kuruluşun geleneklerine, yapısına, insan unsuruna, inançlarına, bilgisine, görgüsüne göre bir disiplin anlayışı vardır ve bu zamanla değişebilir. Ancak toptan ortadan kalkması söz konusu değildir (Kılık-kıyafet veya merasim yönetmeliklerindeki disiplin gibi).
Şimdi size Milli Eğitim camiasından bir sahne anlatacağım.
Orta öğretimde çalışan ve kaliteli-tecrübeli bir öğretmen olan arkadaşım anlattı: Mustafa abi, dedi. Ne yapacağımı şaşırdım bana bir akıl ver. Hayırdır, dedim. Anlatmaya başladı.
Sınıftayım, ders yapıyoruz. Arka sıralardan bir talebe kalkıyor, önümden geçiyor, cam kenarında oturan arkadaşının ensesine bir tokat atıyor. Bütün sınıf kahkahadan kırılıyor.
Ben “Yok ya, daha neler” diyerek küçük dilimi yutmuş oluyorum. Arkadaş önceleri bu gibi hareket yapanlara bağırıp-çağırmış; öğrenciler diklenmişler. Sonuç, kavga çıkacak. Bizim hoca kavganın bir şeyi halletmeyeceğini bildiğinden müdüre gidiyor. Böyle böyle oldu, diyor. Müdür pişkin, hatta gülerek “İdare edin hocam, idare edin” diye meseleyi geçiştiriyor.
Gel de dayan.
Bizim oğlan “Beni bu okuldan almaz iseler, istifa edeceğim ya da başım belaya girecek” diyor. Zor teskin ettim.
Kendi talebelik günlerimi düşündüm.
İdarenin önünden geçmeye korkardık.
Şapka takmak mecburi idi, okula şapkasız gelenleri almazlardı.
Hakedene dayak vardı. Şimdi bir öğrenciye değil bir tokat atmak, biraz sert konuşsan ertesi gün velisi ve tüm sülalesi karşına dikiliyor. “Sen bizim çocuğa nasıl böyle dersin.
Sen kimsin lan”. Aman alttan alın yoksa bir ton dayak yersiniz. Hastaneler dayak yiyen doktordan, okullar bıçaklanan öğretmenden geçilmiyor.
Eskiden lise bitirmek fermana mahsus idi. On üç dersten bitirme imtihanına girerdik. Sözlüyü veremeyeni yazılıya almazlardı.
Tek dersten kalıp üç yıl imtihanı veremeyen ve mektebi terk eden çoktu. Ancak bizden iki devre sonra altmışlı yılların ortalarında Erzincan Lisesi Türkiye Liselerarası Bilgi Yarışması şampiyonu oldu. Kabataş, Galatasaray, İstanbul Erkek, Haydarpaşa vb. liselerini eledi. O yılın lise futbol takımı Türkiye şampiyonu olarak ülkemizi Fransa´da temsil etti.
Makul disiplinden çıkan başarının meyvesidir bu.

Anahtar Kelimeler: Eğitimin, olmazsa, olmazı, Disiplin
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:03 06:40 12:27 15:28 17:55 19:19
Ya Ali, cenazemi sen yıkayacaksın. Borcumu sen ödeyeceksin, zimmetimi sen ifa edeceksin?

Hz. Muhammed