Eğitimde Okul-Aile İşbirliği
Tarih: 28.9.2016 12:48:55 / 739okunma / 0yorum
İbrahim KAYA

 

       Sınıfları şenlenen okullar…  Cefakâr ve vefakâr öğretmenler… Mütebessim talebeler… Taze hedefler…  Ders, müfredat, imtihan ekseninde umutlu yolculuklar… Kısaca eğitim ve öğretim serüveni…

          Eğitim-Öğretim; okul, aile ve öğrenci faktörlerinin hepsinin ayrı ayrı öneme haiz olduğu disiplin ve inanç gerektiren mühim bir süreçtir. Öyle ki bu paydaşlardan bir tanesi vazifesini layıkıyla icra etmezse süreç tıkanır. Tıkanan süreçten de en büyük zararı yeni nesiller görür. Bu durumun vebali ise toplum nezdinde çok büyüktür. Ayrıca tahrifat çok fazla olacağı için tedavisi de uzun zaman alacaktır.

         Öğrenci bir bakıma taptaze bir tohumdur… Önce ekilecek, gerekli hassasiyet gösterilerek bakımı yapılacak, sonra da bereketli topraklar üzerinde yetişecektir. Akabinde millete ve memlekete faydalı olacaktır… Gaye bu olmalıdır, çalışmalar bu doğrultuda yapılmalıdır.

          Öğrenci her hâliyle talep edendir. Öğretmenlerinden, ailesinden hep bir şeyler beklemektedir. Talepleri karşılandığı oranda yenileriyle mutlaka gelecektir. Eğer doğru bir hedef ve yol gösterildiyse bu talepler; kendisini yetiştirme, topluma faydalı birey olma cihetinde olacaktır. Derslerine her zamankinden daha çok önem verecek, ödevlerine ayrı bir ehemmiyet gösterecek, okula koşa koşa gidecek, öğretmenlerine saygıda kusur etmeyecektir… Memleketi adına hoş hayaller kuracaktır…

           Talepler karşılanmaz ve doğru bir yol da gösterilmezse eyvah ki ne eyvah… Öğrenci zamanla okuldan, aileden kopar ve kendince yeni hedefler dolayısıyla da yeni yollar bulma çabasına girişir… Hele ki uygunsuz insanları arkadaş edinip, lüzumsuz mekânları mesken tutmaya başladıysa geri dönüş artık çok zordur… Telefon, televizyon, tablet, internet, sigara, içki bu yolun iştah kabartan yasaklı meyveleri olacaktır… Kalem, defter, kitap, okul lügatlerden çıkacaktır…

         Nihayetinde öğrencinin başarılı olup ülkesine faydalı bir evlat olmasında da başarısız olup memleketine yük olmasında da en önemli iki etken okul ve ailedir…

          Okulun temel taşını teşkil eden öğretmen mesai kavramından sıyrılıp çabasına çaba katmadıktan, dersi sadece sınıfa has görmeyi bırakmadıktan, her bir öğrenciye kendi evladıymış gibi hususi özen göstermedikten sonra eğitim, gerçek mânâda hayat bulmuş sayılamaz.

          Bir öğretmen düşünün ki öğrenciler soru sormaya korkuyor, oturduğu yerden ders anlatıyor, ders dışında öğrencilerin hiçbir sorunuyla alakadar olmuyor, öğrencilerin kişilik özelliklerinin gelişimi adına hiçbir sosyal-kültürel etkinlik düzenlemiyor… Okula gelen velilere surat asıyor, onlara vakit bile ayırmıyor… Kendisini yenilemiyor, kitap dahi okumuyor… Bu kapsama okul idarecilerini de dâhil edebiliriz… Böyle bir ciddiyetsizlikten ortaya ne çıkabilir ki…

       Tabiî mevzu öğretmen ve okul ile bitmemektedir… Bu süreçte aile de en az okul kadar mühimdir…

         Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanıp okula gönderilmesiyle mesele tamamlanmış olmuyor ne yazık ki… Asıl mesele ondan sonra başlıyor… Zira aile eğitim ve öğretimde çok önemli bir kontrol mekanizmasıdır… Öğrencinin her hâlini takip etmekle mükelleftir… Çocuğu kendi hâline bırakmak hiç de insanî bir yaklaşım değildir… Bu mantık çocuğu göz göre göre ateşe atmaktır. Aile, okul ile birlikte çocuğuna bir hedef belirlemeli ve bu hedefe giden yolda onu asla yalnız bırakmamalıdır… Karşılaştığı her müşkülatta, düştüğü her umutsuzlukta yanında olmalıdır… Derslerini, okula devamını, ödevlerini, ilgi ve istidatlarını, davranışlarını, sosyal hayatını bilhassa takip etmesi lazım gelir.

           Günümüzde maddî imkânsızlıklar sebebiyle okula devam etmeme durumu yok denecek kadar azdır. Hatta yoktur diyebiliriz. Çok şükür devletimizin vatandaşlarına sunduğu imkânlar artmıştır. Her alanda olduğu gibi eğitimde de ülkemiz çağ atlamıştır.

             Asıl sorun evin içindedir. Bir aile düşünün ki ortak hiçbir noktaları yok. Hiçbir paylaşımları yok. Anne sürekli ev işleriyle ve televizyonla meşgul… Baba işten eve yahut işten kahveye şeklinde bir hayat idame ettirmekte... Çocuk ise kendi hâlinde… Anne-baba çocuğun hiçbir meselesinden haberdar değildir. Okula gitmiş mi, derslerini yapmış mı, kiminle oturur kalkar hiç bilmemektedirler… Bunlara ayıracak zamanları dahi bulunmamaktadır… Bu durumda okulun da öğrencinin de yapabileceği pek fazla bir şey yoktur aslında… Sonuç hüsran… Hem aile hem de ülke adına… Ne yazık ki günümüzde böyle vakalarla çok fazla karşılaşmaktayız…

          Hakikatte bu hayatî yolculukta yapılması gereken bellidir. Okul ve aile işbirliği… Okul-aile işbirliği öğrenci üzerinde mutlaka olumlu neticeler verecektir. Öğrenci; okul ve aile tarafından amacına ulaşma gayesinde ve kendini gerçekleştirme yolunda ciddiyetle takip edilmeli, her hâli rehberlik hizmetleri kapsamında birlikte değerlendirilmelidir… Meseleler paylaşılarak çözülmelidir… Zira hayat bir paylaşmadan ibarettir…

       Okul ve aile el ele verirse millî ve manevî değerlerine sahip çıkan, millet ve memleket sevdalısı nesiller mutlaka yetişecektir. Ve yetişen o nesiller, Allah´ın izni ve inayetiyle memleketin dirilişine vesile olacaktır.

 

Anahtar Kelimeler: Eğitimde, Okul, Aile, İşbirliği
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Kudüs İslam´ındır! (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Dilde Birlik (31 Ekim 2017 - Salı)
Okumuyoruz! (07 Eylül 2017 - Perşembe)
15 Temmuz Ruhu (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Ramazan Yazıları-VI (27 Haziran 2017 - Salı)
Ramazan Yazıları-V (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-IV (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Ramazan Yazıları-III (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-II (31 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Ramazan Yazıları-I (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Dün, Bugün ve Yarın… (12 Nisan 2017 - Çarşamba)
Öyle mi? (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
Ne Mutlu (14 Şubat 2017 - Salı)
Ey Halep! (03 Ocak 2017 - Salı)
Ah Halep! (29 Aralık 2016 - Perşembe)
Başaramayacaksınız! (20 Aralık 2016 - Salı)
Köy Okulları (11 Kasım 2016 - Cuma)
Vatan Evladı yahut Vatan Haini Olmak! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Kahraman Millet (23 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Sivas´a Doğru (15 Temmuz 2016 - Cuma)
Hesap Günü (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
Gazze´nin Kınalı Kuzuları (11 Mayıs 2016 - Çarşamba)
Hz. Peygamber (sav) ve Gençlik (22 Nisan 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-IV (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
Edebiyat Notları-III (12 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-II (05 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-I (29 Ocak 2016 - Cuma)
Başka Türkiye Yok (30 Ekim 2015 - Cuma)
Kurban Nedir? (22 Eylül 2015 - Salı)
Lanet Olsun Hainlere… (15 Eylül 2015 - Salı)
Muhsin Kaya ve Sivaslılar Vakfı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Boş Dünya… (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
Birlik Olmak (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
Memleketimiz Özümüzdür (29 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Bayram O Bayram Ola (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Zulüm Asla Payidar Olamaz (14 Temmuz 2015 - Salı)
Herkes İçin Ramazan (07 Temmuz 2015 - Salı)
Ramazan Oyun ve Eğlence Ayı Değildir (03 Temmuz 2015 - Cuma)
Köy ve Şehir Ramazanları (01 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Ramazan-ı Şerif ve Oruç Üzerine (23 Haziran 2015 - Salı)
Köyümüze Ramazan Gelince (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
İnanarak Yaşamak (09 Haziran 2015 - Salı)
Köylerimiz (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Sivas Kitapları (26 Mayıs 2015 - Salı)
Sivas Benim Memleketim (19 Mayıs 2015 - Salı)
Okumuyoruz (12 Mayıs 2015 - Salı)
Şehirlerin Sultanı Sivas (05 Mayıs 2015 - Salı)
Şu Talebelik Zor İş! (28 Nisan 2015 - Salı)
Birlikte Yaşama Ahlakı (21 Nisan 2015 - Salı)
Kutlu Peygamber (14 Nisan 2015 - Salı)
Hayatı Ertelemeden Yaşamak (31 Mart 2015 - Salı)
Baharla Birlikte Gelen (25 Mart 2015 - Çarşamba)
Çanakkale... Çanakkale... (17 Mart 2015 - Salı)
Eğitim Üzerine (03 Mart 2015 - Salı)
Baharı Beklerken (23 Şubat 2015 - Pazartesi)
Bismillah! (17 Şubat 2015 - Salı)
Sayfa:
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
Siyaset ile samimiyet arasında
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Kötü Başlangıç
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
‘Kutsal´ sömürü
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
‘Umarsızca Cennet´i aramak´
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
(KAMİ)GAZZE, UZAK ÜLKE DEĞİL; SEYİR GÜNLÜĞÜNE EKLEYEMEYİZ
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
İhlâssız din hizmeti olmaz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Bir zamanlar duyarlıydık...
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Uygarlar ve Uygurlar!
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Türkiye´nin önündeki takoz: FETÖ zihniyeti!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Ben bir Türk´üm, dinim, cinsim uludur´
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3142
EURO
6.0386
booked.net
Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi ?yapmam? dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.

Hz. Muhammed
Atlar bir aya yakın bir süre ayakta kalabilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59