Eğitimde, ava giderken avlanmak...
Tarih: 6.11.2018 00:00:01 / 291okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitimin “yoğun bakım”da olduğunu söyledi.
Gerçek bir eğitimci yapabilirdi bu tespiti.
Ziya Selçuk, iyi bir eğitimci. O yüzden bakan olarak atandığında, toplumun geniş kesimlerinden yoğun destek aldı.
Özellikle de toplumumuzun seküler kesimlerinde adeta bir “euphoria” (zafer havası) oluştu.
Bakana gösterilen bu ilgi, bakanın bakan olarak yapacaklarının ipuçlarını da veriyor sanki.
EĞİTİM, NEDEN “YOĞUN BAKIM”DA?
Her zaman söylediğim şeyi -özür dileyerek- bir kez daha, altını çizerek vurgulamak istiyorum burada: Türkiye, Batılılar tarafından dışarıdan fiilen sömürgeleştirilemedi ama içeriden zihnen sömürgeleştirildi.
Bu kendi kendini sömürgeleştirme traji-komedisi, en kalıcı ve yıkıcı tezahürlerini eğitim alanında gösterdi: Batıcı, seküler, sömürgeci pozitivist bir eğitim sistemi dayatıldı topluma tepeden Jakoben yöntemlerle: Tek-tip adam yetiştirme projesiydi bu.
Bir toplumun eğitim sistemi, o toplumun medeniyet birikiminin, ruhunun ve iddialarının ürünü olarak inşa edilmezse, toplumun mezarını kazmaktan başka bir işe yaramaz.
Türkiye´de yapılan tam da bu oldu: Batılı, dolayısıyla seküler bir insan tipi, bizim medeniyet dinamiklerimizi dinamitleyen, ruhköklerimizi yok eden, ezberci, yetenek öğüten, çocuklarımızı Batı´ya karşı aşağılık kompleksinin eşiğine sürükleyen üçüncü sınıf pozitivist bir eğitim sistemiyle “inşa edilmeye” çalışıldı.
Bakanın, şimdiye kadar her konuda konuşması ama bu konuda hiç konuşmaması düşündürücü!
Oysa Ahmet Hamdi Tanpınar, başta eğitim sistemi olmak üzere, her alanda adım adım hayata geçirilen Türkiye´nin sürüklendiği metamorfoz (başkalaşım) geçirme sürecini “kültürel inkâr” olarak tanımlamıştı.
Elbette, Batı´dan alabileceğimiz her şeyi almamız gerekiyordu. Ama yaptığımız iş, bir medeniyetten bazı şeyleri ödünç almak değildi; medeniyet değiştirme çabasıydı: Kendimizi inkâr ederek yola çıkmıştık!
Oysa kendimizi inkâr ederek geleceğe emin adımlarla yürüyebilmemiz mümkün değildi. Tarihte bunun örneği yoktu; olmayacak bir şeydi bu. Duvara toslamamızla, intiharla sonuçlanacak tehlikeli bir adımdı.
Yüzyılın sonunda, geldiğimiz noktada, eğitim, yoğun bakımda, o yüzden.
BİZİM EĞİTİM FELSEFEMİZ ÇOK DAHA KÖKLÜ TEMELLERE SAHİP
Oysa bizim yoksaydığımız eğitim felsefemiz, Batı´dakinden çok daha köklü, güçlü ve kuşatıcı temellere dayanıyor.
Batı´da eğitim, tek boyutludur: Yalnızca bilme´ye / epistemolojik temellere dayanır. Bizde ise eğitim birbirini tamamlayan üç aşamadan oluşur: Bilme, bulma ve olma yolculukları. İlim, irfan ve hikmet güzergâhlarıdır bunlar bizim medeniyetimizde.
Bu hayatî meseleleri uzun uzadıya yazdığım için bu kadarla yetiniyorum burada.
Yapacağımız şey, şimdiye kadar inkâr ettiğimiz kendi eğitim felsefemizi enlemesine ve boylamasına keşfetmek ve yenileyerek yeniden inşa etmek.
Hz. Mevlânâ´nın pergel metaforunu hayata geçirdiğimiz takdirde, bir medeniyetten neyi, nereye kadar ve nasıl ödünç alabileceğimizi, ödünç aldıklarımızı semantik müdahaleye tabi tutarak nasıl kendimize maledebileceğimizi görebilmemiz ve sonrasında da kendimize özgü imajinatif boyutlar katarak yolculuğumuzu emin adımlarla sürdürebilmemiz mümkün olabilir.
Türkiye´de bir asırdır tepeden uygulanan pozitivist eğitim sistemi, çocuklarımıza bir ruh, bir medeniyet bilinci ve özgüven duygusu kazandırmak şöyle dursun, bir toplumun geleceğinin yol haritasını ve bunun anlam haritalarını sunan olmazsa olmaz varoluşsal ilkeleri hem inkâr etti hem de zamanla yok etti.
Eğitimimiz o yüzden yoğun bakımda.
AVA GİDERKEN AVLANMAK...
Ziya Selçuk Hoca, eğitimimizi yoğun bakımdan kurtarabilecek mi, peki?
Kısa vadede, özellikle temel bilim eğitiminde önemli adımlar atabilir ama bu adımlar ne kadar değerli sonuçlar doğurabilir, eğitim sorunumuza ne kadar neşter vurabilir, bu konuda kuşkularım var.
Bir eğitim sistemi, genç kuşaklarına şu beş ilkeyi veremezse, toplumun mezarını kazmakla sonuçlanır her şey: Ahlâk, ideal, ruh, tevazu / başkalarına saygı ve özgüven.
Bu beş ilkeyi, kendi medeniyet dinamiklerimizi, rüyalarımızı ve birikimimizi çocuklarımıza pergel metaforu ekseninde öğretebiliriz ancak.
Kısa vadede (5 ilâ 10 yıllık süreçte) bilim-temelli eğitime şiddetle ihtiyacı var bu ülkenin.
Ama bunu çocuklarımıza ruhköklerimizi, medeniyet dinamiklerimizi iyi öğreterek gerçekleştirebilirsek bilim-temelli eğitim ülkenin önünü açar.
Eğer medeniyet bilinci ve perspektifi sunmadan böyle bir eğitim verirsek, bu eğitim, yüzyıldır soyut olarak zihnimizi körleştiren pozitivizmin somutlaşmasına, bu da bilimin putlaştırılmasına ve din katına yükseltilmesine yol açar ve önümüzü tıkar.
Bütün büyük filozoflar ve bilim adamları, bu tehlikeye özenle dikkat çekmişlerdir.
Meselâ Nietzsche, “bilim”in “laik din” katına yükseltilmesinden, meselâ bilim felsefecisi Feyerabend “bilim kilisesi”nden, meselâ sibernetik biliminin kurucusu Norbert Wiener, “bilime ve ilerlemeye tapınılmasının düşüncenin ve bilimin ölümü anlamına geleceğinden” şikâyet etmişlerdir.
Uzun vadede, medeniyet bilincini ve ruhköklerini yitiren genç kuşakların bilimperest, Batıperest kölelere dönüşmesi tehlikesinin aslâ gözardı edilmemesi gerekiyor.
Ziya Selçuk “çift kanatlılık”tan sözediyor ama bunun retorikten ibaret olduğunu, kendisinin sahibi olduğu okullara baktığımız zaman görüyor ve gelecekten endişe duyuyorum.
Yeni bakanı, heyecanını elbette desteklemek gerekiyor. Ama onun da kendine özgü, eğitim sistemimizi felce uğratacak, “kendi ayağına kurşun sıkacak” ajandalardan kaçınması şart.

Bakanlığın yüksek bürokrasisinde yaptığı (bu ülkeye kök söktüren devşirme, masonik eğitim şebekesinin önünü açacak ve Anadolu çocuklarının önünü tıkayacak) ilginç, tuhaf atamalar, Yusuf Tekin´in binbir güçlükle inşa ettiği bakanlığın yüksek bürokrasisini yerle bir etmesi, endişelerimi artırıyor.
Ava giderken avlanmak olur bu.
Vesselâm.

Anahtar Kelimeler: Eğitimde, giderken, avlanmak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bilginin mürekkebi, şehidin kanından kutsaldır

Hz. Muhammed
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Dikkat! Türkiye´nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ