Eğitim, kültür ve medyada devrim yapmadan aslâ!
Tarih: 3.10.2017 11:00:05 / 409okunma / 2yorum
Yusuf Kaplan

Dünyada ruh, yalnızca Türkiye´de var.
Bunun, bizi gelecek adına ümitvâr kılan en önemli göstergesi şu: İnsanlığın sorunlarıyla hemdert, hemdost ve hemhâl olan insanlar yalnızca bu ülkenin çocukları şu çivisi çıkmış dünyada!
Bunu görüyor bütün dünya da!
O yüzden üzerimize üzerimize geliyorlar, o yüzden içerden ve dışardan çepeçevre kuşatıyorlar ya!
Eğer biz, üzerimizdeki yükün, insanlığın yükünü taşıma yükünün yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirebilirsek, kim ne tür plan, tezgâh, tuzak kurarsa kursun, kim ne türden oyunlar oynarsa oynasın, hepsini püskürtürüz Allah´ın izniyle...
Dünyada ruh, yalnızca Türkiye´de var.
Bunun, bizi gelecek adına ümitvâr kılan en önemli göstergesi şu: İnsanlığın sorunlarıyla hemdert, hemdost ve hemhâl olan insanlar yalnızca bu ülkenin çocukları şu çivisi çıkmış dünyada!
Bunu görüyor bütün dünya da!
SÖMÜRGECİ EĞİTİM, KÜLTÜR VE MEDYA REJİMİ YIKILMALI!
Ama bu ruh aşınıyor hızla...
Bu ülkedeki pozitivist, ezberci, sığ ve diplomalı câhil yetiştiren seküler eğitim sistemi; her Allah´ın günü genç kuşaklarımızı kurşuna dizen, bu ülkenin ruh köklerinden uzaklaştıran yayınlarıyla sömürgeci medya rejimi; bu toplumun medeniyet birikimini yoksayan, yok etmeye çalışan metamorfoz yemiş fikir, kültür ve sanat dünyası yıkılmalı -kimsenin gözünün yaşına bakmadan hem de!
Bu ülkenin ruh kökleri, sâbiteleri, aşılamayan evrensel değerleri sömürgeciler tarafından değil, cellâdına âşık tasmalı çekirgeler, zihinleri sömürgeleştirilen yerli sömürgeciler tarafından yok ediliyor, kurşuna diziliyor...
Dünyanın sömürgeleştirilemeyen tek ülkesi olacaksınız, sonra da varlık nedeninizi, dünya tarihini yapmanızı mümkün kılan ruh köklerinizi oluşturan, yüzyılların mücahedesi, mücadelesi ve çilesiyle inşa ettiğiniz ruhunuz, medeniyet ufkunuz ve dinamikleriniz yerli sömürgeciler tarafından yerle bir edilecek ve siz hiç bir şey olmuyormuş gibi hareket edeceksiniz!
İşte bu olmaz!
Bir toplum, kendi intiharını seyredemez!
Hele de insanlığın dün umudu olmuş, yarın da umudu olabileceğini gösterecek kadar dünyanın mazlumlarına, yoksullarına, kimsesizlerine kucak açan bir ülkenin çocukları, intihar edemez, kendi intiharını seyredemez!
DÜNYANIN İHTİYACINI HİSSETTİĞİ RUHU BİZ SUNABİLİRİZ YALNIZCA!
Öte yandan bir de dünyanın eşiğine sürüklendiği bir kültürel nihilizm felâketi var.
Amerika´dan bütün dünyaya ânında yayılan ayartıcı ve sığ “pornografik” kültür, dünyanın her bir köşesinde algı melekelerini ve düşünme kabiliyetlerini, duyarlıklarını ve duyarlılarını yitiren bir güruh üretiyor yalnızca.
Dünya hiç bu kadar tüketimin kölesine dönüşmemişti!
Dünya hiç bu kadar ruhunu yitirmemişti.
Dünya hiç bu kadar çölleşmemişti.
Şunu aslâ unutmayalım: Dünyanın ihtiyacını hissettiği ruhu, biz sunabiliriz yalınızca.
Yeter ki, biz, sahip olduğumuz ruhu müdrik olarak hareket edelim; öncelikli olarak atmamız gereken hayatî adımları daha fazla ertelemeden atalım; asıl işimize bakalım; eğitim, kültür ve medyada seferberlik başlatalım; hem İslâm´ı hem de dünyayı iyi tanıyan; hem aşağılık kompleksine kapılmayan hem de “ver mehteri” gibi genç kuşakları aptallaştıran, içi boş, hamaset yüklü sloganlarla ayartan aşırı-özgüven duygusu tuzağıyla kibrinin kölesi yapmayan, aksine kendi çocuklarımızı, yürek ülkesinin çocuklarını yetiştirmeye yoğunlaşalım, “kendi geleceğimizi nasıl inşa edebileceğimiz ve insanlığın önünü Hakikat medeniyetine nasıl açabileceğimiz” zorlu meselesi üzerinde kafa patlatalım, işte o zaman bizi kimse durduramaz.
O yüzden ne yapıp edip ruhumuza, ruh köklerimize gözümüz gibi sahip çıkacağız...
Ne yapıp edip bu ülkenin çocuklarına diriltici ruh aşısı yapacağız...
Ve şunu aslâ unutmayacağız: Maddî gelişme geçicidir; asıl gelişme fikir, sanat, ilim, irfan, hikmet, ve elbette ki ahlâk güzergâhlarında elde edilecek manevî gelişmedir.
Manevî açıdan gelişmiş, sâbitelerine, ruh köklerine yürekten sahip çıkan bir ülkenin çocuklarını hiç bir maddî güç yok edemez.
Fikrî birikimi güçlü, ruh kökleri muhkem, istikameti sağlam bir toplum, kaybetse de, kazanır mutlaka sonunda.
Tıpkı Selçuk çocuklarını tarihten silen Moğolların, bir süre sonra, Selçuk çocuklarının insanı kanatlandıran engin ve zengin ilim, irfan ve hikmet birikimleri ve ruh kökleri karşısında diz çökmeleri gibi...
YÜZLERCE DEĞİL BİR KAÇ TANE ÇIĞIR AÇICI ÜNİVERSİTE!
O yüzden çok okula, yüzlerce üniversiteye ihtiyacı yok bu ülkenin.
İnsanlığın önünü açacak hem kendini hem de dünyayı iyi tanıyan; bu dünyada yaşayan ama bu dünyayı yaşamayan; insanlığın yükünü omuzlarında taşıma şuuruyla nefes alıp veren; aldığı nefesi hakikatin sesine, hakikatin sesini insanlığın nefesine dönüştürebilecek diriltici bir ruha sahip öncü kuşakları yetiştirecek, dünyaya dünya çapında fikir adamı, sanatçı, bilim insanı armağan edecek üç beş çaplı okula, birkaç çığır açıcı üniversiteye ihtiyacı var. O kadar.
Son olarak, her zaman söylediğim gibi: 10 yılda 100 yılın tohumlarını ekemezsek, yok olmaktan kurtulamayız. Vesselâm.

Anahtar Kelimeler: Eğitim, kültür, medyada, devrim, yapmadan
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
Siyaset ile samimiyet arasında
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Kötü Başlangıç
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
‘Kutsal´ sömürü
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
‘Umarsızca Cennet´i aramak´
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
(KAMİ)GAZZE, UZAK ÜLKE DEĞİL; SEYİR GÜNLÜĞÜNE EKLEYEMEYİZ
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
İhlâssız din hizmeti olmaz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Bir zamanlar duyarlıydık...
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Uygarlar ve Uygurlar!
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Türkiye´nin önündeki takoz: FETÖ zihniyeti!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Ben bir Türk´üm, dinim, cinsim uludur´
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3142
EURO
6.0386
booked.net
İki kişiyi aşan, bir başkasına da söylenen her sır, yayılır.

Mevlana
Vucudunuzun 30 dakikada saldigi isi ile iki litre suyu kaynatabilirsiniz.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59