Eğer İslâm´ı kaybedersek, sadece biz değil, bütün insanlık kaybeder…
Tarih: 7.8.2017 17:02:36 / 288okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

Bu ülkede Müslümanlar iktidarda ama İslâm´ın hayatımızdan hızla çekildiği, ayağımızın altından kayıp gittiği gözleniyor…
Ürpertici bu…
Bunu, bu ürpertici gerçeği iktidardaki insanlar da -en azından bazıları da- görüyor, endişeleniyor ve nereye sürükleniyoruz böyle, diye soruyor…
Eğer İslâm´ı kaybedersek, hiç bir şeyi kazanamayız…
Eğer İslâm´ı kaybedersek, hiç bir şeyi koruyamaz ve insanlığın önünü açacak yeni bir dünya sunamayız insanlığa.
Eğer İslâm´ı kaybedersek, bir Gazâlî, bir İbn Arabî, bir Yunus, bir Mevlânâ, bir Sinan, bir Itrî, bir Fatih veya Yavuz çıkaramayız…
Eğer İslâm´ı kaybedersek, sadece biz kaybetmiş olmayız, bütün insanlık kaybeder…
BATI ÇÖKERKEN…
BİZ TOPARLANABİLECEK
MİYİZ?
Oysa her zaman söylediğim gibi, dünya bize gebe, biz hakikate…
Bakın… Batı uygarlığı, felsefî olarak, kültürel olarak, ahlâkî olarak, siyasî ve sosyal olarak çöktü: Sadece kaba gücü var, kaba güçle ayakta duruyor ve bu kaba güçle dünya üzerindeki haksız, hukuksuz hegemonyasını koruma savaşı veriyor Batılılar.
Bunun için de dünyayı cehenneme çevirmekten çekinmiyorlar.
Felsefî olarak çöken, dünyaya söyleyecek bir şeyi kalmayan bir uygarlığın kaderidir dünyayı cehenneme çevirerek hem hegemonyasını bir süre de daha sürdürmek hem de vuruşa vuruşa “çekilmek”…
Yaşadığımız şey, bir açıdan bakılınca, Batı uygarlığının hem fikren hem zihnen hem ruhen hem de ahlâken çöküşü…
Bir başka açıdan bakıldığında da, çok sancılı da olsa, bizim gelişimizdir.
Tamam; biz bilfii hazır değiliz. Medeniyet atılımı gerçekleştirecek fikrî birikime de, bu fikrî birikimi hayata ve harekete geçirecek maddî atılıma da sahip değiliz henüz.
Ama bilkuve hazırız. Sadece “biz” varız şu çivisi çıkmış dünyada dünyaya ruh sunan, mazluma kucak açan, umut olan. Sadece biz.
Çin´i kapitalistleştirdiler, uyuttular ve yuttular; ama Konfüçyanizmi de, Taoizmi de fosilleştirdiler ve durdurdular.
Hindistan´ı kapitalistleştirdiler yuttular, uyuttular; ama Budizm´i de, Hinduizm´i de fosilleştirdiler ve durdurdular.
Afrika´nın, Latin Amerika´nın ne hâlde olduğunu konuşmak bile gerekmiyor… Can çekişiyor iki yaşlı kıta da; ölüm-kalım savaşı veriyor…
Sadece İslâm dünyası, dinamizmini koruyor iyi-kötü…
Yok olmamak, yutulmamak için direniyor…
İslâm´ın Batılılar tarafından dize getirilmemesi, dönüştürülmesi, fosilleştirilmemesi için direniyor.
Eğer toparlanabilirsek, insanlığın sorunlarını da, kendi sorunlarımızı da bir bütün olarak, derinlemesine kavrayabilirsek, biz bilkuvve varolan gücümüzü, imkânlarımızı, bilfiil hâle getirebilir, insanlığın yüzünü güldürecek, yeniden hak, hukuk ve hakkaniyet, sulh, salah ve adalet düzenini biz armağan edebiliriz insanlığa…
ASIL ÜRPERTİCİ SALDIRI
İÇERİDEN GELİYOR…
Ancak çok tedirgin edici bir sorunumuz var: Batılıların dışardan yaptıkları her tür saldırıyı bir şekilde püskürttük, püskürüyoruz -çok çile çekerek de olsa Allah´a şükür.
Ama asıl saldırı, asıl iğrenç saldırı içeriden geliyor İslâm´a karşı -İslâm´ın kurucu kaynakları birer birer yıkılmaya çalışılarak…
Batılılar dışardan İslâm´ı dışardan dize getiremediler, fosilleştirmediler, dönüştüremediler ama içimizdeki beyinsizler İslâm´ın kurucu kaynaklarını, hadisleri, mezhepleri, cemaatleri sudan gerekçelerle, temelsiz, sığ argümanlarla, magazinel malzemelerle, televizyonlarda kitlelerin önünde şov yaparak topa tutuyorlar!
BİZİM KAYNAKLARIMIZDA
SORUN YOK BEYLER! SORUN,
SİZİN KAFANIZDA!
Bizim kaynaklarımızda sorun yok beyler!
Sorun sizin kafanızda!
Ne dünyayı felsefî bir derinlikle anlayabilecek, kavrayabilecek ne de İslâm´ın kaynaklarına derinlemesine nüfûz edebilecek bir birikime sahipsiniz; ama kitlelerin, özellikle de genç kuşakların hızla deizmin, nihilizmin, ateizmin eşiğine sürüklenmesinin yapı-taşlarını döşüyorsunuz birer birer…
Bu nasıl bir sorumsuzluk örneğidir, nasıl bir beyinsizlik göstergesidir böyle!
Allah ıslah eyleye!
Allah, akıl, fikir, zikir, şükür ihsan eyleye!
İslâm´ın kurucu kaynaklarını tartışmaya açanlar, bütün bu tartışmaların oryantalistler tarafından iki asırdır yapıldığını gizliyorlar. Yaptıkları işin taşeronluk olduğunu, oryantalistlerin eline su dökemeyecek ka- dar sığ olduklarını bilmiyor kitle- ler -oryantalistlerin karikatürü bu tiplerin.
Ve biri, bu zavallı, sığ, başkalarının akıllarını buraya taşıyan, başkalarının akıllarıyla iş yapan bu taşeron tiplere, Müslümanca duyma ve düşünme biçimlerini yitirdiklerini, zihinlerinin çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüştüğünü, söylemeli.
Şunu söylüyorum Batı düşüncesini de, İslâm düşüncesini de, dolayısıyla dünyanın sorunlarını da, İslâm dünyasının sorunlarını da derinlemesine kavramaktan yoksun bu zavallı tiplere:
Batı uygarlığının felsefî olarak çöktüğü, o yüzden dünyayı cehenneme çevirmekten başka bir şey yapamadığı, diğer medeniyetlerin fosilleştirildiği ve durdurulduğu bir zaman diliminde, bize düşen, önce, İslâm´ın kurucu kaynaklarıyla doğrudan ve doğrudan olduğu için de doğurgan irtibat kurmanın; sonra, Batı düşüncesiyle derinlemesine ilişkiler geliştirmenin, Batı düşüncesini özümsemenin, beslenebileceğimiz kadar beslenmenin; son olarak da bu dünyayı iyi tanıyarak ama kendi kavramlarımızdan yola çıkarak insanlığın önünü açacak güçlü bir fikriyat inşa etmenin; bu fikriyatı inşa edecek bu dünyada yaşayan ama bu dünyayı yaşamayan, önce çakıl taşlarını temizleyerek dalga-kıracak, sonra da yapı-taşlarını düşerek dalga-kuracak çağ açacak, çağ aşacak, çağrısı çağını kuracak öncü kuşaklar yetiştirmenin yollarını bulmak, yapmak olmalı…
Görüldüğü gibi yük ağır, yükümlülük de.
İşimize bakalım, kendi kuyumuzu kazmakla uğraşmayalım…
Yükümlülüğümüzü kuşanalım, insanlığın önünü açacak uzun soluklu hakikat medeniyeti yolculuğuna çıkmaya bakalım…
Eğer İslâm´ı kaybedersek, sadece biz kaybetmiş olmayız, insanlık kaybeder…
Bunu da aslâ unutmayalım.
Vesselâm.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Erlerle sohbet seni de erlere katar.