Ömer KIZILÖZ


DÜNYANIN DENGESİ

DÜNYANIN DENGESİ



Gözümüzü yeryüzüne çeviriyoruz; inişli çıkışlı dağlar, dereler, sıcaktan kavrulan çöller, devasa buz kütlelerinin olduğu kutuplar…

Gözümüzü canlılara çeviriyoruz; havada uçan kelebekler, kuşlar, karada yaşayan hayvanlar, böcekler…

Ve biz insanlara geliyoruz; boyu uzun olanlar, kısa olanlar, zayıf olanlar, kilolu olanlar, güçlü bir bedene sahip olanlar, zayıf bir bedene sahip olanlar…

Kişisel karakteristik özelliklerimizde ve sosyal ilişkilerimizde ise; cesaretli olanlar, korkak olanlar, sosyal olanlar, asosyal olanlar…
Zıtlıklar, farklılıklar.

Bu örnekleri her kategori için çoğaltabiliriz. Görüldüğü üzere, zıtlıklar ve farklılıklar evrenin ve dünyada
bulunan her şeyin içinde, çünkü bahsettiğimiz evrensel bir yasa. Bu yasa sonucunda denge faktörü ortaya çıkıyor ki; bu da yaşamın olmazsa olmazı ve vazgeçilmezi.

Arkadaşım anlatıyor: ”İş yoğunluğum o kadar çok fazlaydı ki çok çalışıyor, yoruluyor ve bu durumdan dolayı da mutsuz oluyordum.
Etrafımdaki diğer çalışanlara bakıyor ve herkesin işi rahat, keyfi yerinde
diye düşünüyordum ve sinirim daha da artıyordu. Birkaç gün sonra işlerim normale döndü ve ben şükür rahatladım. Bu sefer de mutlu keyfi yerinde dediğim arkadaşlarımın iş yoğunluğunun artmış olduğunu ve onlarında strese girmiş olduklarını gözlemlemiştim.”

Arkadaşım bunu anlattığında aklıma Al-i İmran Suresi 140. Ayette geçen “…. O günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz…” ayeti geldi.

Düşünsenize bir iş yerinde herkes aynı anda stresli, sinirli olsa işler nasıl olurdu. Kim kime moral verebilirdi. Ya da herkes aşırı cesaretli olsa; yine aynı şekilde işyerindeki çalışmaların neticesi, insanlar arasındaki ilişki nasıl olurdu. Birileri cesaretli iken birilerinin sorgulayıcı olması işleri dengelemez miydi?

Genelde anne, babalar çocuklarının doktor, mühendis, avukat, mimar gibi, toplum nazarında prestijli olduğu düşünülen meslekleri yapmalarını istiyorlar. Bu istenilse bile her çocuğun zeka seviyesi ve mesleki yatkınlığı farklı. Diyelim ki zeka seviyesi ve mesleki yatkınlıkları da olması gerektiği gibi, bu sefer de karşımıza, insanların belirledikle-
ri hedefe doğru ilerlerken yaşanan ölümlerin, ayrılıkların, yoklukların, duyguların işin içerisine girme ihtimali olacak ki bu da insanların farklı kulvarlarda koşmalarına sebebiyet verecek olan diğer nedenler.

Bir hastane düşünelim, burada hastanın durumunu teşhis ve tedavi etmek için doktora, doktora bu süreçte yardımcı olacak sağlık personeline, hemşireye, hasta evraklarını tanzim edecek bir memura, hastanenin idaresini yönetecek bir müdüre ve hastanenin temizliğini yapacak hizmetliye ihtiyaç var.

Aslında Nasrettin hoca, zıtlıklar ve farklılar yasasını çok güzel özetliyor bizlere.
Nasrettin hoca’ya bir gün: ”Sabah insanlar kalkınca, bir o yana bir bu yana gidiyor, hepsi de bir tarafa gitse olmaz mı?” diye sorarak latife yapmaya çalışmışlar. O da :“Eğer insanların hepsi bir tarafa giderse dünyanın dengesi bozulur.” demiş.

Hayatımızda; iyi, kötü, üzüntü, sevinç, olumlu, olumsuz olarak nitelendirdiklerimiz, kategorize ettiklerimiz ile birlikte ne kadar zıtlıklar ve farklılıklar var ise aslında bunların hepsi, yaşamımızı idame ettirmek ve dengede götürmek için bir vazifeyi, bir görevi yerine getirmekteler.

 



YAZARLAR