Duâ Tâneleri
Duâ Tâneleri
Tarih: 7.11.2014 21:20:39 / 1112okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Koleksiyon kültürü, insanı biraz daha vefalı yapıyor. Çünkü geride kalanları topluyorsunuz. Öte yandan, hayatımızı bunun üzerine kurmamamız, eskilerin deyimiyle, `eşyadan eşyaya seyahat etmememiz` gerekiyor. Basit bir kuralımız var: `Neyi seversen sev, ayrılacaksın.` Bu yüzden, mülkiyet duygusunu pekiştirecek her türlü merak ve çabaya karşıyız. Sadece şu: `Benimdir deme, yanımdadır de.`

Bu meşakkatli dünya yolculuğu sırasında, bizi dinlendirecek meşgalelere, renklere ihtiyacımız var. Kısaca, `tatlı bir mola` diyelim. Durmak, dinlenmek. Hepsi bu.

Mesela pul, para, kalem, kitap, kartpostal yahut tesbih koleksiyonu yapmak, en iyi dinlenme yollarından biri.

Koleksiyon hem kültür, hem tutkudur. Neyi biriktiriyorsak, onun bilgisini de edinmek zorundayız. Konuyla ilgili yayınları takip etmek ve bilenleri bulmak şart. Bu, yeni arkadaşlıklara da kapı açıyor.

Yıllar evvel şunu yazmıştım, hâlâ aynı yerdeyim: `Ölüm, biriktirdiğimiz şeylerin altında kalmak olmalı.` Buradaki ince çizgi, dediğim gibi, kendimizi fazla kaptırmamaktır.

Koleksiyon yapmanın bir diğer amacı da, kültürümüze ve geçmişimize ait `parçaları` koruma altına almaktır.

Şunu da söylemiş olalım: Zamanında değerli olan, sonradan da o değerini muhafaza ediyor. Değerli olmayan ise, aradan uzun zaman geçse bile, yine değer kazanamıyor. Bu, edebiyat dahil, hayatın birçok alanında böyledir.

***

Bana kalırsa, en güzeli, tesbih koleksiyonu yapmaktır. Nurettin Rüştü Büngül, 1939 yılında yayınladığı Eski Eserler Ansiklopedisi`nde şöyle diyor: `Tesbih, hakikaten üzerinde durup işlenecek sanat eserlerimizdendir.`

Tesbih için `duâ tâneleri` deniliyor. Bir de bu: `Parmak uçlarındaki huzur.` Özetle, iyi bir arkadaştır.

Herkesin hemfikir olduğu şey, en kıymetli tesbihlerin ülkemizde yapıldığı, çekildiğidir. Osmanlıdan beri, bu hiç değişmemiştir. İyi bir ustanın elinden çıkmış her tesbih, kusursuz bir sanat eseridir. Aradaki farkı, tesbihten anlamayanlar bile rahatlıkla anlar.

`Benim ustalarım`, Sivaslı Metin Karakuş, Erzurumlu Bünyamin Korucu ve Elazığlı Mustafa Karabacak. Bu ustaların dünyada emsali yoktur, varsa da yine Türkiye`dedir. Örneğin Elazığlı Yusuf Usta`nın oğlu İbrahim Özgen. Eski ustaların hayatları ve eserleri ise ayrı bir yazının konusudur. İlk aklıma gelenler, Horozun Salih Usta ve Eyüplü Deli Tahir.

 

Tesbihlerin geniş bir malzeme kaynağı vardır: Taşlar, ağaçlar, boynuzlar, kemikler, dişler vs. Bunların yanı sıra, artık her şeyden, uçak camından, bilardo topundan, hatta palmiye ağacından bile tesbih `imal etmeye` başladılar. Sonu yok.

Kehribarın ise bendeki yeri ayrıdır. Rami`de `Kehribar Sokağı`nı görmüştüm de, ne kadar sevinmiştim. Öyle.

Eskilerin `samankapan` dediği kehribar, fosilleşmiş çam reçinesidir. Rengi sarıdır, yolculuğu uzun ve heyecan vericidir. Bazı rahatsızlıklara iyi geldiğine inanıldığı için, birçok eşyanın tutma yeri ondan yapılırmış. Baston ve şemsiye sapları, ağızlıklar, hatta zarlar. Kendi içinde çeşitlere ayrılır: Has, damla, sıkma, ateşî. Kıymetli olduğu için, sahteleri, oynanmışları bolca bulunur. Aman dikkat.

Tesbih çekmenin usullerini de unutmayalım: Sallanmaz, avuç içine alınıp ovuşturulmaz, gelişigüzel bir yere bırakılmaz. Özel keselerde taşınır. Bir de her mevsimin, havanın ayrı bir tesbihi olur. Mesela kehribar, soğuk yahut serin havalarda çekilir. Yaz için en uygun tesbih, necef taşından yapılmış olandır. Beyaz ve şeffaftır, soğuktur, ferahlık verir.

Elimize aldığımız bir tesbih, birçok parçadan oluşur: Tane, nişane, pul, imame ve tepelik. Beyzi, kürevî, haddeli diye türlere ayrılırlar. Asıl ustalık, doksan dokuzluk tesbihlerde sergilenir. Tabii otuz üçlüğün de yeri ayrıdır. İşçilik ve malzeme arttıkça, maliyet de ona göre şekillenir. Ayrıntıları çoktur, girmeyelim.

***

İbadet aracı olan tesbih, o büyük medeniyetimizin nadide parçalarından biridir. Doksan dokuzluk bir tesbih, bize, Allah`ın o güzel isimlerini hatırlatır. Esma`ül Hüsna.

Tesbihin kelime anlamı, Allah`ı noksan sıfatlardan tenzih etme ve ululamadır. (Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük.)

Padişah Birinci Ahmet, Sultan Ahmet Camiinin kaç kişi alacağını merak etmiş. İlk cuma namazında, camiye gelen herkese ödağacından bir tesbih hediye edilmiş. Seksen altı bin küsur tesbih dağıtılmış. Çıkarken de kalembeki tesbih verilmiş, yine aynı sayı bulunmuş.

Rüştü Büngül, `buradaki asıl husus, caminin kaç kişi aldığı değil, bu kadar çok tesbihin birkaç günde nasıl tedarik edildiğidir` diyor. Bu örnek, bugünkü dille söyleyecek olursak, sektörün büyüklüğünü göstermesi açısından önemli.

Buna benzer yaşanmışlıklar yahut rivayetler çoktur. Sultan İkinci Mahmut`un, Mevlanakapılı bir tesbih ustasının evini sıklıkla ziyaret etmesi ve onu çalışırken seyretmesi gibi.

Koleksiyon yapmanın hayati kurallarından biri de, doğru adreslere ve bilgilere ulaşmaktır. Meraklıları için, önemsediğim üç kaynak kitap ismi vereyim: Necip Sarıcı, Duâ Tâneleri; Deniz Gürsoy, Parmak Uçlarındaki Huzur; Neziroğlu Koleksiyonu, Türk Tesbih Sanatı.

Son olarak: Koleksiyon, esas itibariyle, keyif almak için yapılır. Şu veya bu nedenden dolayı keyfimiz kaçmışsa, kaçıyorsa, iş artık eziyete dönüşmüşse, hemen geri çekilmeliyiz.

Anahtar Kelimeler: Duâ, Tâneleri
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Dünyada dört nimet vardır, bunlar kendisine verilen kişi dünya ve ahiretin hayrını görmüştür.Bunlar; Zikreden dil, Şükreden kalp, Sıkıntılara katlanan beden ve saliha kadın.."