Gülşah Akkaş Yaman


DOST

DOST


 

Dostun kelime manası sevilen güvenilendir. Lakin  dost da bir ekleme yapsak fedakar  kişidir, diyebiliriz. “Dostluk ve hukuk biraz da karşı tarafın hissiyatına ve hassasiyetine hürmet etmektir.” Bırakın bazen de doğrucu Davud olmayı, hatır için çiğ tavuk yemeden dostum ben o kişiye demeyin. Dostluk bazen konfor alanından çıkmak, onun için yorulmak, gönlü olsun diye kendi gönlümüzü bir süreliğine rafa kaldırmak demektir. Bir insanın arkasından ismen dua etmekdir. Onun mutluluğunda refahın dan rahatsız olmamak demektir. Diğer türlüsü dostluk değil!

Mevlana der ki;
Başın kille ıslak da olsa, yıkama gel.
Ayağına diken batsa, çıkarma gel.
Gel gel de kurtar beni şu gel git sözünden,
Gel gel de kurtar beni âh edip inlemekten.

Kendi ayağındaki dikeni görmeden koşmanın adıdır dostluk. Önce sen diyen kapitalist sisteme inat mevlanaca sevsek bazen birbirimizi başımızda kil ıslı olsa dahi dostun bana ihtiyacı var deyip koşsak. Şu modern çağ da herkes nasıl kazanırım nasıl gemimi kurtarayım derken, başkasının rızık peşinde koşusuna bile burun bükenler. Bu mu sizin diyargamlığınız dostluğunuz? “İşte dost kendine mübah gördüğünü, sana çok görmez.” Biz incitmekten korkan bir medeniyetti. Değil insana ''Eşyayı incitme'' diyen ince bir kültür.

Öyle bir medeniyetin bağrından geliyoruz ki; Ağaç kesmeye ormana giren kişi baltayı bir bezle sararmış ki genç ağaçlar görmesin üzülmesin diye. Kesilmesi gereken ağaçlardan önce izin alırlarmış. Gölgenden meyveden istifade edildi, hakkını helal et diye. Nasıl kadirşinas bir duruş. Şimdi kelimelerin içi boşaldı, kime dönsen pervasız bir hal. Dost desen değil düşman desen o da değil. Birbirimizi kandırmayalım, içimizden gelmiyorsa ne yolu yoralım ne de yolcuyu.

Dost özler, dost arar!

Dostun meşguliyetine göre sıralamanız değişmez, uzaktaysanız siz gelmeden planlar yapar. Yemekler pişer dostun hep size ikram edeceği çayı vardır. Bu gürültülü hayat da gönüle huzur veren, mutluluk veren sekine veren bir dost bize bu hayat da verilmiş en güzel nimetlerdendir . Fahri kainat efendimiz Hz. Aişe annemize buyururdu; Ya Aişe konuş, gönlümüz açılsın. Aişe’si konuşurdu. Gönlü açan insanlar olsun etrafınızda çünkü beden gibi gönül de yorulur. Ancak insan insanı iyileştir. Varsa bir meramınız elbette dertleşin lakin ufak tefek şeyler için insanlara gam keder vermeyin. Umut tohumları saçın, saçın ki karşı tarafın gönlünde biten gülden siz de nasiplenin. Yüreğinize istasyon olan kişilerden vazgeçmeyin.

Bir sonra ki yazı da buluşmak duası ile, dostça kalın hoşça bakın zatınıza.

 



YAZARLAR