Domatesin tadı
Tarih: 26.5.2017 13:50:02 / 558okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Yaşı yetmiş olanlar hatırlayacaktır; ayakta çarık, kara saban ile çift sürerken, gökyüzünden ardında beyaz bir iz bırakarak jet uçakları geçerdi.
Tuhaf bir durumdur bu.
Her iki dünyayı birlikte yaşamak.
Bu zamanı idrak edenler çelişki içinde kaldı. Bir yanda elden kayıp giden “eski dünya” öte yanda kimbilir neler vaat eden “yeni dünya”.
Attan, eşekten inip otomobile binmek zaman ve mekan duygusunu allak-bullak etmiştir. Bu nesiller bu sebeple şaşkın, kararsız ve acizdir. Eskiyi muhafaza artık mümkün değildir. Yeniye uyum sağlamak en az onun kadar zordur.
İnsanın ağız tadı bir kez kaçmayagörsün. Hiçbir şeyden tad alamaz olur, bir yerde duramaz olur, dengesini kaybeder.
Bu nesiller bu tezadı yaşadı. Ben yaşadım.
“Yeni” olan çekici ve heyecan vericidir. İnsanoğlu yeninin cazibesine kapılabilir. “Değişim” kışkırtıcıdır. Size imkânlar sunar. Hayat daha kolay, daha zengin, daha tatlı, daha doyurucu olacaktır.
Ancak “eski”nin sıcak ve koruyucu kucağından ayrılmak zordur. Alışmışsınız bir kere. Kişi alışkanlıklarını kolay terkedemez. Varlığını kumara yatıramaz. Eskiler “yeni” karşısında tedirgindir, çekingendir.
Yeni geldi ve eskiyi tepeledi.
Biz eskiler “Kayıpların Şarkısı”nı söyleyip duruyoruz.
Sözü “domates”e getirelim.
“Domatesin eski tadı kalmadı” diyoruz. Bu işte bizim bildiğimiz bir şeydir.
Çünkü biz o domatesi kendi bahçemizde, tarlamızda yetiştirip yedik. Olmadı köylüden aldık, pazardan aldık yedik.
Şöyle elinle yardığın zaman “domates kokusu” yayılırdı. Tuzlayıp ısıra ısıra ye. O tat, o su, o rayiha. Nasıl tarif etmeli?
Yeni nesiller, yani o domatese yetişememiş olanlar, serada yetişen “endüstri domatesi”nin tadına mahkûm olanlara bunu tarif edemezsiniz, boşuna uğraşmayın.
Giden gitti.
Bu işe kafa yoran bilim insanları domatesin eski tadını geri getirmek için uğraşıyorlarmış.
Boşuna bir çaba.
Şöyle ki: Eski domates “endüstri domatesi” gibi raf ömrü uzun, hastalıklara dirençli, verimi fazla bir sebze değildi. Domates üreticileri “eski”yi istemez. Çünkü işlerine, yani kazançlarına yaramaz. Zaten o tohum kayboldu. Tohumu bulsanız bile, toprağı bulamazsınız. Çünkü geçen zaman içinde toprak kirlenmiştir. Asit yağmurları ile zehirlenmiştir. Zaten “bilim” topraksız domates üretmeye başladı. Eskiye rağbet kalmadı.
Eskinin domatesini isteyenler hâlâ damaklarında o tadı duyabilenlerdir.
Yeni nesillerin böyle bir isteği olamaz, çünkü bir kıyas yapamazlar.
Yaşadığımız şu günler eskiye nazaran her açıdan “ileri(!)” sayılmıyor mu? “Eski”nin nesini özleyebiliriz acaba?
Hayatın “tadı-tuzu” diyeceksiniz.
Boşuna zahmet. Eğer hayatın tadı-tuzu kalmadı diyorsanız, sizin de fazla bir ömrünüz kalmamış demektir.
Her ne kadar “organik tarım” övgüleri yapılıyorsa da (ki ben bunu çok yaptım, tavsiye ettim) bu seçimde dahi “pazar payı” gözetilmektedir. Ayrıca “organik tarım”ın ne kadar “organik” olduğu da çok su götürür.
Su dedim de aklıma geldi. Sular da kirlenmiş durumdadır, tıpkı toprak gibi. Anasır-ı erbaa´dan ne kaldı geriye? Hava. Eh o da kirlilikten nasibini almış durumdadır.
Bu şartlar altında “domatesin eski tadı”nı nasıl geri çağırabiliriz?
Diyelim ki eski domatesin tohumunu bulduk ve tarlaya ektik.
Bu tohumun hali nice olur onu size anlatalım. Tohumcuk üzerinden geçen tarım âlet ve makinalarının çelik pençelerinin sarsıntısından paniğe kapılır. Gökyüzünü yırtan uçakların motor sesini duyarak ürperir. Toprağa serpilen tarım ilaçlarının zehri kendine ulaşınca ne yapacağını şaşırır. İmdat diyerek etrafına bakınır. Bir patırtı börtü-böcek tüm komşularını ürkütmüştür. Etrafta ne solucan, ne fare, ne köstebek kalmıştır. Sade onlar mı? Tarla kuşları, turnalar, leylekler ve bilumum kuş ahalisi terketmiştir tarlayı.
Tarlayı asırlardır süren tanıdık çiftçinin türküsü de artık duyulmuyor.
Toprağın üzerinde küresel ısınmanın homurtusu var.
Tohumcuk bu ahval içinde nasıl kabuğunu çatlatsın, o narin filizlerini yeryüzüne nasıl çıkarsın?
Kafasını topraktan çıkarsa ne görecek? Ferah ve berrak “eski” dünya yerine, kasvetli ve dehşetli bir “yeni” dünya.
Bu küskün domates meyve verse de işkence altında vermiştir onu. Korkudan ne suyu kalmıştır, ne kokusu, ne tadı.
Zavallıyı kendi haline bırakın. Yaptığınız araştırmaları yırtın.

 

Anahtar Kelimeler: Domatesin, tadı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne yapmalı? (06 Aralık 2018 - Perşembe)
Âlet işler el övünür (15 Kasım 2018 - Perşembe)
Hududullah-II (08 Kasım 2018 - Perşembe)
YALNIZLIK (01 Kasım 2018 - Perşembe)
Hududullah-I (26 Ekim 2018 - Cuma)
Yakışıklı ceset (18 Ekim 2018 - Perşembe)
MADALYA (11 Ekim 2018 - Perşembe)
Mânalı hayat (04 Ekim 2018 - Perşembe)
Kalbin akletmesi (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Hayat zor (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
‘Söz´ün gücü (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Çorbada tuzum olsun (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İnsan nereye koşuyor? (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Yalnız ölüm (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Roman diliyle iktisat (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Yıkılıp düşene gülme sakın sen. Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz "

Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Unutulan asker düğünleri
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Müslüm Baba
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Çakmak Taşındaki Ümit
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Eski dünyanın çöküşü, yeni bir dünyanın habercisidir...
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Yatırımsız kredi büyümesi
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
LEGO VE DİJİTAL RUHLAR DÜNYASI
İsmail Dursun
İsmail Dursun
"Büyük Başkan Tezahüratı"
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Başına şapka geçirip astılar
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
´´Kişisel gelişim ´´
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Ne yapmalı?
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Devlet aklı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ahlak merkezli dindarlıktan nerelere?
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
EV ÖDEVİ Mİ!...
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aday belirlemek artık kolay değil
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Son güzel kelimeler
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
İstanbul´u düşünüyorlar, gözleri açık
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ