Yusuf Ziya Cömert


Dolar durduğuna göre kriz yatıştı

Dolar durduğuna göre kriz yatıştı


Ödenmezse şirketi çok zora sokacak büyük bir borç var. Gecikme limitlerinin tamamı dolmuş. Hiçbir banka kredi vermiyor. Bir yerden para da bulamıyoruz, aradık, çırpındık bulamadık. Yarın pazartesi. Her şeye haciz gelebilir.

Süre daraldıkça patronun içi sıkılıyor. Gece geç saatlerde şirketin muhasebecisini arıyor.

“Aklına bir şey geliyor mu … Bey?”

“Gelmiyor efendim.”

“Yarın ne yapacağız? Parayı bulamazsak haciz gelecek…”

“Gelmeyecek efendim.”

“Nasıl gelmeyecek?

“Yarın Allah bize yardım edecek efendim.”

“Nasıl yardım edecek?”

“Bilmiyorum efendim.”

Ertesi gün, aylar önce yaptıkları ve olumlu sonuçlanmasından ümitlerini kestikleri bir kredi başvurularına olumlu cevap geliyor. Hızla işlemleri yapıp, krediyi alıp borçlarını ödüyorlar.

Bu gerçek bir hikaye, yaşayandan dinledim. Tanıyan olur diye isim vermiyorum.

Geçen hafta sonu, Cumhurbaşkanı Erdoğan Dışişleri’ne Osman Kavala’nın serbest bırakılması için çağrı yapan 10 büyükelçinin ‘istenmeyen adam’ ilan edilmesi talimatını verdikten sonra buna benzer kritik bir noktaya gelmiştik.

Elbette öyküde bahsi geçen şirketin karşı karşıya geldiği ölçüde hayati bir mesele değildi. Ama Türkiye’nin zaten yeteri kadar ağır olan sorunlarına büyük bir sorun daha ilave edecek bir krizin başlangıcı olma potansiyeli taşıyordu.

Ekonomi henüz entübe olmamıştı ama ateşi sürekli yükseliyordu.

Böyle bir aşamada uluslararası ilişkilerimizde ve ticaretimizde kısa vadede yamanması mümkün olmayan bir yırtık oluşabilirdi.

Birkaç gün sonra Roma’da G 20 zirvesinde Biden’la ve bu büyükelçilerin bağlı olduğu hükümetlerden bazılarının liderleriyle bir araya geleceksin.

Büyükelçisini kovduğun bir ülkenin cumhurbaşkanıyla, başbakanıyla ne konuşacaksın, hangi sorunu halledeceksin?

Sıkıntılı bir durum.

“Seng-i buzurg alamet-i ne-zedenest” diye bir İran atasözü var. O aklıma geldi.

“Büyük taş vurmamaya alamettir.”

Üzerinde durmadım. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘istenmeyen adam’ ilan etme talimatını açıklarken geri dönüşsüz bir üslup kullanmıştı. Taşı atmaktan başka seçenek yok gibiydi.

Acaba çıtayı mı yükseltiyordu Avrupa ve ABD’yle muhtemel yeni pazarlık süreçlerinin arefesinde?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset tarzının içinde böyle enstantaneler var.

Yakınında siyaset yapanlar bazı kritik kararlar öncesinde Erdoğan’ın “Bunun idamı ne?” diye sorduğunu söylerler.

Riskli bir politik hamle yaptı Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Önceki gün, “Ya da büyümez bu kriz, yavaş yavaş sakinleşir. Bir müddet konuşuruz, tartışırız, sonra normalleşiriz” temennisinde bulunurken zihnimde “Nasıl?” sorusunun cevabı yoktu.

Sorulsa, öyküdeki muhasebeci gibi “Bilmiyorum” derdim.

Fakat büyümedi kriz. Kimsenin öngörmediği bir şekilde krizin eşiğinden döndük.

Diplomasi öyküdeki muhasebeci kadar mütevekkil davranmadı.

Yoğun mesai yaptılar.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın da büyük efor sarf ettiği düşünülebilir.

Bu mesai işe yaradı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hareket alanı sağlayacak bir sonuç istihsal ettiler.

Büyükelçiler çağrılarından vaz mı geçti?

Hayır. Çağrılarında bir değişiklik olmadı. Osman Kavala’nın serbest bırakılması talepleri yerinde duruyor.

Sadece çağrılarının Türkiye’nin içişlerine müdahale anlamına gelmediğini beyan ettiler. Viyana sözleşmesinin 41. Maddesine riayet ettiklerini teyit ettiler.

Ne diyor 41. Madde?

Büyükelçilerin, görev yaptıkları ülkenin içişlerine karışamayacağını söylüyor.

Bu bir geri adım mı?

Tam sayılmaz. “Yaptığımız çağrı Türkiye’nin içişlerine karışma anlamına gelmiyor” şeklinde yorumlanmaya müsait.

Biraz sayılır. Hiç açıklama yapmayabilirlerdi. Ne haliniz varsa görün diyebilirlerdi. Demediler. Bir bakıma, sözlerinden dönmeden jest yapmış oldular.

Dolar da durduğuna göre krizin yatıştığını söyleyebiliriz.

Sonuçta taraflar Osman Kavala üzerinden birbirini sınamış oldu.

Şimdi iki taraf da memnun görünüyor.

Aman memnun olsunlar. Krizden iyidir.

Osman Kavala meselesi kapandı mı peki?

Hayır, biraz daha var kapanmasına…

 

KARAR GAZETESİ 27 EKİM 2021 TARİHLİ YAZISININ İKTİBASIDIR.



YAZARLAR