Diyanet´in taahhütnamesi
Tarih: 22.3.2018 18:10:49 / 272okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Başta Sayın Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş ve yardımcıları olmak üzere, ´34. İl Müftüleri istişare toplantısı sonuç bildirgesi´nin hazırlanmasına fikir, dil ve üslûp yönünden katkı sağlayanları, bildirgeye son şeklini verip onaylayan Din İşleri Yüksek Kurulu ve İl Müftüleriyle diğer katılımcıları takdir ve şükranla anmamız gerekiyor.
Çünkü -artık vahim bir hal alan iç ve dış gelişmelerin de etkisiyle- Diyanet´in önemine, yetkinliğine ve sorumluluğuna yakışır derinlikte; ağırbaşlı ama net ve kararlı bir üslûpla yazılmış, teşkilata yeni ufuklar açacak bir bildirgeyle karşılaştık. Bu metinle Diyanet İşleri Başkanlığı ve il teşkilatları, “Konu din ise burada biz varız; hem yasal yönden hem de bilgi ve birikim olarak asıl konuşma ve karar makamı biziz” demiştir. Eminim ki, Diyanet bu sorumlu ve iradeli duruşunu bundan sonra da sürdürecektir; kurumun dinî ve toplumsal hatta uluslararası itibarı buna bağlıdır.
Diyanet, ilk defa bu kadar açık ve kesin bir dille, zamanın ihtiyaçlarına göre geleneksel yorumlardan farklı dinî içtihatlarda bulunulabileceğini ifade etmiştir. Çünkü geleneksel dinî yorumların ürettiği ağır sorunlarla karşı karşıyayız. Bunun nedeni de söz konusu yorumların değişim ve dönüşüme, yani güncellenmeye kapalı olmalarıdır. Bu sürece direnen her anlayış gibi geleneksel din yorumları da –sünnetullah´ın gereği olarak- kendini tüketecektir, tüketmiştir. İslam dünyasında yüz elli yıldır bu gerçeği görenler ve anlatmaya çalışanlar olmuşsa da yenilenme karşıtları ve onların kışkırttığı çevrelerin baskısıyla susturulmuşlardır.
***
Bu bildirgenin, Başkanlıkça kamuoyuna sunulmuş bir taahhütname olduğunu düşünüyorum. Ancak asırların ürünü olan tabandaki klasik zihniyeti dönüştürmek kolay olmayacaktır. Başkanlığın, bütün merkez ve taşra teşkilatında, özellikle Eğitim Merkezlerinden Kur´an Kurslarına ve hizmet içi eğitim kurslarına kadar her kademedeki eğitim faaliyetlerinde bu taahhütnameye uygun bir zihinsel dönüşümün şartlarını oluşturmak suretiyle teşkilatı skolastik eğitimin dar alanından kurtarması gerekecektir.
***
Kanaatimce Başkanlık, hizmet anlayışını da güncellemelidir. Şuradan başlayayım:
En dindarından dine en mesafeli duranlara kadar hepimiz bu ülkenin eşit değerde çocuklarıyız. Bu ülkeyi birlikte savunuyoruz. En azından verdiğimiz vergilerle birbirimizin aşını ekmeğini sağlıyoruz. Dertlerimize birlikte ağlıyor, mutluluklarımıza birlikte seviniyoruz.
Bu birlik ve kaynaşma ruhunu diri tutacak bir din anlayışı geliştirmemiz gerekiyor. Bu ortak ruhu oluşturacak en önemli yapımız ise Diyanet teşkilatıdır. Eğer bu kurum, bu en önemli, en hayatî, dinî bakımdan da en öncelikli görevini yeterince yapamıyorsa, insanların, verdikleri verginin ne işe yaradığını sormaya hakları vardır.
Bir ülkenin bütün kurumları kendilerini yeni şartlara göre güncellerken dinî kurumların hâlâ camileri açık tutmak, ezan okuyup namaz kıldırmak gibi birkaç klasik hizmetle görevlerini yaptıklarını düşünmeleri doğru olamaz.
Diyanet teşkilatımızın cami hizmeti almayan kesimlere karşı da sunabilecekleri değerli hizmetler vardır.
Mesela kurumun bu yöndeki en acil görevlerinden biri, bazı toplum kesimlerinin yasalara uygun hayat tarzları sebebiyle din üzerinden aşağılanmalarına, hakarete maruz kalmalarına engel olacak çalışmalar yapmaktır. Keza Başkanlık, kurumsal saygınlığı, geniş camiası ve toplumla doğrudan iletişimi gibi imkânlarını da kullanarak vergi kaçakçılığı, kul haklarının ihlali, adaletsizlik, işsizlik, yolsuzluk ve usulsüzlük, gelir eşitsizliği, çevrenin tahribi gibi toplumsal sorunları aynı zamanda dinî sorunlar olarak kavramalıdır. Çünkü nerede insana ve insanlığa zararlı bir durum varsa orada din vardır; dinin olduğu yerde Diyanet de olmalıdır. Dolayısıyla Diyanet, hizmetlerini ve kurumsal yapısını bu yönde güncellemelidir.

Anahtar Kelimeler: Diyanet, taahhütnamesi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun

Hz. Muhammed