Divan-ı Lügat-it Türk
Tarih: 19.10.2017 10:39:38 / 185okunma / 0yorum
Ahmet ÖZDEMİR

Türk Dili ve Varlığı´nın en büyük eseri nedir, diye bir soru ile karşılaştığımızda, kuşkusuz aklımıza Divan-ı Lügat-it Türk gelir. Divan-ı Lügat-it Türk, yalnız bir Türk boyunun değil, bütün Türk dillerinin sözlüğü, gramer kitabı olmanın ötesinde bir genel kültür ansiklopedisi niteliğindedir. İşte bunun için paha biçilemeyecek bir değerdedir. Türk Dünyası bu kitabın müellifi Kaşgarlı Mahmut´u saygıyla anmaktadır.
Kaşgarlı Mahmut kadar saygı ile anılacak iki kişi daha var. O da şimdiye kadar ikinci nüshası bulunamamış olan bu yazmayı ele geçiren, Türklük ve bilim dünyasının hizmetine girmesine aracı olan Ali Emirî Efendi ve ona yardım eden Kilisli Rıfat. Ali Emirî Efendi, milli kültürümüzün temel taşlarından birisi ve son yüzyılın bir gönül eridir.
Ali Emirî Efendi hemen her gün Sahaflar Çarşısına uğrar, daha çok Burhan Efendi´nin dükkanında otururdu. Bulduğu yeni bir kitabı alıp evine giderken, Ali Emirî efendi bir kaç lira daha ucuza aldığını sanarak keyiflenirken, Burhan Efendi de bir kaç lira daha indirim yapmaktan kurtulduğu için mutlu olurdu.
Yine bir yaz günü, Burhan Efendi Ali Emirî Efendi´ye yeni bir kitap düştüğünü, sahibinin 30 lira istediğini, bu kitabı Maarif Nazırı Emrullah Efendi´ ye götürdüğünü, O´ nun da "İlmiye Encümeni"ne havale ettiğini, Encümenin ise 10 lira teklif ettiğini, sahibinin otuz lirada direndiğini bildirince de iade ettiklerini söylemişti. Ali Emirî Efendi, otuz liralık kitabı merak ederek görmek istemişti.
Burhan Efendi, kitabın Eski Maliye Nazırı Nazif Paşa´nın yakınlarından yaşlı bir kadına ait olduğunu, Paşanın bu kitabı ona verirken "Bak sana bir kitap veriyorum. İyi sakla. Sıkıldığın zaman kitapçılara götür. Altın para otuz lira eder. Aşağı verme" dediği için otuz liranın kadının kulağına küpe olduğunu, daha aşağı vermediğini aslında 30 liraya alınırsa yaşlı ve yoksul kadına iyilik edilmiş olacağını söylemişti.
Ali Emirî Efendi kitabı alacaktı ama yanında onbeş lirası vardı. Bir başkası görür de alır diye korkuyor, para bulmak için kitapçı dükkanını terk etmek istemiyordu. İmdadına Edebiyat öğretmeni Faik Reşat Bey yetişmişti. Faik bey koşup evinden yirmi lira getirmiş, O da Divan-ı Lügat-it Türk´e sahip olmuştu.
Bu kitabı kimse görmemişti. Ancak Kilisli Rıfat, Katip Çelebi´nin Keşfizunun´unda adından söz edildiğini söylemişti.
Ali Emirî´nin aldığı kitap ağızdan ağza kulaktan kulağa yayılmıştı. Kimseye,göstermiyordu. Diyarbakır mebuslarının ricalarına rağmen Ziya Gökalp´ e bile göstermemişti.
Yalnız Kilisli Rıfat´ a güveniyordu. Ondan bağı çözüldüğü için formaları dağılan ve yaprakları karışan kitabın düzenlenmesini istemişti.
Sonunda Ziya Gökalp, Talat Paşa ve Adliye Nazın İbrahim Efendi´nin ısrarları ile yayınlatılmasına razı olmuştu. Bir şartı vardı. O da Kilisli Rıfat´ın matbaada dizgisi, tertibi ve tashihi sırasında hazır olması, orijinalinin Rıfat´tan başkalarının eline geçmemesiydi.
Bütün şartları kabul edilmiş ve Matbaaya emir verilmiş, tecrübeli dört mürettip görevlendirilmişti. Böylece üç yüz adet üç cilt olarak yayınlanmıştı.
Talat Paşa, önce Ali Emirî Efendiye arzu ettiği bir görevi teklif etmiş, kabul etmeyince bu defa "Zatıalinize küçük bir mükafat olarak üç yüz lira gönderdim. Lütfen kabul buyurun.." diye bir mektup yazmıştı. Ali Emirî Efendi´nin verdiği karşılık şöyleydi.
"Lûtfunuza ve kadirşinaslığınıza teşekkür ederim. Fakat parayı kabul edemem. Çünkü aksi halde vatanî, millî bir küçük hizmet karışlığında para almış olacağım.
Bu ise vicdanıma ağır gelecek bir olaydır. Bundan dolayı size teşekkürlerimle birlikte parayı iade ediyorum. Bu parayı yardıma muhtaç olan bir kaç aileye dağıtırsanız ben size müteşekkir kalacağım gibi, Cenab-ı Hak da memnun olur. Bu sadakanın adı Divan-ı Lugat-it Türk sadakası olsun..."
Ali Emirî Efendi ömrünün son yıllarını kitaplarını bağışladığı Fatih´teki Millet Kütüphanesinin kapıdan girilince sağdaki büyük odasında geçirmiş, etrafına topladığı gençleri aydınlatmış, onların gösterdiği saygıdan mutlu olmuştu.
Fransızlar kitapları için otuz bin İngiliz lirası teklif etmişler, ayrıca adına Paris´te büyük bir kütüphane kurmayı, kendisine aşçılı, hizmetçili bir hayat vaat etmişlerdi. Ancak bu teklifi getirenlere verdiği cevap şöyleydi:
"Ben bu kitapları, devletimin verdiği maaşla topladım; öldüğüm zaman milletime kalması için!
Bir daha böyle bir teklifle gelirseniz sizi buradan kovarım!"

Anahtar Kelimeler: Divan, Lügat, Türk
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU VATAN KİMİN? (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
Sevgi ile yarış olmalı sevgi (13 Şubat 2018 - Salı)
Kızıldan beyaza Aksultan Abdülhamit (06 Şubat 2018 - Salı)
Şark bülbülü (04 Şubat 2018 - Pazar)
Nazım Hikmet ve Bekir Sıtkı (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
Emrah Sivas´ta (28 Ocak 2018 - Pazar)
Kış şarkıları (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Avcılık ve Şarkışlalı Serdari (23 Ocak 2018 - Salı)
Tel helva, arabaşı ve konuk (21 Ocak 2018 - Pazar)
Mehmet Emin Yurdakul (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şiir şiirdir. başka söze ne hacet... (15 Ocak 2018 - Pazartesi)
Çalışan gazeteciler bayramı (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
Yardım eyle bozatlı hızır (05 Ocak 2018 - Cuma)
Noel Baba mı Ülgen Baba mı? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bulutlar ağlamasa yeşillik nasıl güler (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Kış Türküleri (26 Aralık 2017 - Salı)
İnternet medyasının resmi ilan alması hayal (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
Yerel medya ve sorunları (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Garbın ilim ve sanatı (19 Aralık 2017 - Salı)
Zaralı Halil (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
Gazetecilik eğitimi ve istihdam (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Bu da Karadenizli Fitnat Hanım (03 Aralık 2017 - Pazar)
Fitnat Hanım fıkraları (01 Aralık 2017 - Cuma)
Fitnat Hanım (28 Kasım 2017 - Salı)
Yörük ve çadır (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
Bir acı kahve (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Faruk Nafiz´in sanatı (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
Atatürk´ü Anlayabilmek (10 Kasım 2017 - Cuma)
Mualla Orhon (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
Ahmet Kutsi Tecer (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gazetecilik ve kültür (15 Ekim 2017 - Pazar)
Fasık kime denir? (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler?

Mevlana
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
BEYAZ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Varlığımıza musallat olanlar
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
AÇIK KONUŞUN, SEÇİK DÜŞSÜN
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Bir Robinho Vardı Keyif Veren
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
SİVAS İLİ VE İLÇELERİNDEKİ TÜRK DEVRİ HAMAMLARI
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
AZERBAYCAN TÜRKÜ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ 2
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru – Bir Çöküş!
Ergün Diler
Ergün Diler
Anlayacaklar!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
´Yıldız´ parladı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
YATAY SOYAĞACI
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Soyumuzu Bulduk mu?
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Nasıl bir çağda yaşıyoruz?
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
KAR YAĞMIYOR YAĞMIYOR
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MEB YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ TASLAĞI 2018(2)
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Şîrâz…
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
ŞEHİRDE İMECE
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kürtler, PKK ve Afrin
Salih Tuna
Salih Tuna
Mustafa Kemal´in şu yoldaşına bak sen
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
YETENEK HARİTASI
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
Türkülerimizi Unutulmaktan Kurtaran Kahraman Muzaffer Sarısözen (1899- 1963)
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
İbrahim KAYA
İbrahim KAYA
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Bir zata mektup
Tarık Sezai Karatepe
Tarık Sezai Karatepe
Roboski: Acının Tarifi Yok!
AKİF EMRE
AKİF EMRE
İran toplumunun gelecek tahayyülatı
İlhan Yüksel
İlhan Yüksel
SİZ HANGİSİNİ İSTİYORSUNUZ.?
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Her gün KARA!..