‘Dindarlar´ın dilleri ne kadar dindar?
Tarih: 3.11.2018 00:00:01 / 446okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

İnsanı diğer varlıklardan ayıran üç ontolojik özelliği var:
1. Düşünme/inanma,
2. Konuşma/yazma,
3. Uygulama/amel. Bu üç özelliğini dinin, ahlakın ve hukukun ölçü ve ilkelerine göre iyi ve doğru kullananlar, Kur´ân-ı Kerîm´in tabiriyle “ahsen-i takvîm” (en güzel, en üstün insanî formasyon) kalitesine doğru yükselirler; yanlış ve kötü kullananlarsa “esfel-i sâfilîn” (aşağıların aşağısı) seviyesizliğine doğru düşerler. Bu tanımlar bizzat Kur´an´a ait olduğuna göre, bu ölçülere öncelikle dindar kesimlerin uymaları beklenir.
Oysa bu kesimden bazı yazarlar, konuşanlar bugünlerde yine dövüş meydanına çıktılar.
Dinî ve ahlâkî görevleri kavgaları yatıştırmak olan ilim ve fikir adamlarının, kavganın içine atlamalarını dindarlıkla nasıl izah edeceğiz?
Doğrudur; ihtilaf rahmettir, Hz. Peygamber öyle buyurmuşlardır. Ama hangi ihtilaf?
İhtilaf doğrunun ve iyinin ne olduğu üzerine ise; insana ve insanlığa hayır, huzur ve bereket getiriyorsa rahmettir; nefis, gurup, cemaat hesaplarından kaynaklanıyorsa; bireye ve topluma şer, fitne ve huzursuzluk getiriyorsa ihtilaf zahmettir, sıkıntıdır; hem Kur´an ve Peygamber hem de insanın aklı ve tecrübesi böyle diyor.
***
Saldırgan dili kimler kullanır? Sadece haklılıklarını doğru, âdil ve meşru gerçeklerle kanıtlayamayanlar kabalıktan, şiddetten ve hakaretten medet umarlar. Ama birinin kullandığı dilin sert ve kırıcı olması onun haklılığına en küçük bir işaret olamaz.
Aksine bunun başlıca üç türlü yıkıcı zararı olur:
Birincisi: Şiddet hiçbir kanıt değeri taşımadığı için karşı tarafta bir mağduriyet duygusu oluşturur ve onun -belki de yanlış olan- görüş ve inancını daha da katılaştırır.
İkincisi: Kırıcı dil genellikle gönül yıkar, insanların ruh ve duygu dünyaları arasında uçurumlar, nefret kampları oluşturur.
Üçüncüsü: Toplumsal fitnelere, kitlesel çatışmalara yol açar.
Bugünkü İslâm dünyasına bakıldığında bu üç sonucun üçünün de yaşandığını, bunların siyasal ve ekonomik alanlardan uluslararası ilişkilere kadar, giderek genişleyen vahim sorunlar ürettiğini görmekte, kendi ülkemizde de yaşamaktayız.
Şunu unutmayalım: Din rahmettir; ama aynı zamanda bir güçtür. Çünkü kutsaldır ve kutsal sorgulanamaz bir güçtür. Her türlü güç sorumlu kullanmayı gerektirir; bu bir ahlak yasasıdır. Eğer bu güç din ise onunla ilgili konuşanlar, yazanlar akıllarına estiği gibi konuşamaz, yazamazlar; bunun aksi, “din” ve “dindar” kavramlarıyla çelişir.
***
Hakaret ve şiddet dili kışkırtıcı bir dildir. Ne yazık ki insanlarımız genellikle kör itaat kültürüyle eğitiliyorlar. Din adına konuşan, yazan biri ayrıştırıcı ve kışkırtıcı bir dil kullanıp, “karşı taraf”a ağzına geleni sayıp dökünce, bunun mutlaka toplumsal bir geri dönüşü oluyor. Sosyal medya ortada.
Bir siyasi lider yumruklu, mermili konuşursa, itaat kültürüyle yetişmiş olan arkasındakiler neler yapmaz! Bir akademisyen -bazen kurum ve kişilerin isimlerini de zikrederek- olmadık suçlamalarla hakaretler yağdırırsa, onun ağzına bakarak tutum geliştirenler neler yapmaz! Bunu neden yapıyoruz? İnsan gibi konuşup yazmanın ne kötülüğünü gördük?
Özellikle din ve siyaset alanlarında şiddet dilini kullananlar şunun farkında değiller:
Yeni dünyada sadece on binlerce yıllık atla eşekle yolculuk alışkanlıklarımız bitmedi. Yeni dünyada haklılığımızı hakaret diliyle kanıtlama alışkanlıklarımız da bitti. Bütün Avrupa toplumlarına, hatta Rus´undan, Japon´una, Brezilyalısına kadar ortalama Asya ve Amerika toplumlarına bakınız. Buralarda ne din ne de siyaset üzerinden şiddetin bir yöntem olarak kullanıldığını göremezsiniz. Bizde de şiddetçilerin geleceği yoktur elbette. Ama benim korkum, onlarla birlikte -sözüm ona savundukları- aziz dinin de zarar görmesidir.

Anahtar Kelimeler: Dindarlar, dilleri, kadar, dindar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sahi biz nereye gidiyoruz?! (07 Mart 2019 - Perşembe)
‘Özlenen geçmiş´ (21 Şubat 2019 - Perşembe)
Neden AHLAK? (15 Şubat 2019 - Cuma)
‘Değişim´ deyince… (11 Şubat 2019 - Pazartesi)
Değişim ve Muhafazakârlık (01 Şubat 2019 - Cuma)
Sosyal medyayı temizlemek için… (25 Ocak 2019 - Cuma)
Bir çevirinin düşündürdükleri (04 Ocak 2019 - Cuma)
Mazoşizme varan müsamahasızlık (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ahlak merkezli dindarlıktan nerelere? (04 Aralık 2018 - Salı)
Gençler! Siz büyüklerinize bakmayın! (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
Ehl-i Sünnet tek tip midir? (16 Kasım 2018 - Cuma)
‘Vahiy ve peygamberlik´ (25 Ekim 2018 - Perşembe)
Kur´an´ı okumak, hissetmek, anlamak (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
İnsan olmak / İnsan kalmak (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
İnsan olmak / İnsan kalmak (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Müslüman insan´ ne idi ne oldu (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
SAYFA EDİTÖRÜ

 

booked.net
Güleryüzlü olmayan bir kişi, dükkan açmamalıdır.

Konfüçyus
Orman yangınları yokuş yukarı daha hızlı yayılır.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59