Dinî bilgi ve Diyanet
Tarih: 21.6.2018 14:53:29 / 90okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Kuşkusuz bir toplumun geleceğini şekillendiren temel yapılar, doğrudan veya dolaylı yollarla eğitim ve öğretim hizmeti veren resmî - sivil oluşumlar, kurumlarıdır. İnsanlık tecrübesi gösteriyor ki, bu yapılar ve onların mensupları ne kadar özgür ve bağımsız olmuşlarsa o kadar rahat bir ortamda, o kadar zengin, çeşitli fikir ve bilgiler üretmişler; sonuçta uygulayıcılar ve genel olarak toplumlar da o oranda doğru bilgi ve düşünceye ulaşma ve uygulama imkânını elde etmişlerdir. Müslümanların tarihine bakarsak, özgür bilgi ve düşünce üretme ortamıyla gelişme ve yükselme arasında bir paralellik olduğunu görürüz.
Günümüz Müslüman toplumlarının dinî alandaki bilgi ve düşünce sığlığı ile geri kalmışlığı arasında da net bir paralellik vardır. Diyebilirim ki, İslâmî düşünce ve ilimler tarihinin hiçbir döneminde, bu alanların mensupları özellikle son 60-70 yılda olduğu kadar tek tip ve şablon bir bilgi ve düşünce atmosferi içine sıkışmamışlardır.
**
Müslüman toplumlarda egemen kesimler diğerlerini ötekileştirmekte, böylece farklı ve yeni bilgi ve düşüncelerin üretilme imkânını yok etmektedirler. Bunun sonucunda ortaya çıkan bilgi ve düşünce kısırlığının kaçınılmaz kıldığı topyekûn geri kalmışlığın sebepleri ise genellikle “dış düşmanlar”a bağlanmaktadır. Müftülüğüm sırasında, Pakistan´da yasaların parlamentodan geçtikten sonra Şeriata uygunluğunu onaylayan kurumun üyeleri ziyaretime gelmişlerdi. “Pakistan´da Müslümanlar birbirinin camilerini bombalıyor. Bu neden böyle?” diye sorduğumda gayet emin ve rahat bir şekilde “Dış düşmanlar yaptırıyor” tarzında bir cevap vermişlerdi. Böyle bir zihniyet ortamında toplum kesimleri de entelektüel olarak gelişemedikleri, sorunları analiz edip gerçek nedenleri ve çözümleri bulma yeteneğine sahip olamadıkları için bilgi ve aklın yerine duygularını koymakta, “dış düşmanlar” açıklamasını da kolaylıkla kabul etmektedirler.
“Dış karanlık güçler”in varlığından hep bahsedilir. Bu sadece bizimle ve bu zamanla ilgili bir sorun olmayıp bir insanlık realitesidir. Ancak kanaatimce bu sorunu yanlışlarımızın mazereti ve sorumluluktan kurtulmanın malzemesi olarak kullanmak, böyle oluşumların varlığından daha yıkıcı bir tehlikedir. Bunun yerine, kendimize bakıp, nerelerde ne tür yanlışlıklar yaptığımızı düşünmemiz ve onları düzeltmemiz, gelişmenin şartlarını oluşturmada bireyler ve toplum kesimleri olarak üzerimize düşeni yapmamız gerekmez mi? Kur´an-ı Kerîm´de yapılacak iyi işlerin önceki kötülükleri, yanlışları telafi edeceği belirtilirken –Allahu a‘lem- bu hakikate dikkat çekilmektedir.
***
Türkiye örneğinde düşünecek olursak, bahsettiğimiz tarzda zengin, çeşitli, dönüştürücü dinî bilgi, düşünce ve yorum kabiliyetini geliştirecek olan asıl kurumlar çeşitli isimler altında “yüksek din öğretimi” veren fakültelerdir. Ancak bugün sayısı 100´ü aşan bu fakültelerin kurumsal olarak böyle bir işlev gördüğünün en küçük bir işaretine dahi şahit olamıyoruz.
Buna karşılık, Türkiye´nin özgün bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı, teşkilat olarak toplumun ve uygulamanın içinde bulunduğu, bu açıdan geniş bir birikime sahip olduğu için, en azından topluma sağlıklı, kapsamlı ve uygulanabilir dinî bilgi kazandırabilmekte; sağlam bilgi ve yoruma dayalı dindarlığın geliştirilmesi için çaba harcamaktadır. Bütün İslam ülkeleri arasında Türkiye´yi olumlu anlamda farklı kılan sebepler arasında Diyanet´in önemli bir payının olduğunu söyleyebilirim.
Bir kamu kurumu olan Diyanet´in, dinin içerdiği zihni, kalbi ve hayatı zenginleştirici potansiyeli harekete geçirip kullanma noktasında toplumun tamamına vereceği çok büyük katkılar olmalıdır. Çünkü –eski kaynaklarımızda ifade edildiği gibi- din sonuçta insan için vardır; var oluş amacı da insanlığın dünya ve ahiret hayatını mutlu ve huzurlu kılmaktır. Ülkemizde kurumsal düzeyde bu hizmeti sağlayacak olan da bütün mensupları ve imkânlarıyla Diyanet´tir.

Anahtar Kelimeler: bilgi, Diyanet
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Gülen nar, bağı bahceyi de güldürür;