‘Din´ anlayışımız üzerine
Tarih: 23.5.2017 13:33:11 / 290okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

İslâm dünyasının, çağın değişim sürecinden koptuğu zamandan beri din-dünya, din-insan ilişkileri gibi konularda bir zihin karışıklığı yaşadığını, bunun da köklü sorunlar ürettiğini düşünüyor, bunların birkaçını şöyle arzetmek istiyorum:

1. Bu sorunlardan belki de en yıkıcı olanı, din üzerinden üretilen zihinsel ve toplumsal ayrışmadır. Müslüman ülkelerde İslâm adına konuşanların etkili bir bölümü, kendi dünyalarının dışında gördükleri aydın kesimlerini kıyasıya eleştirirken -zımnî olarak- kendilerini ya kusursuz ve yanılmaz bulmuşlar veya “düşmana fırsat vermeyelim” anlayışıyla kendi kusurlarını örtmüşler; bu da hatalarının fâsit dairesi içinde dolaşıp durmalarına yol açmıştır. Aynı tutumu Batıcı-modernist denilen kesim de dindarlara karşı sergilemiştir. Her iki tutumun da hem genel ahlâk ilkeleriyle hem de İslâm ahlâkıyla çeliştiği açıktır.

***

2. Müslüman ülkelerde ilimakıltefekkür gibi konulara dair pek çok âyet ve hadis din adamlarının, ilâhiyatçılar ve başka dindar çevrelerin dillerinden düşmese de pratikte çağdaş kavramlar telaffuz edildiğinde, ‘dinî´ duyarlılığın peşin bir ret pozisyonu aldığı gözlenir. Herhalde İslâm dünyası yakın tarihte yaşadığı ve halen yaşamakta olduğu ekonomik, sosyal, siyasal alanlardaki başarısızlıkları nedeniyle, içinde bulunduğu çağı kendisine düşman gibi algılamakta; bilhassa karşısında yenik düşündüğü Batı dünyasından gelen birçok fikre duygusal tepkiler vermekte; rasyonel ve adaletli bir bakış geliştirme hususunda sıkıntı çekmektedir.

Bu tepkisel davranışın, kendi dışımızda ortaya atılan her fikrin, her eleştiri ve önerinin arkasında mutlaka bize karşı bir komplo niyeti bulunduğu şeklindeki bir paranoyanın ürünü olduğu düşünülebilir. İslâm toplumları içinde kendi dinî, tarihî ve kültürel değerlerine yabancılaşmış aydınların türemesinde sözünü ettiğim ‘İslâmî´ reaksiyonerliğin de etkisi olmalıdır. Benzer tespitin tersinden de doğru olduğunu düşünüyorum. Sonuçta İslâm toplumlarında, -ama dünyada neredeyse sadece İslâm toplumlarında- ‘modernist seküler” ve ‘muhafazakâr dindar´ denilen iki keskin taraf ve ikisi arasında derin bir çatlak oluşmuştur.

Elbette bu sonucun doğmasında ‘muhafazakâr-dindar´ların dışından kaynaklanan birçok sebep de var. Yine de ben şöyle düşünülmesinden yanayım: “Başkasının yanlışını düzeltmek çoğunlukla benim elimde olmuyor; fakat kendi yanlışlarımı düzeltmek benim elimdedir. Öyleyse ben öncelikle kendi hatalarımı görmek ve düzeltmekten sorumluyum.”

***

3. Kanaatimce İslâm dünyasında kendilerini dinin sözcüsü gibi gören söz ve kalem sahiplerinin çoğu, mahiyeti itibariyle dinî veya dünyevî olduğuna bakmaksızın her meseleye dinden bir cevap bulmayı zorunluluk olarak algılıyor. Her yeni durum karşısında bunun İslâm´da bir açıklamasının, hükmünün bulunması gerektiğini düşünmek İslâm ülkelerinde adeta bir refleks haline gelmiştir. Fakat –doğaldır ki- uygun bir açıklama bulunamayınca ya kişinin kendi görüşünü dinin hükmü gibi gösteren bir yorumla işin içinden çıkılmakta ya da dinde yeri olmadığı gerekçesiyle yeni olan reddedilmektedir.

Böylece kendi Peygamberinin dilinden “kolaylık dini” olarak nitelenen İslâmiyet, İncil´de Hıristiyanlık için kullanılan deyimle “dar kapı” haline getirilmekte ve -kaçınılmaz olarak- insanımızın hayrına olabilecek birçok iyi şeyler de bu kapıdan sığmayınca dışarıda bırakılmaktadır. Sonuçta siz demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, eşitlik, hukukun üstünlüğü gibi kavramları, doğrudan olmasa bile, getirdiğiniz yorumlarla “dar kapı”nın dışında bırakırsanız, bunlara ihtiyacı olan, onları iyi ve yararlı gören insanlar bu tutumunuzdan hoşnutsuzluk ve kaygı duyar; eğer varsa, kötü niyetliler de bu hoşnutsuzluğu sizin aleyhinizde kullanır. Müfessirlerin açıklamasına göre “Ey Rabbimiz, bizi zalimlere fitne yapma!” mealindeki âyet tam da böyle bir sonucun doğmasına sebep olmamaları yönünde Müslümanları uyarmaktadır.

Anahtar Kelimeler: anlayışımız, üzerine
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kadınları okutunuz, kadını okutmayan millet yükselemez?

Hacı Bektaşı Veli