Dilde Birlik
Tarih: 31.10.2017 17:44:16 / 447okunma / 0yorum
İbrahim KAYA

 2017 yılı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan´ın yüksek himayelerinde 15 Mart 2017 tarihi itibariyle Türk Dili Yılı olarak ilan edildi. Bu kapsamda Türk Dil Kurumu ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun öncülüğünde “Dilimiz Kimliğimizdir” üst başlığı altında pek çok etkinlik planlandı ve uygulanıyor. Bunlar geleceğin inşası sürecinde var olan ümitlerimizi daha da artırıyor. Ülkemiz ve milletimiz adına çok seviniyoruz.

Milletlerin ve dolayısıyla devletlerin varlıklarını etkin bir şekilde sürdürebilmeleri için dil çok mühim bir vazifeyi ifa etmektedir. Zira bir toplumda dil önemini yitirirse o devlet de dünya üzerindeki değerini kaybetmektedir. Dil bir bekâ meselesidir ve göz ardı edilmesi olumsuz neticeleri beraberinde getirir. Dil ekmek gibi su gibi bir şeydir bir yerde. Dil mevzuunun ehemmiyetine dikkat çekmek gayesiyle anlatılan aşağıdaki hadise oldukça manidardır.

 “Konfüçyüs´e sormuşlar:

 - Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?

 Büyük filozof şöyle cevap vermiş:

- Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.

Dinleyenlerin hayret dolu bakışları karşısında sözlerini sürdürmüş:

- Dil düzensiz olursa sözler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa âdetler ve kültür bozulur. Âdetler ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

 Anlaşılacağı üzere dil, milletleri millet yapan esasların en başında gelir. Milleti meydana getiren fertlerin dillerine sahip çıkmaları, o toplumdaki bağların ne kadar kuvvetli olduğunun en büyük göstergesidir. Geçmişten geleceğe umutlu gözlerle bakabilmek için her şeyden önce dile gereken önem verilmeli ve dil, yabancı kültürlerin esaretinden kurtarılmalıdır.

       Dil, “İnsanların duyup düşündüklerini anlatmalarını, birbirleriyle anlaşmalarını sağlayan anlamlı ses işaretleri bütünü” şeklinde tanımlanır. Ayrıca; “ Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araçtır. Dil, ulusun kültür ve uygarlık seviyesi ile yakından ilgilidir. Dil, ulusun ortak malıdır. Dil, sosyal bir kurumdur. Dil, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli anlaşmalar sistemidir. Dil, kendine özgü kuralları olan ve gelişen canlı bir varlıktır.”gibi ifadelerle bu tanımı, dilin toplum hayatındaki görevlerini ve ortak niteliklerini genişletmek tabii ki mümkündür.

       Dil bu kadar önemliyken ve toplumun geleceğinde pek çok etkiye sahipken acaba bizler, dilimizi ne kadar tanıyoruz, biliyoruz ve dilimize ne kadar sahip çıkıyoruz. Güzel Türkçemizin; Çince, Hintçe, İngilizce, İspanyolca ile birlikte dünyada en çok konuşulan beş dilden biri olduğunu biliyor muyuz acaba? Yine Türkçemizin; Çince, Hintçe, Arapça ve Farsça ile birlikte dünyanın en eski ilk beş yazı dili arasında da yer aldığının farkında mıyız?

 Türkçemizin konuşulduğu yerlerin yüzölçümünün yaklaşık 11. 000.000 km2 olduğu bir şeyler ifade ediyor mu bize?  Türkçemizin konuşulduğu yerlerin, doğuda Moğolistan ve Çin içlerinden, batıda Sırbistan´a;  kuzeyde Sibirya´dan, güneyde Irak´a, Lübnan sınırlarına ve Kıbrıs içlerine kadar uzanması bize ne anlatıyor?

 Bir dili konuşmak, korumak, yaşatmak için o dilin geçmişini de mutlak surette bilmek gerekiyor. Çünkü dilin değeri ancak o zaman anlaşılır. Güzel Türkçemizin geçmişi,  konuşma dili olarak çok eski tarihlere uzanmakla beraber yazı dili olarak elimizde bulunan en eski yazılı belgesi 8.yy´da Göktürklerden kalma Göktürk Kitabeleri diğer adıyla Orhun Abideleri´dir.

Güzel Türkçemizin önemini anlayanlar onu koruma gayesini her zaman taşımışlardır. Karamanoğlu Mehmet Bey´in, 15 Mayıs 1277´de Konya´da yayımladığı; “Şimden gerü divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” fermanı bunun en önemlilerinden bir tanesidir. Yunus Emreler, Karacaoğlanlar, Ali Şir Nevayiler, Kaşgarlı Mahmutlar Türkçenin güzelliğini keşfedip, o güzellik ile seslenmişlerdir o tarihlerden günümüz insanlarına. “Dilde, fikirde, işte birlik.” şeklinde güzel bir amaç belirleyen İsmail Gaspıralı, “Kamus namustur.” diyen Cemil Meriç,

“Güzel dil, Türkçe bize,

Başka dil, gece bize.

 İstanbul konuşması,

En saf, en ince bize.” diye haykıran Ziya Gökalp,

“Bu dil ile tanımışam,

Hem sevinci hem de gamı.

Bu dil ile yaratmışam,

 Her şi´rimi, her nağmemi.” şeklinde duygularını anlatan Bahtiyar Vahapzade,

“Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa bana,

Ben de o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime,

Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,

Bağlıdır çünkü dilim gönlüme, gönlüm dilime.” diye seslenen Faruk Nafiz Çamlıbel, “Türkçenin Sırları´nı” anlatan Nihat Sami Banarlı, “Türkçe Off” diyen Oktay Sinanoğlu, her fırsatta “Sözün Doğrusu´nu” ortaya koyan Yavuz Bülent Bâkiler ve “Bizimki Türkçe Sevdası” diyen Ekrem Erdem  aynı güzelliği fark edenlerin sadece birkaç tanesidir.

Ülkemizde dile değer veren ve güzel konuşan yazar, televizyoncu ve sanatçıların bulunması, dilin önemini anlatan pek çok kitap yazılması ve programlar yapılması, Türk Dil Kurumunun nitelikli çalışmaları,  geçmişte Karaman Belediyesi´nin iş yerlerine Türkçe isim koyma zorunluluğu getirmesi ve Myshowland adlı gösteri merkezinin ismini İstanbul Gösteri ve Kültür Merkezi şeklinde değiştirmesi gibi gelişmeler bile insanın içini rahatlatan bazı güzellikler…

Bu tür güzellikleri artırıp, güzel Türkçemizi korumamız gerekirken; çevremizde bilinçsiz insanların, televizyon kanallarının, gazetelerin dilimizi hor kullanmasına çok üzülüyoruz tabii ki… Show, Flash, Star, Prestige, Caprice, Reina, Show Room, Stil, Moonligt, Cepshop, Fitnes Centre, Blue Beache, Restaurant, Wcd Player, Leptop, Myhouse,  Hospital, Club, Reyting, Fast Food vb. ifadeleri bize ne kadar da uzak değil mi? “Burası Türkiye mi?” dedirtiyor insana!

 Bu tür ifadeler toplum içine davetsiz bir şekilde yerleşmiş, kabul görmüş, ama Türkçeyle uzaktan yakından ilgisi olmayan kelimeler. Acaba bunlar ne ifade ediyor. Teslimiyet mi? Nemelazımcılık mı? Kültür emperyalizmi mi? Değerlerden soyutlanma mı? Cevabı her ne olursa olsun hiç de hoş olmayan bir durum bu.

  Her ne kadar bu türden olumsuzluklar olsa da güzelliklerle teselli bulup, geleceğe umutlu bir şekilde bakmak ve bu hoş olmayan durumları ortadan kaldırmak yine bizim elimizde, bizim dilimizdedir.

   Bu hususta; “İnsan ruhunun en saf ve engin yaratışlarından biri olan Türkçemiz, 1300 yıllık bir yazı dili olarak ileri medeniyetlerin taşıyıcısı olmuştur. Bize düşen, onu bu yolda savaşacak genç kuşaklara daha iyi tanıtmaya ve daha çok sevdirmeye çalışmaktır.” diyen Tahsin Banguoğlu yapmamız gerekeni ne güzel ifade etmektedir.

  2017 Türk Dili Yılı´nın güzel Türkçemiz adına olumlu gelişmelere vesile olacağı ümidini kalbimizde her daim taptaze taşısak da çok fazla gündemde kalmadığına ve etkinliklerin yetersiz olduğuna üzülerek şahit oluyoruz. Bu münasebetle herkes bu anlamlı zaman diliminde ve sonrasında üzerine düşen vazifeyi hassasiyetle yerine getirmeli ve dilimize hak ettiği değeri en iyi şekilde vermelidir. Zira “Dilimiz Kimliğimizdir.”

Anahtar Kelimeler: Dilde, Birlik
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Kudüs İslam´ındır! (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Okumuyoruz! (07 Eylül 2017 - Perşembe)
15 Temmuz Ruhu (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Ramazan Yazıları-VI (27 Haziran 2017 - Salı)
Ramazan Yazıları-V (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-IV (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Ramazan Yazıları-III (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-II (31 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Ramazan Yazıları-I (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Dün, Bugün ve Yarın… (12 Nisan 2017 - Çarşamba)
Öyle mi? (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
Ne Mutlu (14 Şubat 2017 - Salı)
Ey Halep! (03 Ocak 2017 - Salı)
Ah Halep! (29 Aralık 2016 - Perşembe)
Başaramayacaksınız! (20 Aralık 2016 - Salı)
Köy Okulları (11 Kasım 2016 - Cuma)
Eğitimde Okul-Aile İşbirliği (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Vatan Evladı yahut Vatan Haini Olmak! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Kahraman Millet (23 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Sivas´a Doğru (15 Temmuz 2016 - Cuma)
Hesap Günü (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
Gazze´nin Kınalı Kuzuları (11 Mayıs 2016 - Çarşamba)
Hz. Peygamber (sav) ve Gençlik (22 Nisan 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-IV (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
Edebiyat Notları-III (12 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-II (05 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-I (29 Ocak 2016 - Cuma)
Başka Türkiye Yok (30 Ekim 2015 - Cuma)
Kurban Nedir? (22 Eylül 2015 - Salı)
Lanet Olsun Hainlere… (15 Eylül 2015 - Salı)
Muhsin Kaya ve Sivaslılar Vakfı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Boş Dünya… (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
Birlik Olmak (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
Memleketimiz Özümüzdür (29 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Bayram O Bayram Ola (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Zulüm Asla Payidar Olamaz (14 Temmuz 2015 - Salı)
Herkes İçin Ramazan (07 Temmuz 2015 - Salı)
Ramazan Oyun ve Eğlence Ayı Değildir (03 Temmuz 2015 - Cuma)
Köy ve Şehir Ramazanları (01 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Ramazan-ı Şerif ve Oruç Üzerine (23 Haziran 2015 - Salı)
Köyümüze Ramazan Gelince (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
İnanarak Yaşamak (09 Haziran 2015 - Salı)
Köylerimiz (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Sivas Kitapları (26 Mayıs 2015 - Salı)
Sivas Benim Memleketim (19 Mayıs 2015 - Salı)
Okumuyoruz (12 Mayıs 2015 - Salı)
Şehirlerin Sultanı Sivas (05 Mayıs 2015 - Salı)
Şu Talebelik Zor İş! (28 Nisan 2015 - Salı)
Birlikte Yaşama Ahlakı (21 Nisan 2015 - Salı)
Kutlu Peygamber (14 Nisan 2015 - Salı)
Hayatı Ertelemeden Yaşamak (31 Mart 2015 - Salı)
Baharla Birlikte Gelen (25 Mart 2015 - Çarşamba)
Çanakkale... Çanakkale... (17 Mart 2015 - Salı)
Eğitim Üzerine (03 Mart 2015 - Salı)
Baharı Beklerken (23 Şubat 2015 - Pazartesi)
Bismillah! (17 Şubat 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Affetmek, zaferin zekâtıdır.

Hz. Muhammed
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlmihâlsiz Müslümanlık, çıkmaz sokaktır!
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
TÜRK ELLERİNDEN BİR KAÇ SES
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Enflasyon ile top yekun mücadele
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Cinayette fotoğrafın tamamını kaçırmayın
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Medine´de son Cuma (2)
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Müslümanların 24 ölümcül hatâsı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
DEVLET A.Ş. YAHUT ÜST KURULLAR
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Kitap kurtları
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Siyaset ile insaniyet arasında
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Yakışıklı ceset
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
İnsan olmak / İnsan kalmak
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Kaşıkçı suikasti: Böyle bir şey olamaz!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Suçlu ürünler listesi
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
HOMO DÜT DÜTÜS*
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Kaleci ve Savunma Hataları
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Zincir
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
ÇOCUĞU NE OKUTUR?
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ