Ömer KIZILÖZ


DEĞER VE YANILSAMA

DEĞER VE YANILSAMA


DEĞER VE YANILSAMA


Dünyaya çıplak geldik ve çıplak gidiyoruz. Bu olgu aslında bize hayatta en önemli, en değerli olan şeylerin ne olduğu konusunda ipuçları veriyor. Doğum ve ölüm; bu ikisi arasında sahiplendiğimiz o kadar çok elbiseler var ki.
Küçüklükten itibaren zihinlerimizin içerisinde oluşturulan yan-lış değerlendirmeler ve kıyaslamalar; hayatı ve insanları hatta kendimizi, doğru olmayan bir bakış açısıyla yorumlamamıza ve algılamamıza sebep oluyor.

Kişi sosyal ilişkilerinde ve her türlü iletişim kanalında mesleğini, statüsünü, maddi varlığını ve çeşitli diğer kazanımlarını ön planda tutmaya çalıştığında; iletişim sorunları, kişisel, ailesel ve toplumsal ay-
rılıklar, kopukluklar ortaya çıkıyor.
Şahsiyetlerin önüne konulan ve değer kabul edilen bu kazanımlar nedeniyle; doğal olarak samimi birliktelikler ve karşılıklı güven oluşmuyor.

Bu durumlara örnek olarak etrafımızda kendilerini işinden, mesleğinden, itibar addettiği, sahibi olduğu çeşitli kazanımlardan soyutlayamayan; kendini tanıtırken ya da sohbet ederken ben emekli öğretmen, emekli doktor, emekli profesör, halkla ilişkiler uzmanı vb. diyerek sözünü devam ettiren, aslında bak ben bu unvanda, bu kazanımda
bir kişiyim, benimle konuşurken buna göre konuş, buna göre davran niyetiyle hareket eden (Bu şekilde düşünmeyen ve davranmayan değerli insanlarımız da var ve ben onları tenzih ediyorum) ya da “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sözü ile başlayan, aslında bu ifadesi ile
gücün ve kuvvetin kendisinde olmadığını itiraf eden insanları görmüş
ya da bizzat tanımışızdır.
Bunlara verilecek en güzel cevap: Evet senin, seninle beraber benim; kim olduğumuzu iyi biliyorum: Biz bir ölümlüyüz.

Ayşe, Ali, Fatma, Eymen, Ahsen, Erdem…
Sen mesleğin değilsin,
Sen şu an üzerinde taşıdığın, mevkiin, makamın değilsin,
Sen zenginliğin ya da fakirliğin de değilsin.
Hatta ve hatta şu ana kadar yaşamış olduğun acı diye nitelendirdiğin acılarının, mutluluk olarak nitelendirdiğin mutluluklarının da toplamı değilsin.

Bırak bu elbiseleri; onlar şu an üzerinde olabilir ama unutma ki onlar bedeninin bir parçası, ruhunun bir parçası değiller ve onlar her zaman değişebilir ve değiştirilebilir olan şeyler.

Asıl değer, Bir temizlik işçisi yaptığı işi en iyi şekilde yapıyorsa, bu bir değerdir.
Bir doktor, hastası için en iyi tedavi yöntemini uygulamaya çalışıyorsa, bu bir değerdir.
Bir öğretmen, öğrencilerinin kendileri için, ülkemizin geleceği için; en iyi eğitim ve öğretimi vermeye çalışıyorsa, bu bir değerdir.
Bir baba, bir anne, çocukları ve kendileri için en doğru en ahlaklı edepli davranış şekillerini benimseyip aile içerisinde bunları yansıtabiliyorsa bu bir değerdir.
Kişisel olarak sevginin, muhabbetin, anlayışın, empatinin, saygının, hakkaniyetin ve birçok insani değerlerin artması için mücadele
ediyorsak bu bir değerdir. Bunların dışında bulunan hiçbir şey üstünlük göstergesi olamaz.

Selamlar hürmetler.

 

 



YAZARLAR