Cinayetler
Cinayetler
Tarih: 19.3.2015 18:17:45 / 872okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 

Çocukluğumun ve ilk gençliğimin geçtiği o küçük taşra kentinde 25 yılda bir cinayet işlenmişti.

Kahveci Yaşar’ı vurdular. Kimi cinayet, kimi kaza ile vurulmuş dedi.

 

Kimse kimsenin malına, gelirine, karısına, kızına bakmaz koca şehir büyük bir aile gibi yaşardı. Zaten dikkat çekecek bir gelir artışı olmuyor, kimse kimseyi kıskanmıyordu. Kimsenin evinde mobilya yoktu (istisnalar hariç), beyaz eşya henüz kullanıma girmemiş, teldolaplar mutfaktan çıkmamıştı.

 

Sokaklarda otomobillerin değil faytonların dolaştığı, durgun bir göl gibi tekdüze ve huzur içinde geçen zaman fazla sürmedi. Modern teknoloji ürünleri ve bunların getirdiği hayat tarzı asırlardır süren kanaat ekonomisini süratle tüketim ekonomisine çevirdi.

Bu çevrimde sanayileşmeden ziyade rant ekonomisi başı çekti. Artan nüfusu köylerden şehirlere göçe zorladı.

 

İktisat ve siyaset paranın gücüne güç kattı. Sonradan görme zenginler her ne kadar mizah konusu olsalar da “zor oyunu bozar” kavliyle kendilerini kabul ettirdiler.

 

Dengeler alt üst olmuş, toplumu ayakta tutan ahlak yara almıştı.

Güç iktidarı, iktidar gücü besledi, devlet eliyle zenginleşenlerin peşisıra serbest ekonomi (!) toplumun cıvatalarını gevşetti.

 

Ahlak bu ülkede ne kapitalizmin oluşumuna cevaz vermiş ne de sınıfların teşekkülünü sağlamıştı. Bizim ne işçi sınıfımız ne burjuvamız vardı. Sermaye temerküzü sağlıklı değildi.

Uzun süre (göç sebebi ile) ülke bir alt-üst oluş, bir karmaşa yaşadı, ideolojik çatışmalardan darbelerden geçti. Kişiler ve kurumlar güven duygusunu kaybetti. Geciken adalet nefsî ihtirasları körükledi, az zamanda zengin olma fikri hakim oldu. “Benim memurum işini bilir” düşüncesi “işini bileceksin-köşeyi döneceksin”e vardı. Nüfus artmış, aile bağları zayıflamış, devlet otoritesi sarsılmıştı. Haksızlığa uğrayan “Bu hesabı ben kendim göreceğim” noktasına varmıştı. (Hastane basıp doktor dövmek, okul basıp öğretmen dövmek hep bu psikolojinin ürünüdür.)

Banker faciasının ardından, banka kurup parayı toplayıp sonra bankayı batırmak âdet oldu. Her sokak bir çetenin eline geçti. Toz-dumana karıştı. İşte bu atmosfer içinde yetişenler kumara, uyuşturucuya alışıp yeraltı dünyasına indiler. Orta mektep çocukları belde silah dolaşmaya başladı. Racon kesmek moda oldu.

 

Merhamet, şefkat, dayanışma, hakka riayet yerini bencilliğe, heva ve hevese, haksız kazanca, kine, husumete terketti. Kumarda kaybeden işleri bozulan sarhoş acısını karısını döverek çıkarmaya başladı.

 

Azla yetinme terkedilmiş, her fert ayağını yorganından bir metre dışarı çıkarmıştı. Her yenilgi mevcut hırsı körükledi. Yeşil sahalarda atılan nizami bir gol bile kavga sebebi oldu. Stresli şehir hayatı bir apartman yönetimi toplantısını, bir sendika kongresini meydan savaşına çevirdi. Geceleri sokağa çıkmak tehlikeli hale geldi. Bu durumda dahi siyasiler ateşe benzin sıkıyordu. (Hâlâ bunların izi görülüyor).

 

Kadın cinayetleri artış gösterdi, erkek cinayetleri bunun üç-dört katı oldu. Şiddet yaygınlaştı.

Sebep.

 

Çok sebep var. Ben birini zikredeyim.

 

Pasta büyümüş ama yüzde beş nüfus pastanın yarısına el koymaya başlamıştı.

Yoksulluk kronik bir hal aldı. Milli gelir artıyor ama açlık sınırında yaşayanlar bu gelirden pay alamıyordu.

 

Pastadan pay almak her tür çatışmanın temelini teşkil ediyor.

Pastanın bölüşümünde demokrasi hal çaresi gibi görünüyor ama siyasetin finansmanı buna izin vermiyor.

 

Önce “Silahlara veda” demek lazım. (Ülke genelinde tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi bir silah toplama, silah bırakma kampanyası ne iyi olur. Herhalde bunu ilk yapacak milletvekilleri olmalı. Silah ruhsatı almak zorlaştırılmalı, silah bulundurmanın cezası caydırıcı olacak kadar artırılmalıdır).

 

Lazım ki millet gündüz gözü sokakta birbirini kurşunlamasın.

Bunu önce siyasi alanda görmeliyiz, sonra sivil alanda.

“Güvenlik paketi”ne bir de bu gözle baksak iyi olacak.

 

Anahtar Kelimeler: Cinayetler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MADALYA (11 Ekim 2018 - Perşembe)
Mânalı hayat (04 Ekim 2018 - Perşembe)
Kalbin akletmesi (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Hayat zor (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
‘Söz´ün gücü (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Çorbada tuzum olsun (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İnsan nereye koşuyor? (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Yalnız ölüm (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Roman diliyle iktisat (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun

Hz. Muhammed