Cengiz Budist olur da Japon sufi olmaz mı?
Tarih: 26.5.2017 11:03:40 / 530okunma / 0yorum
Mahmut Erol Kılıç

 Hatırlayacaksınız geçen haftaki yazımda Almanya´da yaşayan ve Budist olan bir Türk´ten, Cengiz´den bahsetmiştim. Bu hafta ise kısmen Zen-Budist ve kısmen de Şinto olan Japonya´dan farklı bazı gözlemler aktaracağım.


Bir Türk STK´sının gayretleri ve destekleri ile Japonya´nın Kyoto Üniversitesi´ne bağlı olarak geçen sene kurulan Kenan Rıfâî Tasavvuf Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “1. Uluslararası Akademide İslami Araştırmalar ve Tasavvuf Çalışmaları: Metodolojiyi Yeniden Düşünmek” Sempozyumu´nda konuşma yapmak üzere Kyoto´ya geldim. Dün başlayan iki günlük sempozyum bugün kapanış oturumu ile sona erecek.

Anadolu´nun İslamî köklerinin sufi rengini dünyaya bilimsel olarak tanıtmanın Türkiye´ye büyük hizmet olacağını düşünüyorum. Bazı ülkelerin petro-dolarları ile yıllarca destekledikleri Selefizm´in ve şimdilerde sahada onlardan boşalacak yeri doldurmak için bütün güçleri ile çalışan yayılmacı Şiizm´in kıskacı arasında sıkışıp kalan çoğunluk Müslümanlara tek bir ümid kapısı kalmıştır. O da bu akımlar sahada yokken İslam dünyasını temsil eden Ananevi İslam ve onun metafiziği olan İslam İrfanı´dır. Buna tasavvuf veyahut sufilik de diyebilirsiniz. Yani daha gerçekçi bir söyleyişle Ertuğrul, Osman Gazi gibi madde âlemi sultanlarının ve İbn Arabi, Mevlana, Yunus Emre gibi mana âlemi sultanlarının İslam´ı. Veyahut buna Davud-ı Kayseri gibi Molla Fenari gibi medrese âlimlerinin İslam´ı da diyebilirsiniz. Yani güncel tabirle “(Since) 1071´den beri” bu topraklarda bütün seviyelerde aralıksız olarak tecrübe edilen dini yorum ne idiyse o. Bunun için modern Türkiye´nin geleneğine sahip çıkması lazım..

Türkiye´nin İslam âlemindeki liderliği zaten onları dipsiz kuyuya iten o âtıl düşünceleri onlardan alıp yine onlara satmaya kalkmak ile değil ancak kendi tecrübesi olan âriflerin İslam´ını onlara ihraç etmesiyle olacaktır. Zaten Selefizm´in ve Vahhabizm´in kendilerine bir faydası olsaydı bugün ondan kurtulmaya çalışmazlardı. Tabii ki özellikle bazı körfez ülkelerini bekleyen bir başka büyük tehlike yerine koyacakları bir alternatiflerinin de olmaması. Ne yapacaklar Vahhabiliği terkederseler? Ne metafizik bir anlayışları ve ne de aşk u muhabbet anlayışında dinleri var. Bu açıdan Sufi İslam´a en fazla onların ihtiyacı olacak. Kendileri hatırlamasalar da dedeleri Mekke ve Medine Mevlevihaneleri ile Bağdat ve Kerbela Mevlevihaneleri var iken Ortadoğu´nun bir başka olduğunu iyi bilirler.

Türkiye´den ve Japonya´dan saha üzerinde uzman birçok akademisyenin yanısıra uluslararası akademik camiadan William Chittick, Sachiko Murata, Omid Safi, Carl Ernst, James Morris v.b. gibi tasavvuf araştırmacıları da konuşmaları ile toplantıya iştirak eden isimlerden bazıları.

Japon üniversitelerinde İslami araştırmaların 1960´lardan sonra yükselişe geçtiğini görmekteyiz. Tabii ki bu araştırmaların yönü ve mahiyeti dönem dönem değişiyor. İlk dönemlerde daha fazla doktrin üzerine çalışmalar yapılırken son dönemlerde tıpkı Batı´da olduğu gibi daha çok jeo-stratejik ve jeo-politik çalışmalar öne çıktığı gözlerden kaçmıyor. Dini konularda ise televizyon vaizleri, türbe ziyaretleri, muskacılık v.b. gibi popüler konulara kaymışa benziyorlar. Nedense İslam doktrini veyahut tasavvufun zirve şahsiyetleri mesela İbn Arabi, Mevlana v.b. gibi şahsiyetler üzerinde çalışan hemen hemen yok gibi.

Şunu bir kere daha anladım ki büyük Japon İslamiyatçısı Toshihiko Izutsu´nun (ö. 1993) yeri ayrıymış meğer. Yeni nesil akademisyenler sanki onun yerini dolduracak gibi gelmediler bana. Japonca´ya yapılan en güzel Kur´an tercümesi de kendisine ait olan Izutsu´nun bazı eserleri Türkçe´ye tercüme edilmişti. Özellikle Kur´an semantiği ile tasavvuf düşüncesi ve Taoculuğu karşılaştırdığı eserleri muhteşem. Gördüm ki kendisinin Eranos yazıları da iki cilt olarak toplanmış. Bu yazılar yanısıra çevrilmemiş diğer eserleri de muhakkak Türkçe´ye kazandırılmaldır. Bu yazılar da Türkçe´ye tercüme edilmeli ve diğer eserleri ile beraber bir külliyat olarak basılmalıdır.

Dünkü açılış konuşmasında dikkat çektiğim bazı hususları önemine binaen burada sizlerle de paylaşmak istiyorum. İslam´ın manevi ve metafizik geleneği diyebileceğimiz Tasavvuf ile Japon geleneği arasında mukayeseli bir çalışma yapabilmek için dinler tarihi alanında başını daha çok Rene Guenon´un çektiği Kalıcı (Perennialist) yaklaşımın çok mühim bir model olduğuna inanıyorum. Malum olduğu üzere bu modelde her ne kadar dinlerin zahiri yönleri bir birlerinden farklı iseler de hepsinin içeride ortak olacağı pek çok “müşterek kelime”ler, alanlar bulunmaktadır. İşte bu yönlerin bulunup çıkarılması özdeki birliği gösterecek kalıcı çalışmalar olacaktır. Yoksa salt dışşal açıdan iki uzak coğrafyaya ait bu dini gelenekler arasında çok da irtibat kurulması mümkün gözükmemektedir. Bu durumda mukayeseli çalışma değil de doğrudan bir kişi veyahut konu çalışılsa daha iyi olur. Zaten Izutsu´dan sonra bu tarz çalışmanın önemine inanan da kalmamış, yapacak olsalar o donanıma sahip ilim adamı da kalmamış. Tabii ki kolay bir konu değil zor bir konu. Mamafih bu girişim sayesinde birkaç genç Osmanlı tasavvuf metinleri üzerine çalışmalara başlayacaklar inşaallah.

Tabii ki görüştüğüm diğer bazıları ise yine de kendileri için “Modern Türkiye´de Yüksek Kültür Gruplarının Tasavvufa Meyli”, “Şeb-i Arus Törenlerine Gelenlerin Sosyo-Ekonomik Yapısı”, “Ak Parti Hükümeti´nin Tasavvufi İslam´a Bakışı”, “Sekülerlerin Tasavvufa Bakışı”, “Diyanet ve Tasavvuf”, “Türkiye´de Kırsal Kesim Genç Dindarlarında Selefiliğin Yükselişinin Nedenleri” v.b. gibi konuların daha cazip geldiğini de itiraf ettiler.

Tokyo Merkez Camii imamının ifadesiyle her hafta 4-5 Japon Müslüman oluyorsa Anadolu İslamı´nın yani Tasavvuf´un sadece Ortadoğu insanına değil buraya da sunacağı imkanlar ve güzellikler olduğu kanaatindeyim. Lütfen bu konuyu “Yabana Atmayalım!” 1, ihmal etmeyelim. Bu vesileyle bu girişime emeği geçen herkesi tebrik ederim.


1 Arapça´da Japonya “Yaban” diye yazılır.

Anahtar Kelimeler: Cengiz, Budist, olur, Japon, sufi, olmaz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bilgilendirme notu (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
Ruhsallığı öldüren modern hayat (02 Eylül 2018 - Pazar)
Hoy´dan Hay´a (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Düşünce sentezi yapabilmek (13 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Yaz okulunda irfan dersleri (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Düşüncesiz aksiyonerlik (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Metodik yanlışa devam (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Psikopatlar ve din (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Aynoroz Adası´nda II (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Aynoroz Adası´nda -I (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Esas olan devletin bekâsıdır.. (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Köpek yavruları ve biz (17 Haziran 2018 - Pazar)
Kadir kıymet bilmek (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
Son 10 gün (05 Haziran 2018 - Salı)
İmparator Marcus (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sabır ve oruç (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik… (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Anadolu erenlerini bir bir kaybederken… (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geleneksel tıp üzerinden ideolojik okumalar (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Tasavvufun içini boşaltan şeyhler (27 Mart 2018 - Salı)
İslâm´ın içini boşaltan Müslümanlar (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Gençleri doğru yöneltmek (25 Şubat 2018 - Pazar)
Şîrâz… (06 Şubat 2018 - Salı)
Sofra sırları (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
Bana göre İran´da ne oluyor? 2 (23 Ocak 2018 - Salı)
Bana göre İran´da ne oluyor? 1 (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bir ilmin nefsi müdâfaâsı (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Müslüman Biblicalistler (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mevlânâ endeksi (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mevlânâ endeksi (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Dış politikada büyük oynamak (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Arap dünyası nereye gidecek (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Çevre ve biz (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Mimari eserler de bir ruha bağlıdır (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Hüseyin misiniz, Yezid mi? (26 Eylül 2017 - Salı)
Elmalı´da Vehhâbîler (?) (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Hacc´ın ardından bazı tespitlerim (12 Eylül 2017 - Salı)
Aydınlanmış Medine´den selam (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Aydınlanmış Medine´den selam (29 Ağustos 2017 - Salı)
Din adamı vardır (22 Ağustos 2017 - Salı)
Benim İslâm üniversitem (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
İslam siyaset felsefesi tek midir? (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (01 Ağustos 2017 - Salı)
15 Temmuz analizlerine devam (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yaz üzerine metafizik değinmeler (08 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Aylar var ki… (06 Haziran 2017 - Salı)
Çocuklar kadar saf olmadıkça (13 Nisan 2017 - Perşembe)
Köy gençliği üzerine (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Adem suretinde olan herkes adem değildir?

Hacı Bektaşı Veli