Cemaat müdafilerine…
Tarih: 6.11.2016 10:05:52 / 460okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

 

Şunu baştan söyleyeyim: Görebildiğim kadarıyla “Şu cemaatleri, tarikatları bitirelim” diyen yok gibi. Varsa da ciddiye almamak gerekir. Çünkü bu kafa artık geride kaldı. Hatta keşke insanları arındıran, inanç ve ahlâk dünyalarını zenginleştiren o tarikatlar, tekkeler, mürşitler, adanmışlar yine olsa! Belki var. Ama ortalıkta görünenler başka türlü. Mesele bu… İnsanlar şunu diyor: “Bu oluşumların, dinin esaslarına da, tasavvufun ruhuna da, devlet düzenine de uymayan bazı tutumları var. Bu yapılar kendilerini gözden geçirmeliler; devlet de yasalar ve özgürlükler çerçevesinde denetim görevini yapmalıdır.” Bunun nesi yanlış?

 

Bunları sanki sadece bazı Diyanet ve ilâhiyat mensupları söylüyormuş gibi ithamlara onlar maruz kalıyor. Oysa ilâhiyat menşeli ve Diyanet mensubu olmayan birçok din uzmanı, siyasetçi, siyaset bilimci, sosyal bilimci, kültür tarihçisi de ciddiye alınması gereken eleştiriler yapmıyor mu? Aslında “Tasavvuf tevazudur” denildiği halde bu tür bazı yapıların kendilerini sorgulanamaz kutsal yapı görmek gibi bir kibirleri var.

 

***

 

Kimi cemaat sempatizanlarının yanıltıcı bir iddiaları var: “Cemaatler halkımızın gönlüne giriyor; insanları etraflarında topluyorlar. Siz Diyanetçiler, ilahiyatçılar, siz niye yapamıyorsunuz bunu?”

 

Bu zevata şunları hatırlatmak isterim: Bunu diyenler, düşünmeye yanlış yerden başlıyorlar. Alanı paylaşmaya alışık oldukları için akılları hep oraya çalışıyor; toplumu paylaşma üzerinden konuşuyorlar: “Siz ne kadar adam topladınız?”

 

Böylelerinde Diyanet´i cemaatlere rakip görmek gibi bir tuhaflık var. Oysa Diyanet -kanuni ve dinî sorumluluğunun gereği olarak- söz konusu oluşumların yanında da değil, karşısında da değil; olmamalı da. Ama bazıları yine de böyle demekte ısrar ediyorlarsa onlara bir önerim var: Cemaatleri bir araya getirip (gelemezler ya!), bir kamuoyu yoklaması yaptırsınlar. Sadece iki soru sordursunlar:

 

1. “Ülkemizde din işlerini Diyanet mi yürütsün, cemaatler-tarikatlar mı?”

 

2. “Din öğretimini ilâhiyat mezunları mı yapsın, cemaat-tarikat müntesipleri mi?”

 

***

 

İlâhiyat hocaları konusunda da şunu söyleyeyim: Bir tezin, fikrin, bilginin, hatta bir inancın doğruluğu, taraftarlarının sayısına göre ölçülmez. Elbette insanlar kendilerine inanılmasını isterler. Ama bir ilâhiyat hocası, “Ben ne söylersem öğrencilerim söylediklerimden hoşlanır da peşimden koşarlar” diyemez. Bir toplumda ilim adamları bunu demeye başladılar mı, o toplum için felaket de başlamış demektir.

 

Bugün İslâm toplumlarının içine düştüğü bataklığın başlangıç noktası, halkın hoşuna gidecek laflar etmedikleri için ülkelerinden sürülenler, kaçıp canlarını kurtaranlar değil; konuştukları yanlışlarla milyonları peşlerine takanlardır.

 

Tek örnek vereyim: Bugün Pakistan´da Müslümanlar birbirini tekfir ediyor; içindeki cemaatle birlikte birbirinin camilerini ateşe veriyorlar. Pakistan´ın bu hale gelmesinin suçlusu, başına on bin rupi ödül konduğu için ülkesinden kaçmak zorunda kalan Fazlurrahman değil, onun öldürülmesine fetva çıkaranlardır. Diğer birçok ülkenin bu hallere düşmesinin sebebi de Pakistan´dakinden farklı değil.

 

Eğer bugün “Aman filan efendilerin, hazretlerin, camianın gönlü incinmesin” diyerek konuşursak, icraat yaparsak, -Allah korusun- 15 Temmuz´da uçurumun kenarından dönen ülkemiz, –bir gecede olmasa da- yıllar içinde ayağımızın altından kayar. Örnekler ortada.

 

Değer verdiğim bir yazar, “cemaatleri sorgulamalıyız” diyenleri eleştirdiği köşesinde, “İslam´ın cemaat yapılarının yok edilmesi için uluslararası bir proje uygulandığı”nı yazdı. Tam tersi… İslâm dünyasında cemaat ve mezhep sayısını olabildiğince artırmak suretiyle ümmeti parçalayıp çökertmek, bazı Batılı devletlerin başlattığı eski bir projedir ve şimdilerde başarıyla uygulanıyor.

Anahtar Kelimeler: Cemaat, müdafilerine
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Denizi testiye doldursan, alabildiği kadar su alır. Gerisi kalır?

Mevlana