Çaya Çorbaya Yoğun
Tarih: 10.10.2017 11:22:45 / 187okunma / 0yorum
Yavuz Bülent Bakiler

İnsan kelimelerle düşünür. Kelimelerle konuşur. Kelimelerle yazar.
Bir insan, eline aldığı bir kitabı, kelime hazinesinin zenginliği nispetinde kavrar. Veya insan ne kadar çok kelime bilirse, bir sohbetten, bir sanat ve edebiyat toplantısından veya ilmî bir müzâkereden o kadar kazançlı çıkar. Okuduğunu ve dinlediğini anlayamayan, kavrayamayan kimseler dil fakiridirler.
Her milletin eğitim kurumları, radyo televizyon yayınları ve basın kuruluşları, kendi dillerini geliştirmekle, yaymakla ve yaşatmakla vazifeli.
Bunun tek istisnâsı galiba Türkiye´de görülüyor. Her ülkede olduğu gibi Türkiye´de de konuşulan çeşitli diller var. Bu diller arasında saldırıya uğrayan, budanan, güzelliklerden uzaklaştıran tek dil Türkçe!
Türkçe bir taraftan İngilizce ve Fransızca asıllı kelimelerin taarruzu karşısında! Bir taraftan da dilde tasfiyecilerin budamalarından sancılı. Türkçe bir taraftan da belki iyi niyetli ama bilgisiz, ama zevksiz, ama gafil kimselerin elinde kuruyan bir çiçek. Bazı kimseler birkaç yüz kelimelik bir aşiret diliyle konuşuyorlar.
Türkçe, radyo ve televizyon habercilerinin, programcılarının veya sunucularının ağzında tatsız – tutsuz kelimeler tıngırtısı hâline gelmekte. Maymuncuk kelimelerle veya katil kelimelerle konuşmak ve yazmak, her gün biraz daha yaygınlaşıyor.
Bu maymuncuk kelimelerden birisi “yoğun”, ötekisi de “neden” dir.
“Yoğun”, aslında güzel bir kelime. Üstelik Türkçe bir kelime. “Yoğun” daha çok fizik ilmiyle ilgili bir sıfat! Hacmine oranla, ağırlığı fazla olan veya kesif, koyu anlamında bir kelime.
Meselâ civa, yoğunluğu çok yüksek olan bir madeni Zeytinyağı, suya nazaran yoğunluğu hafif olan bir sıvı yağ. Su ile karıştırıldığı zaman, civanın dibe vurması gibi, bugünkü Türkçe´de de “yoğun”, artık çok dikkat çeken bir kelime. Onun için ikide bir ortaya çıkarılması, olur olmaz yerde kullanılması, Türkçemiz açısından bir kısırlık, bir zevksizlik örneği.
Basınımızdan, radyolarımızdan ve televizyonlarımızdan aldığım “yoğun” kelimeli cümlelerden bazıları şöyle:
1- “TBMM, yoğun bir gündemle açılacak!” deniliyor. Eskiden Meclislerimiz yüklü bir gündemle açılırdı. Yoğun bir gündemle değil.
2- “Başbakan konuşmasını yoğun alkışlarla sürdürdü.” deniliyor. Eskiden başbakanlarımız sürekli alkışlarla konuşurlardı, yoğun alkışlar arasında değil.
3- “İnsanların yoğun olarak bulundukları yerlerde önlemler alınacak.” deniliyor. Eskiden insanların kalabalıklar halinde bulunduğu yerde tedbirler alınırdı.
4- “Çok yoğun olarak yağan yağmurlar sele neden oldu.” deniliyor. Eskiden, “Şiddetli yağmurlar sele sebep oldu.” denilirdi.
5- “Sinema sanatçılarımız yoğun duygular içinde olduklarını söylüyorlar.” Eskiden, “sinema sanatçılarımız güçlü duygular içinde” çalışırlardı.
6- “Öğrenciler derslerin yoğunluğundan şikâyetçi” deniliyor. Eskiden derslerin çokluğundan veya ağırlığından şikâyet ederlerdi.
7- “Film yoğun bir aşkı anlatıyor.” deniliyor. Eskiden büyük aşklar yazılır, anlatılırdı.
8- “Bu koalisyon Türkiye´nin yoğun sorunlarını çözebilecek mi?” deniliyor. Eskiden Türkiye´nin devâsa meselelerini omuzlayan iktidarlar olurdu.
9- “Trafik yoğunluğu nedeniyle yollar kilitlendi” deniliyor. Eskiden trafik sıkışıklığından veya kilitlenmesinden bahsedilirdi.
10- “Yoğun sis nedeniyle vapur seferleri iptal edildi.” deniliyor. Eskiden, kesif sis yüzünden vapur seferleri iptal edilirdi.
11- “Güzel konuşabilmek için yoğun bir nefes almalı.” deniliyor. Eskiden, güzel konuşmak için derin bir nefes alınırdı.
Örnekleri çoğaltabilirsiniz. Burada görüldüğü gibi :
“yüklü – sürekli – şiddetli – kalabalık – çeşitli – çok – büyük – devâsa – karmaşık – sıkışık – kilitlenmek – muhteşem – ağır – anlatılmaz – kesif - derin” kelimelerinin yerine sâdece yoğun kelimesi kullanılıyor.
Basmakalıpçılar, dilin güzelliklerini, inceliklerini, renklerini bilmeyenler, Türkçe´yi yoğun bir karanlığa doğru sürüklüyorlar. Galiba yakın bir gelecekte, çocuklarımızın, “Bu gün yoğun bir sabah kahvaltısı yaptım” veya “Yoğun bir futbol maçı seyrettim” diyerek keyiflenmelerine şâhit olacağız.
Yoğun! Yoğun! Yoğun! Çaya, çorbaya yoğun! Yoğun renkler, yoğun güzeller, yoğun sular, yoğun lezzetler, yoğun haberler yoldalardır.

Anahtar Kelimeler: Çaya, Çorbaya, Yoğun
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Mesela mı örneğin mi diyelim? (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ana Dil mi, Ana Dili mi? (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
SİVAS´TA İNANILMAZ BİR GELİŞME (05 Eylül 2017 - Salı)
ARGO (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:03 06:40 12:27 15:28 17:55 19:19
Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.

Hz. Muhammed